İklim değişikliği en büyük tehlike
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Baran Bozoğlu, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi çok daha fazla etkileyeceğini belirterek, “Türkiye’de yaşayan vatandaşların alışık olmadığı sıcak gün ve gecelerin sayısı artacak. Dünyadaki ortalama sıcaklık artışı 2 santigrat derece ile sınırlandırılabilirse Türkiye’de yağışlar yüzde 20, 4 dereceye ulaşırsa yüzde 40 azalacak. Yani böyle giderse kurak bir gelecek kaçınılmaz olacak” dedi.
Resul Ekrem Şahan Ankara
Tüm dünya iklim değişikliğinin oluşturduğu olumsuz koşullara karşı mücadele ederken, Birleşmiş Milletler tarafından yeni yayınlanan ve Türkiye’yi de kapsayan rapor, gelecek 10-15 yıla ilişkin korkutan tabloyu gözler önüne serdi. Ankara Kent Konseyi iklim uzmanı ve İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Baran Bozoğlu, BM tarafından yüzlerce akademisyenin katılımı ile hazırlanan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Raporu’nu değerlendirdi.
“50 yıldır aynı konuyu konuşuyoruz”
Bu raporun 6-7 yıl önce yayınlanan rapora göre çokta büyük farklılık içermediğini belirten Bozoğlu, “Bundan 50 yıl önce ifade edilen konuların da tekrar gündeme geldiğini görüyoruz. Yani bilimsel olarak iklim değişikliğinin insandan kaynaklandığını, sera gazı emisyonunun buna neden olduğunu, yaşanabilecek olayların insan hayatına etkilerinin neler olduğu gibi konular bunlar 50 yıl öncede yazılıyordu. Ancak yıllardır bu konuda hiçbir şey yapılmadı” şeklinde konuştu. Dünya ortalama santigrat sıcaklığının şu an 1.1 derece artmış durumda olduğunun altını çizen Bozoğlu, “Paris İklim Anlaşması bu artışı mümkünse 1.5 derecede, eğer değilse 2 derecede sınırlandırmayı öngörüyor. Ancak dünyanın gidişatı bu iki hedefinde tutturulamayacağını gösteriyor. Yani bırakın 2 derecelik ısınma kabulünü, rapor 10-15 yıl içerisinde 2 dereceyi bile aşabileceğini öngörüyor. 10 yıl sonra çok daha büyük felaketlerin olacağını, dünyanın çok daha fazla ısınacağını, hiçbir ülkenin gerçek bir dönüşüm oluşturmadığını, dünya ülkelerinin sera gazı emisyonlarını azaltmaktan uzak kaldığını net bir şekilde bu raporda görüyoruz” diye konuştu.
Türkiye için korkutan tablo
Rapor üzerinde yaptıkları okumaya göre Türkiye’de önümüzdeki yıllarda sıcak gün ve gecelerin sayısının artacağını öngördüklerini belirten Bozoğlu, “Yani Türkiye’de yaşayan vatandaşların alışık olmadığı sıcak gün ve gecelerin sayısı artacak. Bu da hiç kuşkusuz daha fazla kurumaya, orman yangınlarına ve insanların özellikle yaşlı nüfusun ya da tansiyon gibi çeşitli kronik hastalıkları olan insanların yüksek sıcaklıktan hayatını kaybetme riskinin artacağına işaret ediyor. Yüksek sıcaklık değerleri en çok Anadolu’yu ve Akdeniz havzasını etkileyecek” ifadelerini kullandı. Benzer bir şekilde ekolojik ve tarımsal kuraklık yaşanacağını da belirten Bozoğlu, “Yani tarımsal üretimimizde suya erişimimizde yine dünya içerisinde en çok etkilenen ülkelerin başında geliyoruz. Türkiye’de ciddi bir tarımsal kuraklık yaşanacağını biliyoruz. Özellikle eğer biz dünya ortalama sıcaklığı 2 derecelik artışla sınırlandırılabilirse Türkiye genelinde yağış ortalamasının yüzde 20 dolayında düşme ihtimali var. Eğer artış 4 dereceye doğru giderse Türkiye’deki yağış ortalaması yüzde 40’a kadar düşecek. Toprak neminde 1.5 kattan fazla düşüş görülecek. Tarımsal üretimimizde ve yağışlardaki bu kuraklık bizim çok daha az besine ulaşmamıza sebep olacak. Besin fiyatları artacak. Hatta belirli bölgelerde çok daha ciddi su sıkıntısı olacağı için öncelik insanların suyu kullanması olacak yani üretim yapılamayacak. Yani ciddi bir tarımsal çöküşle 10 yıl içinde karşılaşma riskimiz olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Bütün kararlar revize edilmeli
İklim değişikliği zararını en aza indirmek için yapılması gerekenleri de anlatan Bozoğlu, “Ülke ve toplum olarak bu krizden en az etkilenecek şekilde kendimizi planlamamız lazım, bunun içinde 10 yıl önce verilmiş kararlardan artık vazgeçmemiz gerekiyor. Türkiye’nin bütün karar mekanizmasının bütün sanayi, tarım, üretim, turizm, ormancılık ve ekosistem alanındaki çalışmalarını, kanalizasyon çalışmalarını tekrar ele alması ve iklim değişikliğine uyarlaması gerekiyor. Kentlerimizde mutlaka su kayıp kaçaklarını hiç vakit kaybetmeden önlememiz gerekiyor. Kömürlü termik santrallerden fosil yakıt kullanımından, doğalgaz kullanımından hızlı bir şekilde çıkış yoluna geçmemiz gerekiyor. Bugüne kadar verilen bütün ÇED olumlu raporlarının yeniden ele alınması gerekiyor” dedi.