Muhammed Salah attı, Trabzon kazanıp Beşiktaş mı kaybetti? Ve Filistin…
Süper Lig’de 8. haftada geride kaldı. Başlayıp da bitmeyen bir şey var mı ki! Bu ligin, futbolun ‘oyalayıcı’ oyununun takipçileri için en kritik karşılaşma Trabzonspor ile Beşiktaş arasında oynandı. Muhammed Salah, oyun ve skor olarak bordo-mavili ekibe önemli katkı sağladı. Böyle bir sonuç, siyah-beyazlı taraftarların sezon başında ‘Muhammed Salah’ taleplerini getirdi akıllara. Hatırlayalım; ‘Trossard için düzenlenen imza töreninde Mısırlı yıldız Salah’a yönelik büyük ilgiyi-tezahüratları. Beşiktaş taraftarlar Mısırlı oyuncuyu başkan Serdal Adalı’dan talep etmiş, fakat netice alınamamıştı….
TRABZOSPORLULAR ‘TRABZONLU’ GÖRMEK İSTİYOR…
Trabzonspor, Beşiktaş karşısında aldığı galibiyet farklı yorumlanabilir. Beşiktaş maçını ‘kazanım’ olarak görenler de olabilir, kadroda yer alan ‘yerli-yabancı’ oyunculara dikkat kesilenler de. Bizimki de öyle oldu. Takımların sahada (ilk 11’de) görev alan oyunculara baktığımızda, yerli oyuncu 2-3 üç ismi geçmiyor. Birilerinin ‘Şimdi konuşulacak zaman mı bu?’ veya ‘Galibiyetin tadını çıkaralım?’ sözleri-yaklaşımına, idari ve mali açıdan değerlendirmek gerek. Yılarca ülke futboluna yetenekli oyuncular kazandıran Trabzonspor’da, şimdi yabancı ‘fırtınası’ esiyor. Sahaya çıkan ilk 11’de 2, yedek kulübesinde ise tam 5 yerli oyuncu var. Sormak istiyorum; “Özkan Sümer Futbol Akademisi’nden yetişen-yetişecek genç oyuncular nerede? 2020 yılında düzenlenen ve ‘şaşalı’ törenle açılışı yapılan Akademi’den yetişen oyuncular, Trabzonspor’un başarısının neresindeler?” Forma şansı bulmayan bu gençlerin, kendilerini geliştirme şansı da olamayacak. Sonra deniliyor ki ‘A Milli Futbol Takımımız neden başarısız?’ öylemi! Bugünü “Trabzonspor-Beşiktaş maçının sonucunu-skorunu konuşalım!” deniliyorsa, işte o vakit, bu yarışta ‘ben’ yokum demek durumundayız. Çünkü, takımlarımızda ‘yabancı’ oyuncu sayısının çokluğuna gönlümüz rıza göstermiyor. Neden? İdari yönden ‘danışıklı’ dövüş, mali açıdan da kulüplerin nasıl borç batağına ‘saplandığı-sürüklendiği’, rakamlara da yansıyor. Anadolu Ajansı’ndan Eyüp Karakuş kardeşimizin bu konuda yaptığı araştırma-inceleme haberinde, Türk futbolunun dört büyük kulübü Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’un toplam borcu 108 milyar liranın üzerinde olması, bunun en net yansıması. Şimdi tablo buyken, biz halen futbolun ‘bulanık’ akıntısının tersine kürek çekip, ‘şampiyon kim olur?’ sorusuna cevap mı arayacağız? Evet, evet. Aklımız kadar, vicdanımız da rıza göstermemesi gereken bir durum…
İSRAİL SOYKIRIMINA KARŞI, FİLİSTİN’E DESTEĞE SEN DE KATIL…
Milyonların peşinden sürüklediği ‘futbola’ kapılıp, kafamızı ‘kumdan’ çıkarıp çevremizi, gerçekleri görmek durumundayız. İçinde yaşadığımız zaman dilimindeki o gerçeklerden en önemlisi, siyonist anlayışının İslam coğrafyasında gerçekleştirdiği soykırım. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü bu acımasız soykırım-katliam, dünyanın gözü önünde, dur durak bilmeden devam ediyor. İslam beldelerindeki Müslüman kardeşlerimiz yoğun bombardıman ve ateşi altında her güne, ölüm ve gözyaşlarıyla uyanıyor. Savunmasız çocuk ve kadınlar başta olmak üzere, gerçekleşen bu saldırılarda on binlerce masum hayatını kaybederken, yüz binlercesi yaralanıyor. Yoğun saldırı-işgal-gasp-hırsızlık ve ölümlerin yaşandığı bölgedekilere seyirci kalınmamalı. Çünkü insan olabilmek ve insanca kalabilmek bunu gerektiriyor. Basına yansıyan “İsrail askerlerinin Gazze’de sivillerin olduğu binaları bilinçli bombaladıklarını itiraf etti” haberi, bölgede yaşananların gözler önüne seriyor… Evet yapılması gereken, İsrail’in gerçekleştirdiği bu saldırıları, içerisinde spor camiasının yer aldığı her ortama taşımak ve anlatmak. İspanyol teknik direktör Josep Guardiola, Filistin için dayanışma çağrısı yaparak “Onların hayatları bizim ki kadar değerli. Onların acısı yabancı değil Unutmayalım; Filistin ile dayanışmaya ara verilemez.” sözleri, buna en güzel-net örnek…







