İnsanın asıl mahkemesi!!! Sokrates’in ibretlik hayat felsefesi!!!(1)
Bir hukuk-çu mülahazası!!!
Günümüzde adaletsizlik ve ahlaksızlığın en çok tartışıldığı günümüzde vicdani bir “hukuk mülahaza”sına başta her makamdaki karar vericilerin, bu ülkeyi idare eden yöneticilerimizin ve yönetilenlerin empati yapması dilek ve temennisiyle bir cuma sohbeti olarak sunuyorum!!!
Tövbe kapısı açık! Allah’ın rahmeti sonsuz!
Gelin yeniden başlayalım! Rahman ve Rahim olan Allah’a iltica edelim!
Bu dünyanın ahiretini de düşünerek; hakkın hatırına bütün hatırlardan üstün tutarak yol haritamızı yeniden belirleyelim inşallah..!
SİZ HİÇ DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ..?
SİZ HİÇ AKIL ETMEZ MİSİNİZ..?
Hadi bir düşünelim! Tefekkür edelim!!!
Antik Yunan filozofu Sokrates, MÖ 399 yılında Atina mahkemesi tarafından idama mahkûm edilerek, baldıran zehri içirilerek infaz edilmiştir.
Yargılanma Süreci ve Suçlamalar
Sokrates, Atina’da iki resmi suçlamayla yargılanmıştır:
Dinsizlik (Asebeia): Şehrin o günkü inanç felsefesindeki tanrılarına inanmamak ve kendi vicdani inanç mülahazası ile yeni tanrısal varlıklarını icat etmek.
Gençleri yozlaştırmak: Atina›nın başta gençlerini o günkü inanç yapısında olan uygulamalara karşı otoriteye karşı çıkmaya ve sorgulamaya yönlendirerek ahlaklarını bozmak. Mahkemede suçlamaları reddeden ve felsefi misyonunu savunan Sokrates, jüri tarafından suçlu bulunmuştur. Atina yasalarına göre ceza belirlenirken kendisi için o günkü karar vericiler ve jüri kararıyla ölüm cezası talep edilmiştir.
Ölümü ve Son Anları
Arkadaşlarının ve öğrencisinin (Kriton) hapishaneden kaçış tekliflerini, yasalara ve felsefi ilkelerine sadık kalmak amacıyla reddetmiştir.
Hayatının son anlarında bile sakinliğini koruyan Sokrates, zehir dolu kaseyi (baldıran özü) sakin bir şekilde içmiş ve zehrin vücuduna yayılmasıyla öldürülmüştür!
İSLAMİ DÜŞÜNCENİN; SOKRATES’E BAKIŞI!!!
İslam düşünce tarihinde ve bazı tasavvufi yorumlarda Sokrates›e dair oldukça özel ve saygın bir yer ayrılmıştır.
Tevhid İnancı ve Ahlak:
Sokrates, yaşadığı dönemdeki Antik Yunan tanrılarına (politeizm/çok tanrıcılık) inanmamış, tek bir yaratıcı fikrine ve ruhun ölümsüzlüğüne yakın görüşler savunmuştur. Bu yönüyle El-Kindi, Farabi, İbn Sina ve Bediüzzaman gibi İslam filozofları ondan övgüyle bahsetmişlerdir.
Nübüvvet (Peygamberlik) Tartışmaları:
Bazı İslam alimleri ve düşünürleri, Kur›an-ı Kerim›de her topluma bir uyarıcı/peygamber gönderildiğinin belirtilmesinden yola çıkarak, (örneğin Fatır Suresi, 24. ayet), Sokrates›in de kendisine vahiy gelmiş bir peygamber veya bilge (hakim) olabileceğini ihtimal dahilinde görmüşlerdir. Ancak bu kesin bir dini bilgi değil, sadece felsefi ve teolojik bir yorumdur.
