• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI
31 Ekim 2020

Kutsal olursa ne olur?

Bir muhterem hocamız, kuds ile kut kelimeleri arasındaki farktan yola çıkarak “kutsal topraklar” demenin doğru olmadığını bunun yerine “mukaddes mekanlar” denmesi gerektiğini dile getirmiş. Zaman zaman “kutsal Mescidi Aksa” ve “kutsal topraklar” terimlerini ben de kullandığım için bu konu beni de ilgilendiriyor ve onun için konuya açıklık getirmekte yarar görüyorum. 

En başta şunu belirteyim ki kelimelerin ve kavramların anlamları dışına çekilerek tahrif edilmesini tasvip etmediğimi beni takip edenler bilir. Ancak birtakım ilginç bağlantılar kurmak suretiyle bazı kelimelere çekince koymayı da isabetli bulmuyorum. 

Birinci olarak: Muhterem hocamız, eski Türklerde hükümdarların tanrısal yönüne “kut” dendiğini, bunun ise şirk olduğunu belirterek, kutsal kelimesinin bununla irtibatlı olduğu sonucuna vararak “kutsal” denmesini isabetli bulmadığını belirtiyor. Eski Türklerde hükümdarlara tanrı tarafından bir güç verildiği inancının olduğu ve buna da “kut” dendiği tarihi kaynaklarda geçer. Ama “kut” sadece bu anlama gelmez. Etimolojik köken itibariyle tanrıdan verilen güç, uğur, iyilik anlamları kastedilir. Hatta sevinç, mutluluk gibi anlamlarda da kullanılmıştır. O yüzden kut kelimesi ile mut kelimesinin aşağı yukarı aynı anlamlara geldiği Türkçe kelimelerin etimolojik kökenleriyle ilgili kaynaklarda dile getirilmiştir. Bundan dolayı Yusuf Hac Hacib’in “Kut -atgu- Bilig” adlı ünlü kitabının adı günümüz Türkçesine “Mutluluk Veren Bilgi” şeklinde aktarılmaktadır. Dolayısıyla bir şeye “kutlu” demenin veya birinin bayramını yahut sevindiği bir günü kutlamanın, bırakın güncel kullanım şeklini etimolojik kökeni itibariyle bile hiçbir sakıncası yoktur. 

İkinci olarak: Kelimeler etimolojik kökenleri itibariyle değil kullanıldığı dönemdeki yaygın anlamları itibariyle değerlendirilir. Buna bir örnek verelim. Arapçada “bate” kelimesi “geceledi” anlamına gelir. Bundan beyt kelimesi türetilmiştir ki “ev” anlamına gelir. Örneğin Kabe’ye “Beytullah” diyoruz. Bunu “Allah’ın gecelediği mekan” anlamına mı alacağız? Bir başka örnek: Mübarek kelimesini sıkça kullanırız. Mübarek yer, mübarek adam vs. Bu kelime bereke kökünden türemedir. Bu kelime de köken itibariyle devenin göğsü anlamındadır. O yüzden deve çöktüğünde “bereke” denir. Bundan bir yere iyilik ve hayrın toplanması anlamında “bereket” kelimesi türetilmiştir ki bir yerde su toplanıp havuz oluşursa ona “birke” denir. İşte buradan geliştirilerek içinde hayır ve iyilik toplanmış anlamında da mübarek kelimesi türetilmiştir. Nereden nereye geldik değil mi? Bu itibarla sevdiğimiz bir kimseye mübarek dediğimiz zaman “devenin göğsünü taşıyan kişi” demiş olmayız. 

Dolayısıyla “kut” kelimesinin diğer tüm anlamlarını iptal edip sadece “tanrıdan verilmiş güç” veya belirtildiği üzere “tanrısal yön” anlamına baksak bile kutlu kelimesini de etimolojik kökeni itibariyle değil günümüzde kullanılan anlamına göre değerlendirmemiz gerekir. Aksi takdirde abdest, namaz kelimeleri başta olmak üzere güncel kültürümüzdeki birçok kelimeyi dilimizden silip atmamız gerekir. Abdest kelimesi Farsçada el suyu, namaz kelimesi de Sanskritçede birinin önünde eğilerek saygı göstermek anlamına gelir. 

Üçüncü olarak: Kutsal kelimesinin Türkçedeki kut kelimesinden mi yoksa Arapçadaki kuds kelimesinden mi türediği kesin değildir. Çünkü kutlamak ile kutsamak aynı şey değildir, arada epey bir anlam farkı var. Bu anlam farkı kutsal kelimesinin de Arapçadaki kuds kelimesinden türetilmiş olması ihtimalini daha güçlü kılmaktadır. Arapçada “kuds” kelimesinin ise “temiz” anlamına geldiğini sayın hocamız bu konuyla ilgili iki farklı yazısında da dile getirmiş. 

Dördüncü olarak: Bir kelime birden fazla anlama geliyorsa kullananın maksadına itibar edilir. Bunun için de bağlantılı ibarelerden ve maksadı belli eden işaretlerden yararlanılır. Örneğin zikir kelimesi normalde “anmak” anlamına gelir. Ama Kur’an-ı Kerim’de değişik anlamlarda kullanılmıştır. Bazı âyetlerde bu kelimeyle kelimenin sözlük anlamı yani anma, bazı yerlerde Kur’an-ı Kerim, bazı yerlerde daha önce indirilmiş kitaplar kastedilir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bence de

Gayet isabetli bir yazı olmuş.
  • Yanıtla

Niye gizli ki?

Bu tip yazılarda 'bir muhterem hoca' nın kim olduğu neden yazılmaz? Ayıp mıdır? Dedikodu mudur? Ben düşüncenin ilmi yönünü incelemek istiyorum ve bana isim lazım! Ha, Faruk Beşer yazmış bunu Şafakta, ama bugünkü yazı değil eski bir yazı, güncel değil.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23