• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Toroslarda küçük bir ev

20 Temmuz 2026
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Toroslarda küçük bir ev

Ahmet Talib Çelen

Tebdîl-i mekânda sıhhat vardır derler. Tebdîl-i mekân sâdece mekânın değişmesi değil, mekânla birlikte ister istemez sosyal çevremiz de değişiyor. Gerçi günümüz teknolojisi sâyesinde dünyânın neresine gitsek sosyal çevremizi de yanımızda götürüyoruz ama… Bir cep telefonumuz varsa bütün dostlarımız yanı başımızda sayılır. Yüz yüze görüşmek dâhil… 

Her şeye rağmen mekân değişikliği çevremizdeki insanların da değişmesini sağlıyor. Daha önce tanımadığımız insanlarla tanışıyor, tanıyıp da fazla görüşemediklerimizle daha sık görüşüyor/konuşuyoruz. Bu da hayâtımızda farklı bir sayfa oluyor elbette. İşte tebdîl-i mekânın sıhhat vermesinin bir yönü de bu olsa gerek. 


 

Uzunca bir süredir devâm eden küçük bir prefabrik kulübenin yapımı nihâyet bitti. Bu işler ne zormuş meğer. Allah ciddî ciddî ev yaptıranlara yardım etsin. Usta bulursun malzeme bulamazsın, malzeme gelir usta bulamazsın. Usta da çeşit çeşit. Çatıcısı ayrı, elektrikçisi ayrı, sucusu ayrı, marangozu ayrı, fayansçısı ayrı… Hepsinin bir sürü işi var ve bizim iş onlara göre çok küçük bir iş. Nazlanarak geliyorlar. Bir usta bir gelişte işini bitirip gidemiyor. Bir safhaya getirip başka bir ustanın yapması gereken işleri bekliyor. O usta işini bitiriyor, öncekini kovalamaya başlıyorsun. 


 


İşte biz bu koşuşturmaca içinde hem mekân değiştirdik hem sosyal çevre… Ustaların hepsiyle ahbap olduk. (Bu kelime de ürkütür oldu artık ama…) Şimdi sık sık telefonlaşıp hâl-hatır sorarız birbirimize. Tabiî insanlar. İşleri güçleri ile meşgûller ve mutlular. İş bulma sıkıntıları yok, havada kapılıyorlar. Kazançları da iyi. Kullandığı malzemenin iki-üç katı kazanıyorlar. Emek piyasası çok yükselmiş. 


 

Küçük kulübemiz bitti. Burası dedemin, babamın köyü. Dedemden kalan küçük bir arâzi üzerindeyiz. Önümüzdeki sene ceviz, kiraz, elma, erik, şeftâli dikmeyi düşünüyoruz. Köyümüzde kivi de gâyet güzel oldu. Belki onu da dikeriz. 

Akdeniz sahilleri bu mevsimde yanar. Bizim köy Toroslar’a doğru 39 kilometre. Sâdece bu kadar mesâfede bile geceleri üşüyoruz. Güneş batar batmaz tatlı bir serinlik başlıyor. Akşam namazına doğru hafif üşümeye başlıyorsunuz. Ama rahatsız etmeyen tatlı bir üşüme bu.



Gece adamakıllı üşüyoruz. Bizim buralarda bu mevsimde üşümek nîmet sayılır. Yaylalardan sâhile telefon eden birisi sâhildeki dostunu çatlatmak için “Çift yorganla yatıyoruz arkadaş!” demeyi çok sever. Biz de dost ve akrabalarımızı birkaç gündür bu şekilde “çatlatmaya” başladık. 

Biraz önce bir köylümüz arabasıyla evin önünden geçerken durdu, “Kar ister misiniz?” dedi. Karlığa gitmişler, dönüyorlar. Âdettendir, karlıktan kar getiren kişi karı dağıtarak gider. Biz de küçük bir leğen kar aldık. Köy yapımı vişne suyu ile karıştırıp içtik. Evi yapan çatı ustası çıkageldi, ona da ikrâm ettik. Karın fazlasını köy muhtarı emmioğluna gönderdik. 


 

Akşamları balkonda hafif bir üşümeyle otururken etraftan böcek sesleri geliyor. Az yukarımızdaki komşunun davar sürüsünün çan sesleri duyulur arada bir. Gökyüzü pırıl pırıl, ay ve yıldızlar burada pasparlak. 

Bir önceki yazımızda “faydalı tâtil” demiştik. Bu mevsimde köylere, yaylalara çıkmak, buralarda vakit geçirmek de “faydalı tâtil”den sayılır. İmkânı, vakti ve işi müsâit olanlara tavsiye ederiz. 

Ter yok, bunalma yok; ferahlık ve göz aydınlığı var. Burada ibâdetlerin bile tadı bir başka. 


Tebdîl-i mekânda rahatlık ve sıhhat vardır. 

Bugünlerde yolunuzu yüksek köylere ve yaylalara uğratın derim. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

okur

ne dertlerin varmis sayin yazar

Yusufhan Kara

Hayırlı olsun üstad. Artık yazın tadını çıkaracaksın, Alanya'da kalanları çatlatacaksın desene. Yün yorgana iyi sarıl, üşütürsün yoksa.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23