• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
06 Ekim 2019

Can bedenden ten bedene..

Günümüz sağlık profesyonelleri ten bedenle uğraşadursun insanlar can bedenlerinden yakalandığı hastalıklardan patır patır dökülüp hastanelere ve sağlık kurumlarına akın ediyor.

Hekimlik ve doktorluk aynı mesleği icra eden insanların ortak sıfatı olarak kullanılıyor olsa bile bu ikisi arasında ciddi farklılık olduğu kanaatim tecrübemin arttığı her geçen gün giderek daha netleşiyor.

Can bedenimizi kısaca ruhumuz ve zihnimiz olarak tanımlarken, ten bedenimizi biyolojik yapımızın bütünü olduğunu söyleyebilirim.

Modern tıp ten bedenlerimizle ilgili teknolojinin yardımı ile olmazları oldurup birçok yönden işimizi kolaylaştırdı diye düşünürken aysbergin altında kalan bilinçaltı sistemimizden türeyen hastalıklar can bedenimizi öyle bir incitiyor ki, anlamak ve anlamlandırmak gerçekten zor. Çünkü günümüz tıbbı bu tür hastalıkların kabulünde ciddi sorunlar yaşamaya devam ediyor. 

Tabiplerimiz bu tür hastalıklardan muzdarip kişilerin yaralarına merhem olma hususunda hâlâ yaya ve çaresiz. Çünkü bu hastaların tetkik ve tedavi protokollerinde rutin kullanılan yöntemler ile bir sonuca varılamıyor. 

Dün üst üste iki hastam muayene sırasında hocam beni böyle muayene ederek detaylı sorgulayan olmadı demez mi?

Muayene etmeden hastalık nasıl teşhis edilir doğrusu bilemiyorum. Şikâyetlerden yola çıkarak teşhis koymak ne kadar isabetli olur? 

Bu şekilde teşhis koyan akıllı yazılım sistemleri var. İsabet oranlarının yüzde doksanlara kadar doğru olduğunu biliyoruz. Ancak yüzde 10-15 gibi bir hasta popülasyonunda bu sistemin çözüm üretmek şöyle dursun kafa karışıklığına sebep olduğunun bile canlı şahidi olduğumu beyan etmek isterim.

Hastanın hastalık hikâyesi ve muayene bulguları iyi harmanlandığında hiçbir tetkike tahlile ve filme gerek duyulmadan daha yüksek oranlarda isabetli teşhis ve tedavi protokolü oluşturmak günümüzde önemini kaybediyor gibi algılansa da birçok hastalık için kesin teşhise bu yöntemle gittiğimi de itiraf etmeliyim.

Bu yol tercih edildiğinde hasta-hekim diyaloğunun pozitif etkisi ile teşhis hataları azaldığı gibi tıp teknolojisinin zararlarından korunmak da mümkün.

Tıp ve din bu iki alanın kaynakları kirli olduğunda insan hem canından hem dininden olabilir. Günümüzde her iki alandan marazlanmış o kadar çok zede var ki, gerçekten hangi birini nasıl düzelteceğiz. Bu sorunun cevabının zor olduğunu bilen bir hekimim.

Profesyonel meslek hayatımda hastalarımla iletişimime önem vermem ve zor zamanlarında onların halleri ile halleşmeye azami gayret etmemin şifaya vesile olmamda büyük katkısının olduğunu itiraf etmeliyim.

İkinci itirafım ise samimi olduğuma önce kendim inanarak şifa arayışında bal arılarını taklit etmem olacak.

Bal arıları vahiy ile hareket ediyor. Nereden ne kadar özüt alacaksa miligram sapmadan adeta tartarak alıp, vazifesini yapma hususunda zerre kadar taviz vermeden maksimum kapasite ile çalışıp ürettiği balı en değerli şifa vasıtası olarak bizlerin istifadesine sunuyor.

Can bedenimizin iki ana öğesi ruh ve zihnimiz modern batı tıbbında adı olmasına rağmen tadından tuzundan bahsedilmeden geçiştirilir. Ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzmanlaşmış doktorların bir kısmı ruhumuzun olduğuna dahi inanmıyor. Bedenimiz ile ilgili hastalıklara tamam dediği kadar zihnimizin varlığına ve hastalanmasına tamam diyemiyor.

Çünkü bu iki alanla ilgili yolculuğun sonu insan fıtratına dayanır. Fıtrat ve yaratılmak bu iki husus Allah’ı hatırlatır. Ortodoks modern batı tıbbı kanıt eksenli bir sapkınlık içinde olduğundan burada çuvallamasına rağmen inadım inat patinajından bir türlü kurtulamamıştır ve böyle devam ederse geberip gitse de inadından vazgeçmeye hiç niyeti yok. 

Bu gerçeklikten dolayı ben meslektaşlarıma doktorluktan vazgeçin. Hekim veya tabip olun diyorum. Çünkü hekimlik; bilim yanında ilim, sanat, edep, had, hudut, ahlak ve zekâyı terbiye edici bir akıl vardır.

Yüksek zekânın akıl ile terbiye edilmediği zamanlarda yaşıyoruz. İnsan, aczini unutup kendini yaratıcı yerine koyup kutsandığında veya kutsadığında sapkınlıkların bini bir para oluveriyor.

Ten bedenimizle ilgisi olduğunu zannettiğimiz hastalıkların büyük bir kısmının kaynağının can bedenle ilgili olduğunu akıldan çıkarmayalım. Ruhun gıdası olan manevi dinamiklerimizle barışmanın yollarını ararken haddi aşmamaya özen gösterelim. Şifayı verenin tek sahibinin yaratıcımız olduğunu unutmadan yaşayalım.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Dr Ali abi daha doğrusu hekimimiz bu yazını da zevkle beğenerek okudum. 20 gündür neredeydin be Ali abi. Bir daha hafta atlama lütfen.
  • Yanıtla

Rasim DUMAN

Ellerinize sağlık Hocam; Cenâb-ı ALLAH (C.C.) razı olsun inşallah. Yazılarınızdan çok istifâde ediyoruz. Amma, her yazınızın sonunda da, böyle teşekkür-tebrik yazısı yazmıyoruz; hakkınızı helâl ediniz. Aslında, "mârifet, iltifâta tâbidir" ve "yiğidi öldür amma, hakkını yeme" gibi güzel sözlerimiz de var ; itibâr etmemiz lâzımdır ; ihmâl ediyoruz. Selâm ve dua ile.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı