• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ömer Tuğrul İnançer, Akit’e konuştu: Allah oruca ayrı bir önem veriyor

Kanaat önderlerinden Ömer Tuğrul İnançer, Ramazan ayına ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada, “Ramazan-ı Şerif, Cenab-ı Hakk’ın kullarına ikramıdır. Cenab-ı Hakk’ın ‘oruç nimetinin bedelini bizzat ben ödeyeceğim’ diye buyurmasındaki hikmet, ‘mü’minlerin ay’ı olduğuna işarettir. Namazın, orucun sevabını da yine Allah verecek ama; Allah (cc) oruca ayrı bir ehemmiyet veriyor. ‘Mükâfatını bizzat ben vereceğim’ buyuruyor” dedi.

Yeniakit Publisher
2020-05-11 11:05:00 - 2020-05-11 11:07:33
Ömer Tuğrul İnançer, Akit’e konuştu: Allah oruca ayrı bir önem veriyor

Ülkemizin saygın kanaat önderlerinden Ömer Tuğrul İnançer ile irfan penceresinden salgın imtihanını ve Ramazan-ı Şerifi hakkıyla nasıl idrak etmemiz gerektiğini konuştuk.

-Efendim, malum salgın dolayısıyla mahzun bir Ramazan geçiriyoruz. Bu hususta ne söylemek istersiniz?

Evvela dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu bilmek lazım. Allah-ı Zülcelal buyuruyor ki, “Ben sizi canlarınızdan ve mallarınızdan eksiltmek suretiyle de imtihan ederim.” Dünyanın bu faniliğini bilip, dünyaya dünyada kalacağımız kadar ehemmiyet vermek ve bu minvalde yaşamak; ebedi dünyada ise ebediyen kalacağımızı bilip o kadar ehemmiyet vermek gerekir. Ayrıca nedense bu medya genellikle felaket tellallığı yapıyor. Bütün kardeşlerimden rica ediyorum. Bundan yaklaşık 100 sene evvel, İspanyol Gribi kaç milyon insanın canına mal olduğunu bir tetkik etsinler. 1918-1919’da 50 milyon insanın canına mal olduğu söyleniyor. 50.000’den bahsetmiyoruz, 50 milyondan bahsediyoruz. Mesela Viyana’da, mesela Budapeşte’de veba anıtları vardır. Binlerce, on binlerce, yüz binlerce vefata sebep olur. İstanbul’da bir günde sur kapısından defnedilmek için 6000-7000 cenazenin çıktığı vakidir. Koleralar ama bunlar hiçbir zaman, zamanımızdaki bazı saçmalayanların dediği gibi kıyamet alameti falan değildir. Bunlar olur, olduğunu bilip tedbirde kusur etmeyip, tedbire bel bağlamadan Rabbul Alemin’e bel bağlayarak bugünler geçer.

-Bu süreçte tedbiri abartan insanları görüyoruz. Bu konuda ne diyorsunuz?

Felaket tellallığının adeti madeti yok, ancak bu tedbirde kusur etmeyi gerektirmez. Tedbirli olalım ve ne yazık ki artık memleketimizde benlik, enaniyet, egoizm terbiyesi verecek bir kurum olmadığı için ilk sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde hiç yakışmayan görüntüler oldu. Hiç kimse iki günde açlıktan ölmez. Ayrıca cumartesi gününden itibaren de fırınlar evlere de ekmek dağıtmaya başladılar. Bu kadar benlik, ben yiyeyim din kardeşim yemese de olur, ben kendimi kurtarayım gerisi ne olursa olsun demek yanlış. Lazım olan terbiyeyi verecek bir kurum yok ve zaten Milli Eğitim mekteplerinde de böyle bir terbiye bekleyecek bir halimiz yok. Çünkü hâlâ 1930’ların kafasıyla bu işler gidiyor, bir türlü intibak edip insanı insan yapan değerleri öğretmeye başlayamadık. Yani yavrularımıza maarif veremiyoruz.

-Ramazan’ın ümmete atfedilmesinin mahiyeti nedir, buradan biz ümmet olarak ne çıkarmamız gerekiyor?

Ramazan-ı Şerif, Cenab-ı Hakk’ın kullarına ikramı, ihsanının ziyade olduğu aydır, Ramazan ibadeti malumunuz oruçtur. Yapılan her ibadetin elbette bir karşılığı vardır ancak Allah o karşılığı vermek zorunda değildir. Bunu, ibadetine güvenenlerin kulağına küpe olması için söyledim. İbadete hiç güvenilmez çünkü ibadetleri yapabilmemiz Allah’ın bize bir ihsanıdır. O ihsandan dolayı O’na hamd-u sena ederiz. İbadet ettim diye gerinerek söylemek olmaz. Böyleleri çok var maalesef.

-Allah-u Teala’nın oruç nimetinin bedelini bizzat ben ödeyeceğim buyurmasındaki hikmeti nasıl anlamalıyız?

