• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yolsuzluğu anlatmak yerine yine şov yaptı! Mahkemede soytarılık

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yolsuzluğu anlatmak yerine yine şov yaptı! Mahkemede soytarılık

Toplam 436 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluğu davası başladığı günden beri mahkemede şov yapan ve ‘Duruşmalar TRT’den yayınlansın’ diyen Ekrem İmamoğlu, savunma sırası kendine gelince yine yan çizip masal okumaya başladı. Dört gün sürmesi beklenen savunmasında hakkındaki 143 suçlamaya, somut iddialara, delillere ve tutanaklara odaklanmak yerine bol bol hamaset nutukları atan yolsuzluk tutuklusu Ekrem İmamoğlu, mahkemede yine şovmenliğe soyundu.

BUĞRA KARDAN  İSTANBUL

Kurduğu suç örgütü ile İstanbul’u talan eden ve 2430 yıl hapis cezasıyla yargılanan CHP’li Ekrem İmamoğlu, hakkındaki yolsuzluk iddialarına cevap vermek yerine kıvırdı. İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne ilişkin 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı “Asrın Yolsuzluğu” davası başladığı günden beri mahkemede şov yapan ve “Ben buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldim” şeklinde küstah ifadeler kullandığı gerekçesiyle daha önce salondan atılan İmamoğlu, dört gün sürmesi beklenen savunmasında yaşanan hırsızlığı anlatmak yerine bol bol nutuk attı. Hakkındaki 143 suçlamaya, somut iddianame maddelerine, delillere ve tutanaklara odaklanmak yerine adeta miting meydanındaymış gibi iktidar eleştirisi yapan İmamoğlu, davanın siyasi, iddianamenin ise bahane olduğunu öne sürdü. Israrla “TRT’den canlı yayınlasın” dediği hâlde dava sırasında savunma yapmaktan kaçınan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, iptal edilen sahte diplomasına ve görevden alınmasına rağmen kendisinin ‘yüksek lisans mezunu’ olduğunu, ‘İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ görevinde bulunduğunu ve aylık gelirinin 250-300 bin lira olduğunu söyledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede ‘örgüt yöneticisi’ olarak geçen İmamoğlu, sabıkası olup olmadığının sorulması üzerine “Yok, Allah’a şükür” diye cevap verdi.


 

HALK TV’YE İMAMOĞLU DESTEĞİ

Kendisini savunmak yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ‘rüşvet’, ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’dan hakkında soruşturma başlatılan Halk TV’nin firari sahibi Cafer Mahiroğlu’nu aklamaya çalışan İmamoğlu, “Halk TV’ye yapılan bu zulmü, zalimliği şiddetle kınıyorum. En şiddetli şekilde kınıyorum. Başta sahibi Cafer Mahiroğlu olmak üzere kanalda emeklerinin, alın terinin, sözlerinin, kalemlerinin gücüyle çalışan tüm gazetecilere geçmiş olsun diyorum ve yanlarında olduğumu ilan ediyorum” ifadelerini kullandı.


 

SARAÇHANE MEDYASINI UNUTMADI

İktidarı ve yargıyı nefret siyaseti üretmekle itham eden Ekrem İmamoğlu savunmasında Saraçhane medyasını da unutmadı. Halkı manipüle eden, milletin manevi değerleriyle alay eden ve yalan yanlış bilgilerle, iftiralarla toplumu galeyana getirmeyi gazetecilik addeden Lale Özan Arslan, Fatih Ergin, Tuğba Tekerek, Mustafa Balcı, Şaban Sevinç, Selahattin Günday ve Ali Tarakçı gibi isimlerin de avukatlığına soyundu. İmamoğlu, “Şaşılacak bir durum ya! Tutuklu, tutuklu, tutuklu... Tutukluk nedir ben biliyorum. Bu tutuklama kararını veren hâkim bilmiyor ama ben biliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ben biliyorum. İsmail Saymaz ev hapsinde, Murat Ağırel ev hapsinde. Niye? Millet hiçbir şey duymasın! Millet hiçbir şey okumasın! Akıl alır gibi değil” hezeyanında bulundu.


 

KENDİSİNİ MİTİNG MEYDANINDA SANDI

Adalet Bakanı Akın Gürlek için “Operasyon bağımlısı” nitelemesinde bulunan İmamoğlu, “AK Parti’yi baştan aşağıya uyarıyorum. Sizi bir operasyon girdabına sokan bir süreçle iç içesiniz” diye konuştu. Şovmen İmamoğlu’nun İBB’de yapılan hırsızlığı anlatmak yerine “Kadınlar seçme ve seçilme hakkını Avrupa’nın birçok ülkesinden önce kazandı”, “Okuma yazma bilmeyen yurttaşlar için okullar açıldı. 1926-27 doğumlu dedem, benim ailemde ilk okuma yazma öğrenen kişidir. Cumhuriyet öğretti bize” şeklinde davayla alâkası olmayan konuları gündeme getirmesi, ‘top çevirme’ olarak değerlendirildi.


 

MAHKEMEDE SLOGANLI SOYTARILIK

İmamoğlu’nun, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada hukuki savunma yapmak yerine mahkeme salonuna toplanan bindirilmiş kıtalara “Hepinizi çok seviyorum” demesi, annesine-babasına selam göndermesi, Özgür Özel’e teşekkür etmesi, dün kayyım atanan Halk TV’ye destek çağrısı yapması ve “Ekmeğe-süte-mazota vergi”, “Emekliler aç”, “Gençler ülkeden gidiyor” şeklinde popülist bir hitapta bulunması, salondaki yandaşların ise alkışlara, sloganlara karşılık vermesi ‘mahkemede soytarılık’ olarak yorumlandı.


 

“GARİP AÇIKLAMALARDAN YARAR DEĞİL, ZARAR GÖRÜR”

Akit’e konuşan Avukat Cengiz Ocakçı, şunları söyledi:
“İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında sona yaklaşıldı. Buna rağmen İmamoğlu’nun şov girişimlerini bırakmadığını görüyoruz. En başından beri iddiaları ve delilleri çürütmek yerine tribünlere oynamayı tercih eden İmamoğlu, dünkü savunmada da garip açıklamalar yaptı. Yani bu açıklamaların kendisine yararı değil, zararı olduğunu İmamoğlu’nun anlaması gerek. Şov girişimleriyle bir yere varılmaz. Mahkemede ciddi olunur. Tiyatrolarla, piyeslerle beraat edilmez. En başından beri söylüyorum. Avukatları, İmamoğlu’nu uyarmalıydılar. İşin hukuki yönüyle ilgilenmeliydiler. İddianameyi kötülemenin yanlış taktik olduğunu ifade etmeliydiler. Ancak böyle ilerlemediler, hata ettiler. Yani İmamoğlu ve ekibi neler dediler neler! İddianame için ‘İftiraname’ ifadesini kullandılar. Oysa ki iddianamenin altı doluydu. Tanıklar, deliller ortadaydı. Öyle görünüyor ki avukatları, durumu yeni anladılar. Her şey belli. Hukuka aykırı her işlem delillendirilmiş. İtirafçı, ‘Şunu şurada verdim’ diyor. Diyor ama delil de ardından geliyor. Ali Nuhoğlu, ‘Hak edişimi almak için İmamoğlu’na iki villa verdim’ ikrarında bulunuyor. Bu ikrarı kanıt takip ediyor. Yani 50 senelik avukat olarak yargılamanın İmamoğlu’nu mahkûmiyete götüreceğini dile getirebilirim. Zannediyorum, İmamoğlu’nu tiyatro oynamaya iten nedenlerden biri de bu.”


