• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
10 Mart 2019

Boş verecekmiş

Üniversiteyi geçen yıl bitirmiş bir genci muayene sırasında şuradan buradan derken konu geldi çattı seçimlere. Hocam boş vereceğim demez mi. Allah Allah bu kararlılığın altında önemli bir sebep olmalı diye düşünürken bir yıldır işsizim ve çaldığım tüm kapılardan boş dönüyorum. CV’mi alanlardan bugüne kadar dönüş yapan olmadı. Herkes yokluktan krizden ve seçim sonrası daha beter olacak denilen günlerden bahsediyor. İyice içim karardı hocam.

Seçim sathı mahallide olmamız dolayısı ile hastalarımdan ne yapalım hocam diyenler de az değil. Ne de olsa yıllardır mesleğimi şerefi ile icra ediyor ve dostlarımla diyaloğum ve iletişimim de iyi şükür. Siyasetçi olmamanın verdiği rahatlık ile eş ve dostlarla ülkemi ve meselelerini hasbihal edebiliyor, karşılıklı fikir teatisinde bulunabiliyoruz. Herhangi bir resmi kimlik ve görevimin olmaması bu hususta bendenizi hastalarımla daha yakın teşriki mesai kurmamı kolaylaştırıyor.

Yıllardır tanıdığım başka bir hastam da İstanbul’un önemli bir ilçesinde mukim. Ve Ak partinin ilçe belediye başkan adayı ile ilgili soysuz medyadan bir sürü resimleri göstererek “hocam bu adaya rey vermemi teklif etmiyorsunuz herhalde” diyerek kararlığını benimle paylaşıyor .

Kafası karışık ve bu seçimlerde nasıl hareket edeceğini kestiremeyen çok sayıda insanla karşılaştığımı açık seçik beyan etmeliyim. 2015 yılı Haziran seçimlerinde ülkemizin doğu bölgelerinden gelen hastalarımın aktardıklarını köşemde okurlarla paylaşmış ve iktidar partisine uzak durmalarının altında yatan sebepleri enine boyuna sizlerle paylaşmıştım.

Amacımın üzüm yemek olduğunu öncelikle ifade ederek, bağcıyı dövmeye bugüne kadar hiç yeltenmediğimi söylemeliyim. Yaptığım işin icabı insanlarla iletişim dilini iyi kullanmam gerektiğinden dolayı, hakkımda hüsnü zannı olan hastalarımın zaman zaman başvurduğu danıştığı bir vatandaşım. Ülkemin geleceği adına bilgi ve tecrübemi onlarla paylaşmaktan daha tabii ve doğal ne olabilir?

SİHİRLİ MAYMUNCUK

Hasta hekim iletişiminin zayıflamış olduğu günümüzde şifa arayışında olan o kadar çok insan tanıyorum ki, dimyata pirince giderken evindeki bulgurdan olmuşlar. Kaş yapalım derken gözü çıkmış. Velhasıl birçok insan ilaç kullanmaktan, tetkik ve tahlil yaptırmaktan hatta zaruri olan ameliyatlardan bile kaçar olmuş. Bu çaresizliğe ivedi bir çözüm üretemediğimiz müddetçe ne kadar şehir hastanesi yaparsak yapalım ve sağlık bütçesine hazineden ne kadar para aktarırsak aktaralım koskoca bir HİÇ kazanacağımızı büyük puntolarla buraya yazıyorum. Söz uçsa da bu yazı kalacak.

Geçen bir hastama doktorluğu bıraktığımı söyleyerek hekimlikte kararlılığımdan ve bakış açımızın değişmesi gerektiğinden bahsederek sağlık sistemimizin hali pür melalini ve çaresizliğinin sebeplerini aktarmıştım. Bu kardeşim başka bir hastama Ali Hocam doktorluğu bırakmış dediği hastam aradı. Hocam bizi nasıl bırakırsınız diyerek söze başladı… Cevap vermeme fırsat bulamadan epey dinledim. Hüsnü şehadeti bendenizi mutlu eyledi ancak nefsimin ve duygularımın esaretine girmedim.

