--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Montrö - Lozan derken!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
53

Montrö - Lozan derken aslında tarihin küllenmiş hesapları yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Kısa süre önce Ege adalarını konuşuyorduk. Bir ara MEİS’i konuştuk. Savaşı biz kazandık ise, askersiz, yüzerek gidebileceğimiz, tüfek atımı menzildeki bir ada “nasıl denize döktüğümüz Yunan”ın eline geçti!?

Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Bunu bir türlü anlayamadık! Hâlâ da anlamış gözükmüyoruz. Ne olacak böyle onu da bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Allah cahil ve zalim bir topluluğu hidayete erdirmeyecek.

Anadolu coğrafyasının önemini kavrayamamış, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyetten bîhaber bir neslimiz var. Gerçek, TV dizilerinde magazinleştirilerek anlatılan din ve tarihten ibaret değil. “Lale Devri çocukları” diyoruz da bunlar Lale Devri’ni de bilmezler, Tanzimat’ı da, İttihat Terakkiyi de. Bilmediklerini de bilmezler, öğrenmek de istemezler. Bu Montrö, kanal tartışması günlük politik polemiklere kurban edilmezse belki gözümüzü açmaya vesile olur.

Mesele Lozan’ı, Montrö’yü delme, deldirtme meselesi değil. 19. YY sonunda şekillenen bu statü, 21. YY gerçekleri ile örtüşmüyor. Great Reset ya da yeni bir bölgesel veya yeni bir dünya savaşı ya da yeni bir düzenleme ile yeniden gündeme gelecek. Mesele Kanal İstanbul’dan ibaret değil.

Bakın, İstanbul Sözleşmesinden çekildik, ama arkada CEDAW var. CEDAW’ın ek protokollerinin yorumu ile uluslararası hukuk açısından eski statü aynen devam ettirilebilir. Onun gibi, siz Montrö’yü delerken, biri Lozan üzerinden yeni bir tartışma başlatabilir. Lozan’ı zafer diye gösterenler, Lozan’daki Boğazlar rejiminin Türkiye’nin egemen haklarını sadece denizde değil, sahil şeridinde de sınırlandırdığını bilmeleri gerek.

Ha! Montrö, Lozan’ın yerine ikame edilir mi? Montrö işlevsiz kalırsa Lozan’a dönülmez. Lozan da tartışma konusu olur. Yani domino etkisi ile bunlar daha başka süreçleri de tetikler. 

Madem bu tartışmayı başlattık, bunun geri dönüşü yok. Eğer bu işi burada bırakacak olursanız, fincancı dükkânına giren fil gibi ortalığı dağıtır, sonra da çıkar gideriz derseniz, yarın bu faturayı başka bir şekilde ödemek zorunda kalabiliriz.

Ruslar sıcak denizlere çıkmak için Hazar Basra koridorunu kullanmak istiyor. ABD ise daha büyük tonajlı gemilerle, sınırsız süre Karadeniz’de kalmak istiyor. Bulgaristan’da kara ve deniz üssü kurmak, Ukrayna ve Belarus üzerinden Bulgaristan’dan Polonya’ya, oradan Baltıklara daha güvenli bir bariyer kurmak istiyor.

Burada çok önemli başka bir nokta var. Rusya, Batı Karadeniz’de deniz ve kara üssü kurarken, Doğu Karadeniz’de de Gürcistan ve Ermenistan’ı AB ve NATO’ya dahil ederek, NATO sınırlarını İran’a dayandırmak istiyor. Yani Karadeniz üzerinden Hazar ve Kafkas koridorunu kontrol ederek, Afganistan’dan yukarı Fergana’ya doğru ilerleyerek Çin ve Rusya’yı Hazar’ın ve Kafkasya’nın ötesine hapsetmek istiyor.

Bu işleri “bana güven gerisini merak etme sen” kafası ile çözemeyiz. Dikkatli olmamız gerek. CHP’nin o “kutsal resmi tarih” anlayışı bize dayatılan statünün muhafazasından başka bir şey değil. Konjonktür ve gelişmeler bu coğrafyayı “kurtlar vadisi”ne dönüştürmüş durumda. Geç kalırsanız, yanlış bir adım atarsanız, Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan da olabilirsiniz. Korkaklara da bu vadide hayat yok, maceraperestlere de. Enver Paşa’yı unutmadık. Tek başına iyi niyet bizi kurtarmaya yetmez. Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir.

Öte yandan; daha DSÖ ve FDA’dan yakasını kurtaramayan bir siyaset, bürokrasi ve akademi aklı ile bu işleri yönetmenin kolay olmadığını biliyorum. Ya da parasını FED ve Libor kıskacından kurtarma konusunda yaşadığımız zorlukları biliyorum. BÇG ve FETÖ kıskacını, sermaye, medya ve STK’ların halini, İstanbul Sözleşmesinden çekildim demek için nasıl 10 yıl beklediğimizi ama böyle bir felaketi hayata geçirmek için kimlerin nasıl acele ettiğini ve bu işin oy birliği ile nasıl halledildiğini de biliyorum. Tezkere günlerini de unutmadım, PYD, PKK, 15 Temmuz sanıklarının şimdi nerede, kimler tarafından himaye edildiklerini, İncirlik Üssü’nün 15 Temmuz’daki rolünün niçin sorgulanamadığını da biliyorum. Ama yine de ben teslimiyetten yana değilim.

Yüzümüzü Hakk’a dönelim derim, cahillerden ve zalimlerden olmayalım, halkı dinleyelim, derdimizi onlara anlatalım derim. İttihad, ittifak, itilaf temelinde bu sacayağı üzerinde, herkes için adalet, barış ve hürriyet temelinde bir çözüm sunalım ve başımıza topladığımız insin şeytanlarından yakamızı kurtaralım, Allah’ın yardımının bize ulaşmasının önündeki engelleri kaldıralım, o zaman Allah’ın yardımı bize ulaşacaktır derim!

Allah, bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister”. Bütün mesele şu: “Biz, Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olacak mıyız?” Evet, biz “Âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmetiyiz”. “Bütün insanlığın hayrına olmayan bir çözüm teklifi, bizim teklifimiz olmayacak” diyebilecek miyiz! Bunun için konjonktür ve reel politikten önce kendi nefsimizi gözden geçirmemiz gerek. Çünkü “Biz kendi nefsimizi değiştirmeden, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir”. Ama halimiz ortada.

Havf ile reca, yani korku ile umut arasında bir yerde duralım, ama umudumuz korkularımızdan bir adım önde olsun. Allah’ın yardımı bize ulaştıktan sonra yenemeyeceğimiz bir güç yok. Bu düşmanlarımızın gücü ile ilgili bir konu değil. Hani bir de şu Maske, Mesafe Musluk, HES girdabımızdan yakamızı bir kurtarabilsek!

Unutmayalım ki, doğu da batı da Allah’ındır. Bizi gören, duyan, bilen, kadere, rızka ve ecele hükmeden bir Allah var. İnsanların ve ülkelerin de bir kaderi var. Amenna ve saddakna. Görelim Mevla’m neyler. 

Selam ve dua ile.

 

Yorumlar

(53)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Halit der

10 Nisan 2021 23:40

Sayın dilipak seni severek dinliyor izliyorum senden bir ricaam var abdullah çoban hocanın korana ilacına nasıl ulaşabilirim

Öztürk

10 Nisan 2021 10:06

Cin ve Rusya kendi halklari icin tahil Depolamaya basladi. Türkiye ise, disaridan bugday, misir vb seyler almasina ragmen, kanalla yatip Kanalla kalkiyor. Yahu nedir bu milleti cektigi diyecegim ama diyemiyorum. Irak‘ta bu hale gelmeden önce, vur patlasin cal oynasin düzeni hakimdi, Allahi kenara koymuslardi. Saddam okadar azmistiki, her sey iki dudaginin arasindaydi. Ihtisamli Nebukadnezar geceleri düzenliyordu onun tahtina oturup babil geceleri tertipliyordun. Pislikler nehir gibi akiyordun. Yapma etme demeye kimse cesaret edemiyordu.sonunda bir yeralti cukurunda hayati bitti. Amma Irakin cilesi bitmedi, insanlar yarinindan emin degil. Niye bir insan kosar adimla ucuruma gider? Saddama sormak lazim, hani ölüm korkusuyla koyu bir dindar olmustunya görünüse göre. Oysa Cenabi Allah kitabinda, mealen, biz kitabi size ögüt alasiniz diye herkesin anlayabilecegi bir dilde indirdik, siz hic ögüt almazmisiniz, Allah sadece kullarinin iyiligini ister. Allah sapkinlara öyle bir azap verirki, dünyada mecnun gibi gezerler, artik onlar icin yolun sonu gelmistir. Kim Allahin ipine simsiki sarilirsa, kurtulus ondadir.

Adalar

10 Nisan 2021 00:05

Son yıllarda Yunanlar kaç adayi silahlandirdi onu da soyle

Amorti Kâzım

9 Nisan 2021 22:17

Nuran hanım,yanlış olanlar nedir ? Yazarsanız öğrenmiş olurum.

yılmaz

9 Nisan 2021 21:52

bu durumda emekli amiral bildirisinde rus parmağımı var diye de sormak lazım.  

yılmaz

9 Nisan 2021 21:30

kanaldan mısırın günlük geliri 15 milyon dolar ise deli para biz bugüne kadar niye bunu düşünmedik!.varlık içinde yokluk çekiyoruz işe bak..

yılmaz

9 Nisan 2021 21:01

motrö sözleşmesi gündeme gelmişken geçişleri mısır gibi paralı yapalım.büyük katkısı olur ekonomiye.

Ahmet

9 Nisan 2021 20:58

Yazar bey yunan istanbul a kadar dayanmışken ege bölgesini kan gölüne dönüştürmüşken, sen kalkmış meis adasından bahsediyon. 

A.L.

9 Nisan 2021 20:57

Yazdıklarınızın hangi birini düzelteyim bilemedim. Önce, Meis adası 1912’de Osmanlı tarafından kaybedildi, Cumhuriyet dönemi ile ilgisi yok. Adalar konusunda bu kadar hassassanız neden mensubu olduğunuz iktidar partisine Lozan’da açıkça bize ait olduğu belirtilen 18 adacığın Yunanistan tarafından ele geçirilmesine seyirci kalındığını sormuyorsunuz? Adamlar bu adalarda askerlerini konuşlandırdılar, sizlerden çıt yok.

Vatansever

9 Nisan 2021 20:52

Sayin Dilipak, Almanyadaki Kanallar tatli su kanallaridir. Bunlar ihtiyactan yapilmistir: kömürü demircelik ocaklarina tasimak icin. Siz kanal Istanbulda ne tasiyacaksiniz? Montrö anlasmasi öyle keyfim istedi diye iptal edilemez, degistirilemez. 28 madde bogazlarda süresiz bedava gecme hakkini garanti altina almistir.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle