Kıymetimiz kıyametimiz olmasın!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Derdinin büyüklüğünü değil, Rabbinin büyüklüğünü anlatmalı. Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olduğunu öğretmeli körpe dimağlara.
Bir milletin geleceği hakkında fikir beyan etmek, yorum yapmak veya öngörüde bulunmak için ne keramet sahibi olmaya ne de filozof olmaya gerek var. Zira bir milletin genç nüfusu ne ile iştigal ediyorsa o milletin geleceği hakkında bizlere işaret veriyor demektir.
Bugün “Elhamdülillah” diyerek başlamak isterim yazıya. Gerek Diyanet İşleri Başkanlığımız gerekse çeşitli vakıf, dernek vs. kuruluşlar gençleri ve çocukları sabah namazlarında buluşturuyor, kitap okumaya teşvik edip, çeşitli yarışmalar yapıyorsa biz bu memleketin geleceğinden umutluyuz biiznillah.
Güne secde ile başlıyorsa, Rabbi ile konuşarak başlıyorsa eğer, korkmamalı bu güzel ülkemin gencinden geleceğinden. Güvenmeli gencine, Evlad-ı Fatihanına.
Önce anlatmalı kim olduklarını, nereden gelip nereye gittiklerini ve omuzlarındaki emanetin büyüklüğünü. ‘Mensubiyet’ hamurunda yoğurmalı, ta ki cûşa gelsin cümle gençler. Anlatmalı kendisine; ‘Genç’ demenin hazine demek olduğunu, paha biçilmez kıymet olduğunu. Birilerinin kendisini avlamak ve tavlamak peşinde takipteler. Birilerinin kendilerine devşirme adına salyalı iştahlarını nasıl kabarttığını. ‘Kendine gel’ yerine ‘bize gel’ diyen tezgah tüccarlarını anlatmalı. Hele bir de anlatmalı Yigit Ulubatlı Hasan’ları. Kurtarmalı Hans’ların elinden, tuzağından. Seyit onbaşıları anlatmalı mesela. Ta ki gerçek kahraman tanısınlar da elin sanal kahramanlarına özenip örnek almasınlar.
Alemlerin efendisini (s.a.v) anlatmalı ki, yüzüklerin efendisine gönül kaptırmasınlar.
Konuşmalı bu internet dünyasının masum yerlileri ile. Tecrübesiz ebeveyn tarafından bilgisizce hapsedildikleri interaktif hücrelerden çıkarmalı dışarıya. Buluşmalı cami avlularında sabahın seherinde. Tutmalı her bir yiğidi yüreğinden.
Derdinin büyüklüğünü değil, Rabbinin büyüklüğünü anlatmalı. Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olduğunu öğretmeli körpe dimağlara. Öğrenciliğin ise, test ve tosttan ibaret olmadığını. Talebe olunması, ilme, irfana ve ihsana aç ve muhtaç olunması gerektiğini anlatmalı. Kimseye hayranlık beslemeden önce kendisini tanıması gerektiğini, Eşref-i Mahlukat olduğunu, makro kainatın mikrolaştırılmış hali, âdeta küçük kainat olduğunu, bir mucize ararsa o da kendisi olduğunu anlatmalı arayış içinde olan delikanlılara.
Büyüklerini, atasını unutmaması gerektiğini, sıla-i rahimde bereket olduğunu, bereketin büyüklerin yanında olduğunu bilmeli bu gençler. Bayramlarda büyüklerinin fotoğraflarına bakarak foto galeriden ‘slayt-ı rahim’ değil, sıla-i rahim yaparak hayatta iseler yanlarına gidip, ellerini öpüp, dualarını almaları gerektiğini bilmeli. Eğer ölmüş iseler; bayram ve tatillerde elin Yorgo’sunun mezarı başında fotoğraf çekilmek yerine kendi dedesinin mezarı başında Fatiha okuması gerektiğini bilmeye hakkı var bu genç kardeşimin. Ve büyüklerden bir şeyler bekler, benim genç kardeşim. Der ki; beni aranıza alın, bana iş verin, görev verin, sorumluluk verin, benimle konuşun, yaşadığınız zorlukları anlatın, her şeyi bizim araştırmamızdan okumamızdan beklemeyin. İlgilenin, bana dua edin ve bana güvenin! “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” (Şeyh Galip, 1757-1799) Selam ve Dua > Salih KIRMIZI