 

“TİYATRONUN SON PERDESİ”

Avukat Emre Tekmen de şunları kaydetti: “Toplam 436 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluğu davası başladığı günden bu yana ‘Duruşmalar TRT’de yayınlansın’ yaygarasıyla kubbeyi çınlatan Ekrem İmamoğlu, nihayet hesap sırası kendisine geldiğinde hukuk tarihine ibret vesikası olarak geçecek bir hadiseye imza attı. Dört gün sürmesi beklenen savunmasının ilk ayağında karşısında birer kaya gibi dikilen somut iddianame maddelerine, belgelere ve tutanaklara tek kelimeyle olsun temas etmekten kaçınarak şov yapmayı seçti. Ağır ceza kürsüsünü bir kez daha miting sehpasına çevirdi. İdrak sahibi her vicdan ise ‘Madem heybenizde iddianameyi kül edecek vesikalar vardı, madem alnınız ak, hesabınız pak idi; günlerdir kopardığınız o ‘canlı yayın’ velvelesi bu aciz ve sefil manzarayı millete seyrettirmek için miydi’ sorusunu sormak mecburiyetinde kaldı. Gelinen noktada hakkında 2 bin 430 yıl hapis cezası talep edilen bir sanığın dört günlük savunma mühletini somut delilleri çürütmek yerine pörsümüş hamaset nutuklarına ve bayat iktidar eleştirilerine kurban etmesi, hukuki iflasın en sefil ikrarıdır. Hukukta sükût ikrardan gelir derler ancak mahkeme huzurunda 143 suçlamanın yanından bile geçemeyip boş laf kalabalığına sığınmak, sükûttan da öte suçun altında ezilmenin gürültülü itirafıdır. Dosyadaki vesikalara verecek cevabı olmayanların her devirde sığındığı o malum ‘Bu dava siyasidir, iddianame bahanedir’ masalı artık kimseyi uyutamaz. Ortada 436 sanıklı devasa bir dosya, kalem kalem dizilmiş 143 somut isnat ve vesika yığınları dururken, bunların tek bir satırını dahi çürütemeyip sahte mağduriyet hırkasına bürünmek hakikati örtemez.


 

İmamoğlu’nun savunma kisvesi altında sergilediği bu şov, yargı makamının ciddiyetiyle alay eden tam bir hafiflik numunesidir. Yüzlerce yıllık hapis isteminin ve yüz kırk üç ayrı suçlamanın altından nasıl kalkacağını açıklaması beklenen bir sanık; iddianamedeki delillere cevap vermek yerine salona taşınan bindirilmiş kıtalara dönüp ‘Hepinizi çok seviyorum’ diyerek tribünlere gerdan kırmış, mahkeme kürsüsünü radyo istek hattı zannedip anne ve babasına selam göndermiştir. Yetmemiş, YP tabelacısı Özgür Özel’e teşekkür yollamış, dün kayyım atanan Halk TV’ye teşekkür sarkıtıp medet dilenmiştir. Nihayetinde, boynuna dolanan yolsuzluk dosyalarını unutturmak kahvehane popülizmine sarılması, milletin şaşmaz ferasetinde tam isabetle ‘mahkemede hokkabazlık’ olarak damgalanmıştır. Başından beri oynadığı tiyatrosunun artık son perdesini sahneleyen İmamoğlu için sahte ışıklar sönmekte, hakikatin soğuk duvarı görünmektedir. Şimdi zihinlerde düğümlenen tek sual, bu yolun İmamoğlu’nu nereye çıkaracağıdır. Cevabı, kanunun şaşmaz maddelerinde ve adaletin tavizsiz çehresinde yazılıdır. Tiyatronun son perdesi inerken sahte alkışlar kesilecek, bindirilmiş kıtalar dağılacak ve İmamoğlu, cevapsız bıraktığı o 143 suçlamanın mahşeri ağırlığıyla demir parmaklıklar ardında baş başa kalacaktır.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cabbar

Dünyanın en saçma hukuk adalet sistemi maalesef Türkiyede. İmamoğlu madem savunma yapmıyor işi sulandırıp herşeyi şova çeviriyor, savunma yapmaya gerek bile görmüyorsa demekki hırsızlık yolsuzluk dolandırıcılık ve aldığı rüşvetleri kabul ediyor. Bir daha mahkemeye çıkarmaya gerek görmeden 2355 yıl hapis cezası onanmalıdır. Devlet bu şov bu tiyatroya derhal son vermelidir.

Fatih

Aynen katılıyorum bu şovmene derhal şovlarına son verilmelidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23