Tasavvufi Bakış: Tasavvuf geleneğinde Sokrates, dünyaya değer vermeyen, nefis terbiyesine önem veren ve hakikat uğruna canını feda eden bilge bir şahsiyet olarak görülür. Bu yaşam tarzı, sufilerin zühd (dünyadan el etek çekme) anlayışıyla büyük benzerlik gösterir.
Sokrates teknik olarak bir “evliya” sayılmasa da, İslam düşünürleri tarafından muvahhid (tek tanrıya inanan) bir bilge, ahlak abidesi ve hatta bazı yorumlara göre tebliğ görevi yapmış bir hakîm olarak konumlandırılmıştır.
Bediüzzaman Said Nursî, Sokrates’i (Sokrat) ehl-i necat (kurtuluşa erenler) ve mümin/muvahhid karakterli bir hikmet ehli olarak değerlendirmiştir.
ORTAÇAĞ KARANLIĞINDA; AYDINLIK BAKIŞ!
Sokrates’i mevcut sisteme karşı çıkması, kendi inanç yapısındaki felsefi düşüncelerini ve uygulamalarını hayata geçirmek istemesi kısaca düşüncelerini açığa vurarak uygulamasını yapmadığı halde “kafasındaki bir fikri yok etme adına” onu ölüme mahkûm ettiler.
O ise ölümden korkmadı.
Çünkü onun için ölüm, hayatın sona ermesiydi; yanlış yapmak ise insanın kendisiyle birlikte ömür boyu taşıyacağı bir yük!
Şimdi gelin bu hukuk mülahazasınını beraberce vicdani ve imani hukuk gözüyle yapalım!!!
MÖ 399…!
İslam’dan yaklaşık 1000 yıl önce!
Atina’da 51 kişilik jüri Sokrates hakkında bugünkü inanç yapıları gereği ölüm kararı verdi.
Aynı düşünceye sahip, dostları hapishaneye geldiler.
“Kaçalım” dediler.
Kaçabilirdi.
Gitmedi.
“Yandaşlarına beni kurtarın” diyebilirdi.
Demedi.
Savunmasını değiştirip, jüriyi hoşnut edebilirdi.
Onu da yapmadı. Çünkü onun yapısında ve inancında bir gerçek vardı!
Sokrates için insanın hayatını kurtarmak; kendi hayatını kurmak ve kurtarmaktan önemliydi!
Sistem ve sistemi idare edenler sadece dünyayı düşünenler, kendi inançlarına göre buna müsaade etmeyince kararını verdi!
Verilen ceza gereği baldıran zehrini içti.
Hayatına böyle son vermeyi tercih etti!!!
SOKRATES’İN İNSANLIĞA BIRAKTIĞI MESAJ!!!
Sokrates’in dünyaya bıraktığı mesaj o kadar önemliydi ki; günümüze kadar hâlâ vicdan, iman, adalet ve hakikat düşüncesinde olanlar arasında Sokrates konuşuluyor!!!
Bugün aradan yaklaşık 2500 yıl geçti. Sokrates’in adını bilmeyen insan azdır. Peki onu ölüme gönderen bu karar verici 51 kişinin adını bilen var mı? Yok!!!
Daha ötesinde günümüzde de bu ve bunun gibi karar alıcılar lanetle anılıyor!!
Tarih bazen çok acımasız bir muhasebecidir.
Kimin makamda oturduğuna değil, ne yaptığına bakar. Kimin elinde mühür olduğuna değil, o mühürle neye imza attığına bakar.
Kimin kalabalıklar tarafından her söylendiğinde alkışlandığına değil, yalnız kaldığında vicdanının karşısında ne durumda olduğuna bakar.
SOKRATES’İN bu duruşundan ve insanlığa bıraktığı mesajdan her mevkideki insan nesli ders çıkarmalıdır ki tarih de tekerrür etmesin!!!
Ders almazsanız şayet; bırakın unutulmayı; tarihin çöplüğünde yok olur gider! Dünyada lanetle anılır, ahiretinizi de kaybedersiniz..!
Vesselam! Devam edecek...!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96







