Boş verecekmiş

10 Mart 2019 Pazar

Üniversiteyi geçen yıl bitirmiş bir genci muayene sırasında şuradan buradan derken konu geldi çattı seçimlere. Hocam boş vereceğim demez mi. Allah Allah bu kararlılığın altında önemli bir sebep olmalı diye düşünürken bir yıldır işsizim ve çaldığım tüm kapılardan boş dönüyorum. CV’mi alanlardan bugüne kadar dönüş yapan olmadı. Herkes yokluktan krizden ve seçim sonrası daha beter olacak denilen günlerden bahsediyor. İyice içim karardı hocam.

Seçim sathı mahallide olmamız dolayısı ile hastalarımdan ne yapalım hocam diyenler de az değil. Ne de olsa yıllardır mesleğimi şerefi ile icra ediyor ve dostlarımla diyaloğum ve iletişimim de iyi şükür. Siyasetçi olmamanın verdiği rahatlık ile eş ve dostlarla ülkemi ve meselelerini hasbihal edebiliyor, karşılıklı fikir teatisinde bulunabiliyoruz. Herhangi bir resmi kimlik ve görevimin olmaması bu hususta bendenizi hastalarımla daha yakın teşriki mesai kurmamı kolaylaştırıyor.

Yıllardır tanıdığım başka bir hastam da İstanbul’un önemli bir ilçesinde mukim. Ve Ak partinin ilçe belediye başkan adayı ile ilgili soysuz medyadan bir sürü resimleri göstererek “hocam bu adaya rey vermemi teklif etmiyorsunuz herhalde” diyerek kararlığını benimle paylaşıyor .

Kafası karışık ve bu seçimlerde nasıl hareket edeceğini kestiremeyen çok sayıda insanla karşılaştığımı açık seçik beyan etmeliyim. 2015 yılı Haziran seçimlerinde ülkemizin doğu bölgelerinden gelen hastalarımın aktardıklarını köşemde okurlarla paylaşmış ve iktidar partisine uzak durmalarının altında yatan sebepleri enine boyuna sizlerle paylaşmıştım.

Amacımın üzüm yemek olduğunu öncelikle ifade ederek, bağcıyı dövmeye bugüne kadar hiç yeltenmediğimi söylemeliyim. Yaptığım işin icabı insanlarla iletişim dilini iyi kullanmam gerektiğinden dolayı, hakkımda hüsnü zannı olan hastalarımın zaman zaman başvurduğu danıştığı bir vatandaşım. Ülkemin geleceği adına bilgi ve tecrübemi onlarla paylaşmaktan daha tabii ve doğal ne olabilir?

SİHİRLİ MAYMUNCUK

Hasta hekim iletişiminin zayıflamış olduğu günümüzde şifa arayışında olan o kadar çok insan tanıyorum ki, dimyata pirince giderken evindeki bulgurdan olmuşlar. Kaş yapalım derken gözü çıkmış. Velhasıl birçok insan ilaç kullanmaktan, tetkik ve tahlil yaptırmaktan hatta zaruri olan ameliyatlardan bile kaçar olmuş. Bu çaresizliğe ivedi bir çözüm üretemediğimiz müddetçe ne kadar şehir hastanesi yaparsak yapalım ve sağlık bütçesine hazineden ne kadar para aktarırsak aktaralım koskoca bir HİÇ kazanacağımızı büyük puntolarla buraya yazıyorum. Söz uçsa da bu yazı kalacak.

Geçen bir hastama doktorluğu bıraktığımı söyleyerek hekimlikte kararlılığımdan ve bakış açımızın değişmesi gerektiğinden bahsederek sağlık sistemimizin hali pür melalini ve çaresizliğinin sebeplerini aktarmıştım. Bu kardeşim başka bir hastama Ali Hocam doktorluğu bırakmış dediği hastam aradı. Hocam bizi nasıl bırakırsınız diyerek söze başladı… Cevap vermeme fırsat bulamadan epey dinledim. Hüsnü şehadeti bendenizi mutlu eyledi ancak nefsimin ve duygularımın esaretine girmedim.

Hekimlik ve doktorluk. İkisi de aynı anlama geliyor gibi anlaşılsa da arasında dağlar kadar farkın olduğunu iddia ederim. Çünkü hekim dendiğinde şifa verenin hikmeti hükmü ve esması bizlerin işini kolaylaştırıyor ve açılmaz zannedilen kapılar daha kolay açılarak hastalarımıza karşı mahcup olmuyoruz.

Doktorluk dendiğinde ise işin içerisinde sadece bilimsel veriler ve onun dar kalıpları içerisinde sıkışmış hastalar var. İnsan gibi mükemmel bir yaratığı bu dar kalıpların içerisine sıkıştırarak derdine çare ve çözüm üretmek çoğunlukla mümkün olmadığı gibi hastalarımıza karşı da mahcubiyetimiz fazla. Tıpta hastalık yok hasta var gerçekliğinin çözücü maymuncuğu da hekimlik sınırları içerisinde kalıyor.

Önümüzdeki günlerin ülkemiz insanı için aydınlık yarınlar olması dilek ve temennisi ile bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

15 TEMMUZ’DA TANKLARI 

VURAN EBABİLLER

15 Temmuz akşamı hain güruhun milletimize ve vatanımıza ihanet kalkışmasını belgesel tadında anlatan bir roman kaleme almış ünlü romancı Ali Erkan KAVAKLI. Zulüm karşısında şahlanan milletimiz o geceyi sokakta geçirdi. Kavaklı, o geceyi abdest alıp şahadete koşan kahramanların dilinden anlatıyor. 

15 Temmuz tam bir kâbus gecesiydi. Kırk yıldır kuzu postuna bürünerek milletimize ihanet tuzağı kuran CIA uşakları asıl çehrelerini o gece bütün çıplaklığı ile gösterdiler. 

Asil milletimiz darbeci hainlere karşı destan yazmak için şahlandı, tarihinde ilk defa darbecileri tepeledi.

İlk defa bir lider, darbecilere meydan okudu ve milletimizi meydanlar ve havalimanlarına çağırdı. Recep Tayyip Erdoğan, inanılmaz bir cesaretle, “ölümüne direneceğiz, meydanlarda onlarla hesaplaşacağız” diyerek halkımıza çağrıda bulundu.

Millet yıllardır seçtiği insanlara kefen biçilmesini hazmedemiyordu, milletimizin seçtiği insanların silah gücüyle alaşağı edilmesine kin duyuyordu. 

Menderes’in idamını içine sindirememişti. 

Özal’ın zehirlenmesini hazmedememiş, Erbakan’ın kurduğu hükümetin tehditle indirilmesine hâlâ öfke köpürüyordu.

Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine coşkun sular gibi sokaklara aktı ve darbecilere meydan okudu. O gece masum ebabiller, zalim tankları yendi.

Kavaklı, o zulüm gecesi yazılan muhteşem diriliş destanını belgesel tadında anlatmış. 

Yazarın su gibi berrak ve pınar gibi akan bir Türkçesi var. Kitabı elinize aldığınız zaman kendinizi olayların akışına kaptırıp gidiyorsunuz.

15 Temmuz’da neler olduğunu merak edenler 15 Temmuz’da Tankları Vuran Ebabilleri mutlaka okumalı. Ensar yayınları arasında çıkan roman, bir solukta okunabilir. 

Ebrehe’nin ordusuna taş yağdırıp çöle gömen ebabiller gibi milletimizin tanklara, zırhlı araçlara, helikopterlere, savaş uçaklarına binen hainlere meydan okuyuşunu öğrenmek ve benzer ihanetler karşısında sinmeyip şahlanmak isteyenlere hararetle tavsiye ederim. 

( İletişim: 15 Temmuz’da Tankları Vuran Ebabiller, sipariş@ensarnesriyat.com.tr) 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa Mustafa 3 ay önce
    Devlet kredi faizsiz versin ipotekli versin parayi yiyenin malını elinden alsın fakiri hakkını kredi yiyenlere vermesin.
  • HollandaHollanda3 ay önce
    hollanda tarımla zirve yapıyor .Teknoloji yapana kadar tarımda zirvede kalmayi deneyebilirsiniz. Tarım alanları sehirlesme yarışında .Binalar dağlara hollandayi geçin artık tarımda
  • Mustafa Mustafa 3 ay önce
    S 500 S 600 S 1000 yapana kadar oy yok
  • Bayrak SevdalısıBayrak Sevdalısı3 ay önce
    Cumhur kardeş aynen katılıyorum. Hislerime tercüman olmuşsun
  • bay kemalbay kemal3 ay önce
    oynu boş atamaya gerek yok hirsizlik yapmayanlara yolsuzluk yapmayanlara ver
  • bozerenbozeren3 ay önce
    ( ilave) beton ve poşet işleriyle mutlu olsunlar.
  • bozerenbozeren3 ay önce
    Valla, artık ideallerimizi yansıtmayan,.. göstermelik işlerle göz boyayanların itibar gördüğü, çıkarcıların doluştuğu.. bahsettiğiniz partiye ben de oy vermeyeceğim. Poşetleriyle mutlu olsunlar.
  • CUMHURCUMHUR3 ay önce
    Bugün İzmir Belediyecilik alanında perişan, kötü yönetildiğini bile bile Solcular adamlarına inatla sarılıyorlar. Sağcılar ise hep gevşek bir tavır içindeler; armutun sapı, üzümün çöpü diyerek mızmızlık ediyorlar. Biz 1990 ları yaşadık çöpler, akmayan musluklar işlemeyen otobüsler ve merkezi yönetimde koalisyon hükümeti. 1994 de güneydoğuda teröre 1 yılda 3350 (yazıyla üçbinüçyüzelli) şehit verildiği yıl oldu. 28 şubat darbesi de cabası.Ama insanlar hemen unutuyorlar. İzmirli gerçekle ilgisi olmayan yaşam tarzı endişesiyle korkutulup oy alıyor CHP. Ama bize yaşanmış gerçek kabus dolu 1990 ları unutmamız söyleniyor. Enflasyonun %150. gecelik faizlerin %8000 (yazıyla sekizbin ) olduğu dönemi unutmamız söyleniyor. Ve o zaman Ecevit gibi art niyetli olmayan ama beceriksiz bir başbakan vardı. Bugün ise Kılıçdaroğlu gibi hiç güvenilmez biri var. İnsanlar Onun peşine mi takılsın. Gizli ortak HDP yede yarayan koalisyona mı oy versin? Basiretli olalım. Dış Dünyada kaos varken bizde 100 yıl evvel İttihat ve Terakki Partisinin peşine takılanlar gibi macera ararsak ülkemize yazık etmiş oluruz. Türkiye adeta Nuh'un gemisi gibidir. Son Kaledir. Anadoludan başka sığınacak ve gidecek yerimiz yok. Aklımızı başımıza alalım. Maceraya gerek yok. Şımarıklık ve mızmızlık yapılmamalı. Japonya gelişmiş diyorlar, ama 1953 den bugüne 2019 a kadar (arada toplam 4 yıllık kesinti hariç) yıldır aynı partinin iktidarda olduğunu söylemiyorlar. Bazı şeyler istikrarla sağlanır. Hep yap-boz yaparsak nasıl ivme kazanacak bu ülke. 1990 lar hep yap-bozla geçti. Özal'ın yaptıkları tüketildi. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Artık şu sıkıldım laflarından gına geldi. Koca bir ülke çocuk değildir. Ben sıkıldım deyip haydi tekrar baştan başlayalım desin. 1989 Belediye seçiminde toplum Özal'a ders vereceğim derken ders alacak duruma düştü. Sonraki 5 yılda Yandım Allah dedi. Solcuların Hizmet ve fazilet derdinde olmadıkları tam tersine ideolojik rövanş peşinde koştukları anlaşılıyor. İspatı İzmir'dir. Çamurdan olsun bizim olsun diyorlar ve arsenikli su içeriz gene CHP ye veririz diyorlar. Bundanda mı ibret almıyorsunuz . AKP nin en kötü belediyesi bile onlarınkinden 10 defa daha başarılı olduğunu gördükleri halde. o yüzden DERS VERECEM deken DERS alacak hale düşmeyelim. BOŞoy verirsen bu dolaylı olarak karşı tarafa vermek gibidir. Ve Çıkacak sonuç 90 lardaki gibi canını acıttığındaitaraz hakkın olmaz. Çünkü kendi düşen ağlamaz.AKP-MHP yanlışları olabilir. Ama CHP-HDP-İP-Saadet ittifakı direkt gene Türkiye'nin anahtarlarını Batıya altın tepside sunmak istiyorlar. Onların Huzurdan anladığı teslim olmak teslim olalım BATI ne kadar lütfederse ona razı olalım diyorlar Yani sürünmeye devam .On yıllardır o metodu uyguladınız zaten biz saf mıyız. 20 li yaşlarda okumayan araştırmayan tipleri kandırabilirsiniz. Onlar kendi toyluklarının acısını koca memlekete çektiremezler. o gibi toylar yüzünden (1909 da İttihat terakki partisi mensuplarına bakın Jön(Genç) Türklere bakın Hep toy tipler, Koca İmparatorluğu hayalperestlikle çökerttiler ve Anadoluyu dahi kaybedecektik ve milleti kuru ekmeğe muhtaç ettiler) İttihatçı Rıza Tevfik'in Meşhur Pişmanlık şiirinde dediği gibi. (Abdülhamidin'in ruhaniyetine hitaben)Hayal kuran sen değil bizmişiz /Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz demişti. 40-50 yaş civarında olanlar sizin güzel günler dediğinizin günlerin cehennem gibiolduğunu bilirdi. 1994 lerde terörden sadece 1 yılda 3350 şehit verdik. Erzurum gibi milliyetçi bir şehirde bile karanlık çöktüğünde herkes eve çekilirdi. Diğer Doğu vilayetlerindeki durum daha fecaatti. O günleri unuttuk mu zannediyorsunuz. CUMHUR ittifakı ise sancılı olabilir ama tam bağımsız olalım diyor İşin özeti budur. Kimse kıvırmasın. Türkçede bir söz vardır ''Biz Kırk Kişiyiz birbirimizin ne olduğunu biliriz'' . Allah hepimize basiret ve feraset versin. Amin.
  • SalihSalih3 ay önce
    Verdik verdik şimdi tanzim kuyruğundayız, daha artık oy yok, biraz burun sürtülmeli
  • Hayri DökmenHayri Dökmen3 ay önce
    Hocam ben ülkede işsizlik olduğuna inanmıyorum. Hastanızın samimi olduğunu sanmam. CV verdiğine göre bu kişi inşaatta ya da konfeksiyon atölyesinde ya da taksicilikte filan çalışmak için başvuruyor olamaz. Yani demek ki bu kişi firmalarda masa başı bir iş için CV denen şeyi veriyor. E o alanda ihtiyaç yoksa devlet ne yapsın? Örneğin işsizlik var diyen bu kişi Zeytinburnu'nda hafta izni olmadan günlük 12 saat çalışılan işlere başvurmuş mu? Buradaki zeytinburnulu bir abi oralarda her zaman işçiye ihtiyaç olduğunu yazıyor mesela. Ya da bu kişi taksicilik yapmayı neden düşünmez acaba? İnşaatlarda da hergün bir sürü işçi arandığını biliyoruz. Ama bu kişi ben masa başı rahat iş isterim maaşı da dolgun olsun diyorsa, o zaman işsizlik çok tabii. Sor inşaatta çalışan adama, o da öyle iş ister. Herkes rahat iş ister. İşsizlik yok hocam, iş beğenmeme çok. Burası Türkiye burada iş var. Çalışan adama her yerde iş var hocam.
  • cemalcemal3 ay önce
    devlet kurumlarına girip çalışabilmek bir yana özel sektörde bile işe girebilmek liçin iyakat yerine akp den referans istendiğini sade vatandaş olarak duyuyoruz,biliyoruz.siz de bu yönde duyumlara bilgilere sahipmisiniz.
  • atilla özdüratilla özdür3 ay önce
    Haklısınız hocam da, sizdeki bu haklılığın ruhunu kavrayabilecek kültür, anlayış ve zihniyete, maalesef ömrünü hitama erdirdiler.. EskininTABİB_İ HAZIKLARI ölüp gittiler yerlerini doktorla ikameettiler...Eskiden, miras olarak kala kala bir tek,,BAŞ TABİPLİK.. kaldı. O da bugün yarın makamınıBAŞ DOKTORLUĞA terk edecek Ya sabır... Selam, saygı ve hürmetlerimle...
  • Atıf UzunAtıf Uzun3 ay önce
    Selamün aleyküm Hayırlı pazarlar hocamYazılarınız çok güzel Ellerinize saglık ama Akp alt tabakası nasılsa Herkes reise oy veriyor Rahatlıgı ile ne düzgün görevini yapıyorlar yolsuzluk diz boyu Cumhur başkanımızın Oralara hakim olması gerek yoksa oyu kesin düşecek
  • Gönül YazganGönül Yazgan3 ay önce
    Hocam merak etmeyin boş verecektim ama bende oyumu kullanacağım
  • Mustafa AkınMustafa Akın3 ay önce
    Sayın yazar tesbitlerinize aynen katılıyorum.Bende vermeyecektiim diyordum ama köprü geçerken at değişrirmeyeceğim ve oyumu cumhur ittifakına vereceğim.
  • AliAli3 ay önce
    Ali bey memleketimiz Maraş’ta onikişubat adayı nahçiçeke oy vermem için bana bi gerekçe sunar mısınız?
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, emeklilik hakkını elde etmiş Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • CevdettCevdett3 ay önce
    DEĞERLİ MESLEKTAŞIM KEŞKE HASTA-HEKİM ARASINDAKİ İLETİŞİMLE İLGİLİ YAZILAR YAZSAN. BAK 5 YILDIZ OTEL KONFORUNDA HASTANELER AÇIYORUZ AMA İÇİNDE ÇALIŞAN ''TÜKENMİŞLİK SENDROMUNDA'' TAVIR SERGİLİYOR. HEKİMLER OLARAK VATANDAŞA ''MEKANİK YAKLAŞIM'' TARZINDAN KURTULMAMIZ LÂZIM.

Günün Özeti