Uzman isimden çarpıcı uyarı! Bu hastalık kadınlarda sinsi ilerliyor
Kadınlarda çoğu zaman kilo artışı sanılarak göz ardı edilen lipodem; sessiz ve ilerleyici yapısıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmediğinde hastalığın kontrolünün zorlaştığını belirtiyor.
Bacaklardaki inatçı şişlik, orantısız yağlanma ve geçmeyen ağrılar… Çoğu kadının “kilo aldım” diyerek geçiştirdiği bu tablo, aslında kronik bir hastalığın işareti olabilir.
Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, , özellikle kadınlarda sık görülen lipodem hastalığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Lipodemin genellikle bacaklarda belirgin yağlanma ve ödemle ortaya çıkan kronik inflamatuvar bir hastalık olduğunu belirten Diyetisyen Mutluer, beslenmenin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını ifade etti. Hastalıkta temel hedefin vücuttaki inflamasyonu azaltmak olduğuna dikkat çeken Mutluer, doğru beslenme planının tedavi sürecini nasıl desteklediğini anlattı.
Doğru beslenme çok önemli
Akdeniz diyetinin lipodemli bireyler için önemli bir beslenme modeli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Deniz Mutluer, "Zeytinyağı, omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller ve lif açısından zengin olan Akdeniz tipi beslenme, inflamasyon belirteçlerinin azalmasına yardımcı olur. Ketojenik beslenme de düşük karbonhidrat ve yüksek sağlıklı yağ içeriği sayesinde vücutta ketozis sürecini başlatır. Bu durumun yağ yakımını destekler ve inflamatuvar sürecin azaltılmasında etkili olabilir" şeklinde konuştu.
Bu besinlerden kesinlikle uzak durun!
Lipodemi olan bireylerin özellikle rafine şeker, alkol, paketli ve işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminden kaçınması gerektiğini belirten Diyetisyen Mutluer, kişiye özel planlanan bir beslenme programının hastalığın kontrol altına alınmasında önemli bir destekleyici unsur olduğunu vurguladı. Mutluer, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:
"Lipodemin erken dönemde fark edilmesi, hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak açısından son derece önemli. Bu süreç yalnızca beslenmeyle değil; hekim, diyetisyen ve gerektiğinde fizyoterapist iş birliğiyle yürütülmelidir. Multidisipliner bir yaklaşımla inflamasyonun azaltılması, ödemin kontrol altına alınması ve kilo yönetiminin sağlanması mümkündür. Doğru planlama yapıldığında hastalarımızın ağrı şikâyetleri azalır, hareket kabiliyetleri artar ve günlük yaşam kalitelerinde belirgin bir iyileşme sağlanır."