Hekimlik ve doktorluk. İkisi de aynı anlama geliyor gibi anlaşılsa da arasında dağlar kadar farkın olduğunu iddia ederim. Çünkü hekim dendiğinde şifa verenin hikmeti hükmü ve esması bizlerin işini kolaylaştırıyor ve açılmaz zannedilen kapılar daha kolay açılarak hastalarımıza karşı mahcup olmuyoruz.

Doktorluk dendiğinde ise işin içerisinde sadece bilimsel veriler ve onun dar kalıpları içerisinde sıkışmış hastalar var. İnsan gibi mükemmel bir yaratığı bu dar kalıpların içerisine sıkıştırarak derdine çare ve çözüm üretmek çoğunlukla mümkün olmadığı gibi hastalarımıza karşı da mahcubiyetimiz fazla. Tıpta hastalık yok hasta var gerçekliğinin çözücü maymuncuğu da hekimlik sınırları içerisinde kalıyor.

Önümüzdeki günlerin ülkemiz insanı için aydınlık yarınlar olması dilek ve temennisi ile bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

15 TEMMUZ’DA TANKLARI 

VURAN EBABİLLER

15 Temmuz akşamı hain güruhun milletimize ve vatanımıza ihanet kalkışmasını belgesel tadında anlatan bir roman kaleme almış ünlü romancı Ali Erkan KAVAKLI. Zulüm karşısında şahlanan milletimiz o geceyi sokakta geçirdi. Kavaklı, o geceyi abdest alıp şahadete koşan kahramanların dilinden anlatıyor. 

15 Temmuz tam bir kâbus gecesiydi. Kırk yıldır kuzu postuna bürünerek milletimize ihanet tuzağı kuran CIA uşakları asıl çehrelerini o gece bütün çıplaklığı ile gösterdiler. 

Asil milletimiz darbeci hainlere karşı destan yazmak için şahlandı, tarihinde ilk defa darbecileri tepeledi.

İlk defa bir lider, darbecilere meydan okudu ve milletimizi meydanlar ve havalimanlarına çağırdı. Recep Tayyip Erdoğan, inanılmaz bir cesaretle, “ölümüne direneceğiz, meydanlarda onlarla hesaplaşacağız” diyerek halkımıza çağrıda bulundu.

Millet yıllardır seçtiği insanlara kefen biçilmesini hazmedemiyordu, milletimizin seçtiği insanların silah gücüyle alaşağı edilmesine kin duyuyordu. 

Menderes’in idamını içine sindirememişti. 

Özal’ın zehirlenmesini hazmedememiş, Erbakan’ın kurduğu hükümetin tehditle indirilmesine hâlâ öfke köpürüyordu.

Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine coşkun sular gibi sokaklara aktı ve darbecilere meydan okudu. O gece masum ebabiller, zalim tankları yendi.

Kavaklı, o zulüm gecesi yazılan muhteşem diriliş destanını belgesel tadında anlatmış. 

Yazarın su gibi berrak ve pınar gibi akan bir Türkçesi var. Kitabı elinize aldığınız zaman kendinizi olayların akışına kaptırıp gidiyorsunuz.

15 Temmuz’da neler olduğunu merak edenler 15 Temmuz’da Tankları Vuran Ebabilleri mutlaka okumalı. Ensar yayınları arasında çıkan roman, bir solukta okunabilir. 

Ebrehe’nin ordusuna taş yağdırıp çöle gömen ebabiller gibi milletimizin tanklara, zırhlı araçlara, helikopterlere, savaş uçaklarına binen hainlere meydan okuyuşunu öğrenmek ve benzer ihanetler karşısında sinmeyip şahlanmak isteyenlere hararetle tavsiye ederim. 

( İletişim: 15 Temmuz’da Tankları Vuran Ebabiller, sipariş@ensarnesriyat.com.tr) 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23