Cenab-ı Hakk’ın “oruç nimetinin bedelini bizzat ben ödeyeceğim” diye buyurmasındaki hikmet ‘mü’minlerin ay’ı olduğuna işarettir. Namazın, orucun sevabını da yine Allah verecek ama; Allah (cc) oruca ayrı bir ehemmiyet veriyor. “Mükâfatını bizzat ben vereceğim” buyuruyor. Dolayısıyla Ramazan-ı Şerif elbette mü’minlerin ayıdır. Farkında olalım ya da olmayalım bir şekilde Ramazan’ın bu ruhundan istifade ediyoruz. İşte bu da tevhiddir. Allah insanları ve cinleri yalnız ibadet etmeleri için değil, ayet-i kerimeye göre kul olsunlar diye yaratmıştır. “İlla li ya’budun” burada kul olmak vurgulanmaktadır. Vaiz efendiler vaazlarında diyorlar ki, ‘cemaatle namaz kılmak yalnız başına kılmaktan 27 derece daha faziletlidir’ diyorlar. Söz doğru. Ama böyle anlatırsak namaz kılmanın aslı münferit kılmadır; ama cemaatle kılarsan daha faziletli olduğu anlaşılır. Ama mana bu değil ki. Namaz kılmanın aslı cemaatledir. Bu söz şöyle söylenir: “münferit namaz kılmak cemaatle namaz kılmaktan 27 derece daha az faziletlidir.

Kulluğun evveli tevhid’dir!

-“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım” ayetinden ne anlıyoruz?

Tapınma yani ibadet ritüellerini yerine getirmeyi anlıyoruz. O zaman “kul olun” iradesinden “tapının” manasına anlaşılmasına sebep oluyor. “Kul olmak” ayrıdır, “tapınmak” ayrı. Buradaki kul olmanın tek yolu tevhiddir. Bunu beraberlik olarak anlamamak lazım. Zira bir olanın beraber olmaya ihtiyacı var mıdır? Maalesef siyasetçilerin ağzından hiç düşmüyor birlik-beraberlik. Manasız manasız konuşuyorlar. Birlik yeter. Bir olmak beraber olmak demektir zaten. Kulluk da o bir olmaktır. Nasıl kul olacağımızı da Cenab-ı Hak bize kademe kademe ihsan buyurmuştur. Kulluğun evveli birliktir, tevhiddir. Tevhide kavuşmanın yolu da müşterek ibadet etmekten geçer. Cemaatle namaz kılmak, Arafat’ta vakfe gibi. Bir namaz iftitah tekbiri ile başlar, selamla biter. En uzunu 15-20 dk sürer. Diyelim ki birkaç milyon insan aynı anda ibadet ediyor. İmsak ile iftar arasında Edirne’den Kars’a kaç milyon insan oruç ibadetini gerçekleştiriyor? İşte orucun sağladığı tevhid. Oruçlunun işi gücü hatta uykusu da ibadettir. Haram olanı yapmadığımız sürece milyonlarca insanın yaptığı her şey ibadet hükmünde. Yüz milyonlarca insanın bu ibadeti, işte Rabbimizin hoşuna giden şey. İşte Ramazan-ı Şerif Rabbimizin bizden istediği kulluğun en kolay yolu olan tevhidin sağlandığı zamandır. Biz farkında olalım ya da olmayalım, bu rahmet ikliminden istifade ederiz.

Biz gazi bir Peygamberin ümmetiyiz

-Ramazan’dan hakkıyla istifade edebilmek için nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

Her Ramazan maalesef sakız çiğnemek, denize girmek, kan aldırmak orucu bozar mı diye sorular alırız. Kimse bugüne kadar sormadı “gıybet etmek, rüşvet almak, makam mevki için arkadaşının ayağını kaydırmaya yeltenmek orucu bozar mı?” diye. Yalan söylemek... O kadar maddileştik ve insanı o kadar bedene indirgedik ki Ramazan’ı da bedene bir şeyin girip çıkması ile değerlendiriyoruz. Ciddi bir propaganda var farkında mıyız, değil miyiz bilmiyorum. Müslümanları pasifize etmek için birtakım bir şeyler yapılıyor. Bunun başında tasavvuf modası var. Bir lokma bir hırka. Bunu kim diyor? Aman çok melaike bir adam. Ensesine vur al ekmeğini. Bu nerede var? Biz gazi bir Peygamberin ümmetiyiz. Elinde kılıçla savaşmış, hem can almış, hem yaralanmış. Bunlar aktif Müslümanlığa mani olan ifadeler. Bugün ne yazık ki sadece cesaret yönünden değil, ilimde, fende, irfanda niye ecdadımız gibi değiliz? 1920’li yılların karanlığı ayrı. Ama bazı şeyler için sür’at kazandırılması lazım. Mübarek günleri, geceleri, anları ibadet ritüelleri yapılan anlar olarak algılamamak lazım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı