Beynimiz resetlenebilir

21 Nisan 2019 Pazar

Bugünkü makalemde hoşunuza gidecek, kulağa oldukça hoş gelen bu kavramla ilgili hasbihal etmek istiyorum.

Beyni resetlemek.

Tıbben mümkün mü?

İnsan beyninde bulunan ve sayıları on milyarlarla ifade edilen hücrelerin hünerli ve mükemmel çalışmaları sayesinde farkına dahi varmadan konuşuyor, düşünüyor, yiyor, içiyoruz.

Sinir sistemini ilgilendiren çağımızda sık görülen çok sayıda hastalıkla biz hekimlerin mücadelesi sürüp gidiyor. Ancak panik ataktan depresyona, beyin felcinden Parkinson’a, unutkanlıktan bunama ve Alzheimer’a kadar çok sayıda hastalığın tedavisinde onca gelişmelere rağmen zorlanmaya da devam ediyoruz.

Yüce yaratanımız tedavisi olmayan bir hastalık halk etmedim diyerek günümüzde tedavide zorlandığımız birçok hastalıkla ilgili bize ufuk açmış durumda. Hekimlik merakı ile üzerimize binen bu manevi sorumluluk ve bilinç çalışmamızı, araştırmamızı daha ileri çok daha ileri tedavilere yönelmemiz gerekiyor. Sebeplere daha sıkı sarılarak hastalarımıza şafi ismi tecellisi ile şifa vesilesi olmamız ise insanlık için bir görev.

Otuz yılı aşkın süredir hastalarıma tedavi sunarken daha fazlası noktasında hep kendimi sorgulamaktayım.. Modern tedavilerle geleneksel tedavileri aynı ciddiyetle hastalarına uygulayan bir hekim olarak önce zararlı olmamak ilkesi ile hastalarımıza yardımcı olmaya gayret ediyorum.

Seksenli yılların başından beri bazı hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılmaya başlanan TMS(TMU) önümüzdeki yıllarda tedavisinde zorlandığımız depresyon, panik atak, multipl skleroz, beyin felci, Parkinson, migren, unutkanlık, bunama, kulak çınlaması, şizofreni gibi birçok beyin hastalığında önümüzü açacak ve yüzümüzü güldürecek gibi görünüyor.

Peki, TMS beyinde nasıl bir etki meydana getiriyor. Beynimizin belli bölgelerine herhangi bir zarar oluşturmadan verilen manyetik uyarılar kafa derisi ve kemik yapıyı mıknatıs etkisi ile geçiyor ve fonksiyonu bozularak hastalanmış beyin hücrelerini uyarıyor. Bu mıknatıs uyarısının etkisi beyin hücrelerinde elektriksel bir enerji oluşturarak bozulmuş olan nörotransmitter dengesini eski haline getirecek bir dizi hormonal ve kimyasal faaliyetin de sebebi oluyor.

Şifa nerelerden geliyor bir düşünelim. Hastalıklar geldiğinde çare ve çözüm için yaptığımız tüm çabalarla aslında şifanın kapısını aralamış oluyoruz. Bazen bir ot, bazen bir iğne, bazen bir teselli, bazen bir dua, bazen bir ilaç… Örnekler elbette saymakla bitmek bilmeyecek kadar çok..

Beynimizin mükemmel bir yaratılışla yaratıldığını söylemeye gerek yok. Bu mükemmellik içerisinde TMS tedavisi ile onu günümüzün anlaşılır tabiri ile resetlemek ya da formatlamak mümkün olabilir.

Hastalar ve hekimler ilaç yan etkisinden o kadar çok muztariptir ki, nerede ise yoğurdu üfleyerek yer haline geldik.. Zararsız gözü ile baktığımız tabiatımıza daha uygun olan bitkiler çoğunlukla hekim olmayan kişiler vasıtası ile kullanılarak yarardan çok zarara sebep olabiliyor. 

Tedavilere dirençli birçok hastalıkta hekim, arı misali olmalı. Şifanın gelebileceği tüm alternatif tedavilere ve yollara olumlu göz ile ön yargısız bakmalı diye düşünüyorum.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ülkü TüzünÜlkü Tüzün1 ay önce
    Hocam makalelerinizi okuyor ve istifade ediyorum.İlaçların yan etkilerinden bıktık usandık hocam.TMS tedavisini duymuştum verdiğiniz bilgilerden kendi adıma yararlandım.Sağ olun teşekkür ederim
  • BilalBilal1 ay önce
    Basit bir bel fıtığı ameliyatı oldum 4yıldır evde yatalak gibi yatıyorum ne işim kaldı ne ailem şimdi deseniz ki ölüme çare bulduk yine de türk hastanelerine gitmem. BİR yerlerimden kanlar fışkırsa o da belki artık ne yapalım der ancak acile giderim. Beyine reset yerine format atar hastayı perişan edersiniz.
  • Yıldıray UmaçYıldıray Umaç1 ay önce
    Bir yakınım bahsettiğiniz tedaviden çok yararlanmıştı hocam.Hangi hastanelerde bu tedavi yapılıyor.
  • MustafaMustafa1 ay önce
    Ali abi bu yazınızı tutmadım. Dünya henüz kabul etmemisken bu ne hız böyle. Olmadı
  • Asım KalaycıAsım Kalaycı1 ay önce
    Ali Hocamişinizgerçekten çok zor ve meşekkatli .Allah yardımcınız olsun .İyiki varsınız.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent1 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanarak EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri, yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.

Günün Özeti