FIFA’NIN İSRAİL’E DEĞİL DE FENERBAHÇE’YE CEZA KESME HADSİZLİĞİ!..
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), Fenerbahçe’ye transfer yasağı getirdi. Cezanın gerekçesi sarı-lacivertli oyuncu Youssef En-Nesyri'nin bonservis ücretiyle ilgili. Kulüpten yapılan açıklamada, ödeme tarihi hafta sonuna denk geldiği için gerekli ödemenin yapılamadığı belirtildi. FIFA’nın sarı-lacivertlilere “aba altından sopa” göstermesi kabul edilecek bir durum değil. Futbolun çatısı konumundaki bu kuruluşun benzer uygulamaları sporun diğer kuruluşları olan UEFA, FIBA ve IOC’de de farklı değil. Dün başka takımlara ceza kesen kuruluş; bugün Fenerbahçe’nin, yarın diğer takımların mağduriyetine neden olacaktır. Sormazlar mı: “FIFA gibi kuruluşlar bu kararı alırken hiç geçmişiyle yüzleşiyor mu?” Doğru ya, vukuat dosyanız o kadar kabarık ki hangi biriyle yüzleşeceksiniz! Sizin yapmaya cesaret edemediğinizi biz size hatırlatmak isteriz! Bir de böyle süreçlerin tek bir açıklaması var: Uluslararası spor kuruluşlarının yanlı tavır içinde olmaları…
FIFA’NIN CEZASINI KİM KESECEK?
Her fırsatta Türk takımlarına kesilen cezanın “aslı astarı var mı yok mu?” sorusunun karşılığı araştırıladursun, Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) konu hakkında devreye girerek, sicili sağlam olmayan FIFA yetkilileriyle yeri geliyor “ideolojik”, yeri geliyor “keyfi” uygulamalardan vazgeçmeleri için gerekli görüş alışverişinde bulunması lazım. Yetmez; sonuç alınabilmesi için, iyi niyet taşımayan bu ve benzeri kararların sert bir dille eleştirilmesi gerek. Bu bağlamda soruyoruz: “İkiyüzlü ve çifte standartları ayyuka çıkmış FIFA’nın bu hakkı olmamalı mı?” FIFA’nın bugüne kadar ülkeler ve takımları arasındaki ayrım gayrım tavrı bize “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözünü hatırlattı.
Tarih: 2026 Ağustos ayı. Anadolu Ajansı'nda yer alan “Infantino’yu eleştiren FIFA’nın 3 numaralı ismi görevden ayrıldı” başlıklı haber gözümüze ilişiyor. Ayrılığın nedeni haberde şöyle özetleniyor: “Kevin Lamour, Gianni Infantino’nun Dünya Kupası hisselerini özel yatırımcılara satma planını eleştirmesinin ardından görevden ayrıldı…” Nokta.
FIFA’YA KURUMSAL TUTARSIZLIK VE ÇİFTE STANDART ELEŞTİRİSİ
Akademisyen Dr. Görkem Turaç’ın Anadolu Ajansı (AA) için kaleme aldığı “Sporun siyasal sınırları: FIFA’nın İsrail sınavı” başlıklı yazısı, FIFA’nın ipliğini pazara çıkardığı türden. Müsaadenizle o makaleden bir bölümü paylaşmak istiyoruz:
“İsrail’in 2026 FIFA Dünya Kupası’ndan men edilip edilmeyeceği konusu, sadece bir turnuva meselesi değil; sporun siyasal, etik ve insani boyutlarının kesiştiği bir sınavdır. FIFA’nın ‘siyasetten bağımsızlık’ ilkesi, teoride cazip görünse de pratikte güç ilişkilerinden tamamen ayrışması mümkün değildir. Kurumun karar süreçleri, yalnızca futbolun değil, küresel politikanın da bir yansımasıdır… FIFA’ya kurumsal tutarsızlık ve çifte standart eleştirisi… FIFA’nın İsrail konusundaki çekingenliği, kurumun karar alma süreçlerindeki tutarlılık sorunlarını gözler önüne sermektedir. Rusya’ya karşı alınan hızlı ve net yaptırım kararı, ‘sporun barış ve insan hakları değerleriyle uyumlu bir duruş’ olarak sunulmuştu. Ancak İsrail’e yönelik benzer bir kararın gündeme dahi alınmaması ‘çifte standart’ eleştirilerini kaçınılmaz hale getirmiştir…”
FIFA’DAN TRUMP’A BARIŞ ÖDÜLÜ VE 81. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULU
ABD Başkanı Donald Trump’a, 2026 Dünya Kupası kura çekimi öncesinde, dünya barışına yaptığı katkılar dolayısıyla “FIFA Barış Ödülü” takdim edildi. FIFA Başkanı Gianni Infantino ödülün gerekçesini, ABD Başkanının yaklaşık 1 yıllık görev süresinde dünyanın birçok noktasındaki bazı savaşların sona ermesinde ana rol oynaması olarak açıkladı.
