THY - Orta Avrupa Eylül

Milli heyecanın düşündürdükleri!..

12 Eylül 2018 Çarşamba

A Milli futbol takımımız, üç gün içerisinde iki maç oynadı. Rusya’ya evimizde 2-1 mağlup olurken, İsveç deplasmanında elde edilen 3-2’lik galibiyet, kafalarda soru işareti bıraktı; ‘Futbol takımımızın yarını neler getirecek?’ Madem sorulara, sorun olmadan cevap bulunması gerekiyor, öyle ise dillendirmemiz gereken birkaç ‘sual’ olsa gerek...

GENÇLİK AŞISI TUTAR MI?..

Kendi saha ve seyircimiz önünde Rusya’ya mağlup olsak da sergilenen futbol, takıma olan güveni ‘Ezilmeden yenilme…’ felsefesine kapılmamıza neden oldu. O karşılaşma da bir tek gol eksikti. Kalemizde gördüğümüz gollerin daha fazlasını rakip kalede değerlendirememek, bir sonraki maça ‘güvenin’ işaretleriydi. Nitekim de öyle oldu. İsveç maçından sonra Dünya basınına yansıyan yorumlarda, Türk Milli Takımına yapılan övgü zirve yaptı. Ortak kanaat ise, futbolun takım oyunu olduğu ve gerekliliğinin 90 dakikanın tamamına taşınması. Nitekim 2-0’dan maçı çevirmek, beraberlik ve hemen ardından galibiyeti getiren gollerin 88 ve 90+2 de kaydedilmesi takım olmanın en canlı göstergesi oldu…

GENÇLİK İÇİN KARİYER SONLANDIRMA…

Avrupa Şampiyonası, olmadı Dünya Kupası. Ne acelemiz var ki! Umut beslemek için bize Rusya ve İsveç maçları yetti. Yetmesinin daha ötesi, uygulamanın ‘ışıltısının’ devam etmesi. Yaşı gereği, birçok kez eleştirimizi alan Teknik Direktör Mircea Lucescu, UEFA Uluslar Ligi’nde son oynanan İsveç maçında, yaş ortalamasının 3 yaş düşürmesi, istatistiklere de yansıdı. Aynı Lucescu, Kasım 2017 yılında oynanan maçtan forma giyen Okay, Hakan, Mehmet Zeki, Ömer, Cengiz, Sinan gibi isimlerin yer aldığı, tam 6 değişikliğe gitti. Böylelikle, yaş ortalaması 28,45’ten 25,09’a düşürülerek, gençleştirme süreci de başlatmış oldu. Nuri Şahin’in ‘Gençlere şans vermek adına’ Milli takım kariyerini noktalamasını hatırlayınız. Bugün o süreç de başlamış oldu!..

Rusya yenilgi sonrası Hakan Çalhanoğlu’nun açıklamasını hatırlayın; ‘Bu maçı çabuk unutarak önümüzdeki maça bakacağız. İsveç maçında varımızı yoğumuzu ortaya koymalıyız. İnşallah ikinci maçta daha iyi performans gösteririz.’ Başarı, inanmak ve çalışmaktan geçer. Bugün Milli Takım için ne konuşuyoruz? Futbol yazarı İlker Yağcıoğlu, İsveç maçını yorumladığı yazısında, ‘Futbolun adaleti varmış!’ başlığını kullanmış. Gençleşmiş kadroyla, sergilenen futbol galibiyeti de beraberinde getirdi. İsveç Milli Futbol Takımı’nın Türk asıllı oyuncusu Jimmy Durmaz’a ‘Umarım tekrar bir gün Türkiye liginde oynarım…’ dedirtecek bir süreç. Milli Takım Teknik Direktör Mircea Lucescu, kurduğu genç kadronun arkasında durduğunun, açıklamaları da gösteriyor…

AÇIKLAMALARIN SIRRI, TERİM’İN 5+2’Sİ… 

Lucescu’nun Rusya maçı sonrası; “Gelecek için ısrarla bu ekibin üzerinde duracağım. Hedef Avrupa Şampiyonası elemeleri…” İsveç maçı öncesi; “Üst düzey bir takım kurmak için yola çıktık. Başarırsak herkes kazanır, başaramazsak ‘Allahaısmarladık’ der ve çeker giderim…” İsveç maçı sonrası; “‘’Rusya, İran, Tunus maçının devamı İsveç maçıydı. İyi oynadık ve kazandık bu takıma güvenmeliyiz…’’ Yazımızı Rumen Teknik adamın derslik sözleriyle tamamlayalım; ‘15-16 yaşından itibaren her kategoride beraber oynayan, 20-21 yaşlarına geldiğinde İzlanda, İsviçre gibi oluyor. Böyle olmalı. İspanya gibi büyük futbol ülkesinin milli takımı Real Madrid ve Barcelona’dan kurulu. Kazanmaya alışmış bir takım…’’ Sır olmaktan çıkan, futbolumuzun kurtuluş reçetesi. Türkiye şartlarında uygulanır veya uygulanmaz, tartışılır. Tüm bunları dillendirirken, Teknik Direktör Fatih Terim’in 2013 yılında Milli Takım için sözleşmesinde yer alan 5+2 süresini hatırlattı da…  

 

YORUM YAZ