Dünya kestane üretiminin % 14’ünü karşılayan ülkemizde üretim 65-70 bin ton civarlarında..
Kestanenin çok eski zamanlardan beri insan beslenmesinde önemli bir yeri var. Fakirin ekmeği, ağacı da ekmek ağacı bilinirmiş vakti zamanında.
Etli yemeklerden, tatlısına, kebabından salatasına sofraya çeşitli kılıklara girip gelebiliyor. Ayrıcakestane püresi, kestane ezmesi gibi çeşitli tatlılar da yapılmakta ve bunlardan pastalarda yapılmakta.
Kestane, doğada tamamen doğal şartlar altında yetiştirilen, tarımsal ilaç, suni gübre kullanılmayan organik tarım ürünüdür.
Yenebilir nitelikteki taze kestane başta nişasta ve çeşitli şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitaminlerini içermektedir. 100 gram yenebilir kestane ortalama olarak 160 kcal enerji sağlamaktadır.
Kestanenin besin öğeleri kestane türüne, çeşidine, yetiştiği ekolojik şartlara göre değiştiği gibi uygulanan işleme teknolojilerine göre de değişikliklere uğramaktadır. Mesela kestane haşlandığı zaman nem oranı yükselmekte ve toplam enerji değeri % 25 oranında azalarak 120 kcal’e düşmektedir. Haşlama esnasında nişasta bileşimi değişmekte ayrıca potasyum ve sodyum miktarları azalırken kalsiyum miktarında değişiklik görülmemektedir.
Kavrulduğu takdirde nem oranı % 20 dolaylarında azalırken, şeker miktarı % 25 oranında artmakta ve enerji değeri 200 kcal olmaktadır.
Kestane kurutulduğunda raf ömrü uzamakta, besin öğelerinde artışlar görülmektedir.
Ülkemizdeki önemli çeşitlerinin adları da ilginçtir: Hacıibiş, Osmanoğlu, Sarıaşlama, Mahmutmolla..