Filistin’de soykırım uygulayan, on binlerce savunmasız ve masum Müslümanın ölümüne, yüz binlercesinin yaralanmasına neden olan eli kanlı İsrailli katillerin en önemli müttefiki kim? ABD. O ülkenin başkanı kim? Trump. Yetmedi, katil sürülerinin liderliğini yapan Binyamin Netanyahu’nun, ABD’de yapılan Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’nda konuşmasına göz yumuldu. Bu konuşma haklı bir tepki aldı. İranlı üst düzey diplomatlardan Nasır Esadi, “savaş suçlusu” İsrail Başkanı Netanyahu’nun BM kürsüsünden değil, mahkeme salonunda konuşması gerektiğini söyledi. Netanyahu’nun konuşmasında ileri gidip Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan haddini aşan sözleri; ona cesaret veren, İslam topraklarında Müslüman kanı akıtmayı kendine görev edinen siyonist bir anlayışın yansımasından başkası değil.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın BM kürsüsü dahil her fırsatta Filistin halkı ve dünya üzerindeki diğer mazlum ve mağdurların yanında olduğunu haykırması, siyonist katil Netanyahu’nun “kudurmasının” temel nedenidir. Tüm yaşananlar, BM’nin geldiği konum itibarıyla “birleştirici” değil, “ayrıştırıcı” bir rol üstlendiğidir. Sayın Erdoğan’ın “Sadece 5 üyeyi koruyan BM modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım.” sözleri, düşüncelerimizin özeti gibi…
FIFA VE SUÇ ORTAKLARI…
Dünyadaki sporu yöneten ve yön veren; yanlış kararlardan kaynaklı şaibeli, dosyası kabarık kurum ve kuruluşlar sadece FIFA değil. FIFA’nın paydaşları UEFA, IOC, FIBA ve diğerleri… Gün geçmiyor ki aldıkları kararlar siyonist ve Haçlı anlayışının bir yansıması olmasın. Geldikleri nokta; haddi aşan, İsrailli suç örgütlerinin gasp, soykırım, işgal, yaralama, öldürme gibi insanlık dışı hareketlerinin içinde bulunanlara ödün ve taviz veren uygulamaları destekleyen bir yapıya bürünmeleri. Bugün İsrailli hiçbir spor kulübünün veya sporcusunun ceza aldığına rastlayamazsınız. Bu dokunulmazlığın altında, adı geçen uluslararası spor kuruluşlarından oluşan ortak aklın imzası var.
Hadsizlik sınırlarını aştıklarını, İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırıma bizzat katılan ya da destek veren birçok branştaki isimlerin uluslararası yarışmalara katılım gösterdikleri haberlerini okuyup bunlarla ilgili görüşlerimizi bu satırlarda paylaştık. Bu konudaki bir yazımızın altına şöyle bir not düşmüşüz: “Bugün Filistin’deki masum ve mazlumlara silah doğrultup acımasızca kurşun sıkanların ve destekleyicilerinin; yarın bir gün sizin desteklediğiniz takımların veya sporunuzu yöneten teşkilatların içerisinde görev alabileceği / sızabileceği gerçeğine ve önemine dikkat kesilmemiz gerekiyor. Allah (c.c.) bizleri ders alanlardan eylesin… Amin.”
RUSYA İLE İSRAİL KARŞILAŞTIRILIRSA!..
