--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’ân ve Sünnetin Bütünlüğü

Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
10

Bir süre önceydi… Çok değer verdiğim bir hocamızdan ilginç bir mesaj aldım: ‘Hocam, Youtube kanalınızdaki on beş dakikalık bir videonuzu izledim; sohbetinizde birçok ayet mealine yer verdiğiniz halde bir tek hadis-i şeriften söz etmemişsiniz.’ Sevgili hocama, konunun Kur’ân’ı okumak-anlamakve yaşamak olduğunu, dolayısıyla bir kasıt olmadığını, sadece hadis derslerinden ibaret konuşmalarımın da mevcut olduğunu, dahası “40 Hadis 40 Ders” ismiyle bir kitap yazmaya da cüret ettiğimi izah etmek zorunda kaldım. Hocamızla karşılıklı dualar edip birbirimize muhabbetimizi arz etmiştik… Ama zaman zaman sosyal medyada bir ayet veya hadis paylaştığımda aldığım tepkiler, Kur’an-Sünnet ilişkisi etrafında garip hassasiyetlerin oluştuğunu, dahası tehlikeli bir kamplaşmanın tırmandığını gösteriyor. Kamplaşan tarafların yek diğerine yakıştırdığı nitelemeleri burada zikretmeyi doğrusu uygun bulmuyorum. Sadece, Kur’ân ile Sünnet’in ayrılmazlığını apaçık yansıtan iki ayet meali ile bazı hadisleri paylaşmayı yeğliyorum:

“Allah’a itaat edin ve Resul’e itaat edin…” (Maide, 92; Enfal, 20; Nur, 54; Muhammed, 33; Teğabün, 12 vd…) “De ki: …Ben sadece bana vahyedilene uyarım…” (Enam, 50; A’râf, 203; Yunus, 15; Ahkâf, 9).

Kur’ân-ı Kerim’de yer alan çok sayıda âyet-i kerimede Allah’a itaat ile Resul’e itaat birbirinden ayrılmamış, Resûlüllah Efendimiz de (s.a) Allah’tan kendisine gelen vahye uyarak Kur’ân’ı tebliğ, tebyin, tefsir, talim etmiştir. O’nun (s.a) hayatı ve sünneti “yaşayan Kur’ân”dır. Yani Kur’ân ve Sünnet bütündür:

Hz. Aişe (r.anhâ) anlatıyor: “İzâ-câe nasrullahi” suresi gelince Resûlullah (s.a) şu duaları çok tekrar eder oldu: Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullah ve etûbu ileyh (Allah’ı hamd ile tesbih eder, Allah’tan bağışlanma diler, Ona tevbe ederim.)” Diğer rivayette: “Resûlullah (s.a) rükûsunda ve secdelerinde şu duayı çokça okurdu: Sübhânekallâhümme Rabbenâ ve bi-hamdike, Allahümmağfirlî (Allah’ım! Seni tesbih ederim. Rabbimiz! Ve hamd sanadır. Ey Allah’ım! Beni bağışla.)” Bu duayı okumakla Kur’ân’a yani Kur’ân’ın: “Rabbini hamd ile tesbih et; şüphesiz O, tevbeleri çok kabul edendir” (Nasr, 3) ayetine uyuyordu. (Buhârî, Ezân 123, 139, Meğâzî 50, Tefsir Nasr; Müslim, Salât 217; Ebû Dâvûd, Salât 152; Nesâi, İftitâh 153)

Mesrûk (rahimehullah) anlatıyor: Hz. Aişe’ye (r.anhâ) dedim ki:

“Ey anneciğim! Muhammed (s.a) Rabbini gördü mü?” Bu soru üzerine şöyle dedi:

“Söylediğin sözden tüylerim ürperdi. Senin üç hatalı sözden haberin yok mu? Kim onları sana söylerse yalan söylemiş olur. Şöyle ki: Kim sana: “Muhammed Rabbini gördü” derse yalan söylemiş olur.”

