Tasavvuf! Kocakarı imanı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Bâyezid-i Bistamî'nin Bağdad yolculuğunda sırasında evinin önünü süpüren bir ihtiyar kadından aldığı cevap onu epey şaşırtmış ve “İşte kavi iman budur” dedirtmiştir.
Yolcuğu pek sevmeyen Bâyezid-i Bistamî, Bağdad’a gitmeye karar verir. Müridlerini de yanına alarak, doğum ve aynı zamanda ikamet yeri olan Bistâm’dan Bağdad’a hareket eder. Uzun süren bir yolculuktan sonra Bağdad’ın kenar mahallelerine ulaşır.
Bâyezid-i Bistamî, yol yorgunu müridleri ile Bağdad’ın merkezine erişmeye uğraşırken, ihtiyar bir kadın da telaşla evinin önünü süpürmektedir.
Kadının süpürgesinden kalkan toz, yolcuların yüzüne vurunca, Tayfûr dayanamayıp kadına seslenir:
“Ey kadın, sen beni tanımıyor olmalısın ki, beni ve müridlerimi toza boğasın.”
Süpürmeye ara veren kadın, süpürgesinin sapına yaslanarak, ona şu soruyla cevap verir: “Ey yabancı, hele sen kimsin?”
Kadının aymazlığı karşısında biraz sinirlenen Bâyezid-i Bistamî:
“Ben, Cenâb-ı Hakk’ın varlığını yüz delille ispat etmiş bir sûfîyim.”
İstifini hiç bozmayan kadın, Bâyezid-i Bistamî’nin bu çıkışmasına, boştaki kolu ile bir daire çizerek şu karşılığı verir:
“Hele senin iman direğin çürükmüş ki, onu sağlamlaştırmışsın. Benim imanımdan yana kuşkum yok ki, senin emeğine itibar edeyim.”
İhtiyar kadının bu sözü karşısında sarsılan Bâyezid-i Bistamî, müridlerine dönerek, şöyle dermiş: “İşte kavi iman budur.”
Kocakarı imanı dediğimiz iman budur; tedkike, tahkike, güçlendirmeye, artırılmaya ihtiyacı olmayan bir iman! İman ettiysen bu kocakarı gibi iman edecek, yaşarken de kendinin ve dünyanın hallerini bu iman üzere müdrik olacaksın.