Rusya’nın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda olmayışının nedeni Ukrayna ile savaşması. İsrail ise şiddetini her geçen gün artırdığı, Ekim 2023’ten bugüne tek taraflı bir saldırı ve katliam gerçekleştiriyor. Filistin’de soykırım gerçekleştiren siyonist temsilcisi İsrail’i Rusya’dan ayıran diğer bir özellik, tüm sportif müsabakalara katılım göstermesi. Bu da adı geçen uluslararası kuruluşların hangi anlayışla (Haçlı-siyonist) yönetildiğinin bir yansıması.
Son örneği, İsrail’in bugünlerde oynanan UEFA Uluslar Ligi’ne katılım göstermesi. Siyonist anlayışın temsilcisi İsrail’in rakibi olan İrlanda Milli Takımı’nın İzlandalı teknik direktörü Heimir Hallgrímsson, Gazze’de soykırım yapan İsrail’e tepkisini bakın nasıl izah ediyor: “Biz soykırımla oynamıyoruz, soykırıma karşı oynuyoruz. İsrail’e karşı oynuyoruz, İsrail’le oynamıyoruz.”
SPOR; SİYONİST ANLAYIŞIN MALZEMESİ, PROPAGANDA ARACI OLMAKTAN ÇIKARILMALI!..
İsrail’in Filistin’de devam eden işgal, gasp, yaralama ve ölüm niteliğindeki saldırıları sürerken; çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere bölgedeki dram bitmek yerine artarak devam ediyor. Biz bu satırları yazarken Anadolu Ajansı’nda yer alan haberde siyonist saldırılarda hayatını kaybeden ve yaralananların rakamları açıklanıyordu: “Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlenen saldırılarda toplam can kaybının 74 bin 18'e, yaralı sayısının 175 bin 79'a yükseldiği bildirildi. Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlâ binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.”
Şimdi böylesine bir süreçte “futbol” üzerinden takımların ve temsilcilerinin uluslararası müsabakalarda boy göstermesine seyirci kalan FIFA ve UEFA başta olmak üzere, sporun diğer temsilcilerinin almış olduğu kararlar İsrail lehine olunca, siyonist anlayış Müslüman kanı dökmek için daha fazla boy göstermeye devam edecektir. Spor deyip geçmeyin. Hatırlayın eli kanlı Netanyahu’nun Gazze saldırılarına tepki gösteren İspanya’ya karşı Dünya Kupası finalinde Arjantin’e destek vermesini... İsmi “terörist” olarak anılan İsrail’in mevcut Başbakanının son Birleşmiş Milletler Kongresi’nde konuşurken protesto amaçlı 70 ülke temsilcisinin salonu terk etmesi, herkesin safını netleştirdiği bir dönemin içine doğru sürüklendiğinin yansımasıdır.
SPORUN BATIL ANLAYIŞIN DEĞİL, HAKK’IN SESİ OLMASI İÇİN ÇABA GÖSTERİLMELİ…
An itibarıyla dikkat kesildiğimizde; İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanının, ateşkese rağmen hedef alınan Gazze Şeridi’ndeki yıkımın bir benzerinin Batı Şeria’da da yapılması, Gazze Şeridi ile Lübnan’ın güneyinin ilhak edilmesi gerektiğini savunan küstahça açıklamalarına şahit oluyoruz.
“İsrail’in acımasızlığı ne zaman son bulacak?” sorusunu her fırsatta dillendirirken futbol başta olmak üzere birçok yönden “yozlaştırılan” sporun “ateşinden” toplumu korumak, bunu siyonist ve Haçlı anlayışı protesto etme aracı haline getirmek öncelikli görevlerimiz arasında yer almalı. Bu tepkinin neden önemli olduğunu şu soruyla dillendirelim: “FIFA’nın Fenerbahçe’ye kestiği transfer yasağının; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) 81. Kurulu’nda tüm dünyaya seslendiği konuşma metninde yer alan ‘Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var.’ şeklindeki ifadelerle benzerlik taşıması tesadüf olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyor insan.
Öyleyse yapılması gereken; sporu, hak olmayan batıl anlayışın idari ve propaganda aracı olmaktan kurtarmak için çaba göstermektir. Sahi, bu nasıl olacak? Sporumuzu yöneten ilgili ve yetkililere, İmam Şafii’ye yöneltilen soruyu ve onun cevabını bir kez daha hatırlatmak isteriz: “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?” sorusuna İmam Şafii’nin cevabı: “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.”