Hz. Aişe bu noktada, sözüne delil olarak şu ayeti okudu (mealen):

“Onu gözler idrak edemez, O ise gözleri idrak eder” (En’âm, 103). Devamla dedi ki:

“Kim sana derse ki, “Muhammed yarın olacak şeyi bilir”; yalan söylemiştir. Zira ayet-i kerimede:

“Hiçbir nefis yarın ne kesbedeceğini bilemez” (Lokman, 34) buyurulmuştur.

Kim sana “Muhammed’in vahiyden bir şey gizlediğini” söylerse o da yalan söylemiştir. Çünkü ayette:

“Ey Peygamber! Sana Rabbinden her indirileni tebliğ et. Şayet bunu yapmazsan Allah’ın risaletini tebliğ etmiş olmazsın” (Maide, 67) buyurulmuştur.

Lakin Resûlullah (s.a) Cibril’i asli suretinde iki sefer görmüştür.” (Buhârî, Tefsir Maide, Bed’ü’l-Halk 6, Tefsir Necm, Tevhid 4; Müslim, İman 287; Tirmizi, Tefsir En’âm)

İbnu Abbas (r.a), “Onlar lemem (küçük kusurlar) hâriç, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınanlardır” (Necm, 32) ayeti hakkında Resûlullah’ın (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: 

“Ey Rabbim, sen affedicisin, hepsini affet, küçük günah işlemeyen kulun yoktur” (Tirmizî, Tefsir Necm).

Resûlullah (s.a): “Yalan şahadet Allah’a şirk koşmakla bir tutulmuştur!” buyurmuş ve şu âyeti okumuştur: “...Putlara tapmak gibi bir pislikten ve yalan sözden kaçının.” (Hac, 30). (Tirmizi, Şehâdât 3; Ebû Dâvûd, Akdiye 15; İbnu Mâce, Ahkâm 32)

Resûlullah (s.a): ‘“Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek vermeleri gerekenleri verenler; işte onlar hayırlarda yarışanlar, o uğurda önde gidenlerdir” (Mü’minun, 60-61) ayetinde kastedilenler; yaptıkları hayırların kendilerinden kabul edilmemesinden korkanlardır’ dedi (Tirmizi, Tefsir Mü’minûn).

 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

haydar önal

31 Ağustos 2021 08:38

Yalan yayın yapıyorsun,insanları yanlış bilgilendiriyorsun, Hz. Muhammed Allah' ın Kitabı Ku ran' 'a düşemez, Kuran da Namaz diye bir kelime yok önce Allahım sonra Allah 'ın dini İslami öğren. Hurafelere, masallara inanma Sadece Allah'a ınan oda Kendi Kitabı Kuran. Bu senin kafa yapına uygun bir örnek: Hz.Muhammed (s.a.v.) yaşadığı zamanda hep çöl kumu üzerinde yürüdüğü herkes tarafından biliniyor, bu yaşadığımız zamanda bütün yolları çöl kurumuyla yakalamamız mı gerekiyor, aksi takdirde sunnete aykırı davranmış oluyoruz.

Emrk

24 Ağustos 2021 21:56

Doğrusu rumuzlu kardeş Peygamberimiz SAV. kim benim ALLAH ı gördüğümü söylüyorsa ... ben ALLAH ı hiç görmedim demiştir . Peygamberler içinde hiç biri ALLAH ı görememiştir sadece Hz Musa nurunun milyonda birini görebilmiştir dağa çıkıp tabletler kendine verildiğinde KURAN da geçen altınları eritip sarı dana taptıkları Ayet Musa’nın halkını lanetlediği Ayet

Abdullah YILDIZ diyor ki:

24 Ağustos 2021 20:42

Yazıyı kendi ön kabullerinize göre okumamanızı öneririm. Yazı okuyucuya Kur'ân ile Sünnet'i birbirinden ayrıştırıcı değil birbirini bütünleyici şekilde okumayı öneriyor.

Doğrusu

24 Ağustos 2021 17:14

Resulü Ekrem aleyhissalatü vesselam miraçta Cenab-ı Hakk’ görmüştür. Sahabenin bir ikisi hariç ekseri bu konuda müttefiktirler.

Garip öne çıkarılırsa

24 Ağustos 2021 16:04

Muhterem hocam, Ayişe ra validemizden aktarılan bu üç mesele, her ne kadar hadis mecmualarında yer almışsa da Resulullah’ın sav sözü olmayıp tamamen Muhterem Validemizin bakış açısı ve yorumundan ibarettir. Bir kere bunu açıkça tebarüz ettirelim. Bugünlerde yaygın bir eksiklik olarak görülen az ve yarım okumalar sadedinde bu açıklamayı zorunlu bulmaktayım. Gelelim meselenin aslına bu bahiste adı geçen zat validemize dolaylı (aslında dolaysız) olarak miraç meselesini sormaktadır. Malumunuz bu meselede, ashabın hemen tümünün ortak mutabakatına muhalif olarak, Annemiz ve ibni Ebu Süfyan tarikiyle neşet olunan bu yol gariptir ( uzak, yabancı ve benimsenmeyen) Zira Validemiz miraç vuku bulduğunda yaklaşık iki üç yaşlarında bir çocuktur, aynı şekilde ibni ebu Süfyan da çocuktur ve Mekke’nin Fethiye kadar geçen sürede de müşriktir.

Kemâl sünnete tabi olmakla olur

24 Ağustos 2021 14:58

Dediğiniz gibi mesele, gayet nazik. Sünnet konusunda telakkinizi gayet net olarak vermelisiniz. Yorum hanenize baktım. İki arkadaş Resulsüz kitap fikrinden neşriyata başlamışlar bile. Hele biri sizi anladığını düşünerek mazallah tamamen yok demeye çalışmış. Allah Hidayet buyursun.

Müstakim sırat

24 Ağustos 2021 14:40

Muhterem hocam, sizi arayan Hocaefendi kim ise Allah ondan razı olsun çok isabetli bir değinimde bulunmuş. Neyse ki önceki yapıp ettiklerinizi anlatarak meselden sıyrılıp çıkmışsınız. Evvela belirtmek gerekir ki “Kur’ân’ı okumak-anlamak ve yaşamak” bahis mevzuu olunca okumak neyse de (gerçi literatürde var olan bütün okumalar da O’ndan sav neşet etmiştir ya neyse) “ ANLAMAK VE YAŞAMAK” söz konusu olunca Hz. Resul’den sav bağımsız olarak ne anlatabilirsiniz Allah aşkına. Ancak bugünkü yazı içeriğinden anladığıma göre modern dönemin akılcı telakkisine uyum söz konusu olmuş. Allah cümlemizi sıratı müstakimden ayırmasın inşallah

Emrk

24 Ağustos 2021 13:47

Kuran ın ayetleri 20 yılda indi ALLAH Resul’e itaat edin izinden gidin ki ayetleri dinleyin izahını anlayın yapılması gerekenler öğrenin ve KURAN tamamlanana kadar Ve KURAN tamamlandı ALLAH Resul’ünü yanına aldı tamamlanması gereken bitti izinden gidilecek olan ALLAH ın Kelamı KURAN da tamamlanmıştı artık Resul Uyarıcı ALLAH ın sevgili kulu bizlerin sevgilisi bizlere ALLAH Emirler’ini Sundu belgeletti bu kitap size yetmiyormu ayetiyle uyardı

Ahmet Özonar

24 Ağustos 2021 10:57

Değerli yazarımız ben konuyu anladım.Ancak mahalle baskısından kaçıp kurtulmak zor iş cesaret ister. Sadece ALLAH var. ALLAH ve ....yok. Rasul su anda ALLAH'ın mesajı. Kuran ve .....yok. Bu .... lar öyle çok şey olabilirki, bizi nerelere götürebilir ki tahmin dahi edemezsin.ALLAH'ın anlattığı değil bizim tahayyül ettiğimiz resulle başlar, Kuranın anlatığı değil bize dikte edilen sünnette başlar sonu hüsrana gider.

ABDULLAH

24 Ağustos 2021 10:20

Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdulilahi rabbil âlemin vesselatu vesselâmu âlâ Rasuline Muhammed in ve ala alihi ve sahbihi ecmain. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhû İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız Allah (Celle Celâlühû) ‘ nün rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tâbi olmaya bağlıdır.

Abdullah Yıldız Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle