Burak Atasefa Eski solcu Ertuğrul Günay’ı böyle anlattı! Soldan sağa, sağdan sola geçip parti değiştiren zübüklerden biri
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Siyasi hayatı boyunca dava adamlığı taslayan ancak koltuk uğruna soldan sağa, sağdan sola savrulan zihniyetlerin ihtişam tutkusu bir kez daha deşifre oldu. Gazeteci Burak Atasefa’nın kaleme aldığı ibretlik hatıra, sol tandanslı siyasetçilerin "halkçılık" maskesi arkasına sığınarak nasıl birer lüks ve itibar budalasına dönüştüklerini gözler önüne serdi. 2008 yılında Çesme'de yaşanan olayda, eski Bakan Ertuğrul Günay’ın, etrafına dizdiği iri yarı koruma ordusu eşliğinde milletin gözü önünde sergilediği sinsi güç gösterisi ve kibir, duyanların tepkisini çekti.
İşte Burat Atasefa'nın o yazısı...
“Yıl 2008... Aksine soldan sağa, sağdan sola geçip parti değiştiren zübüklerden girmek üzereydim. Girişte iri yarı iki adam duruyordu. Şaşkın bir şekilde içeri girip ilerlerken ileride kuyumcunun önünde yine iki iri yarı kalıplı adamı daha gördüm. Anladım ki 4 koruması olan önemli bir zatı muhzübüklerdencudaydı. Merak ettim ve korumaların dikkatli ve sinirli bakışları arasında kapıdan içeri doğru kafamı uzattım. Gözüme ilk çarpan, sapsarı saçlarından dolayı, alışveriş yapan süslü püslü annem yaşında bir kadın oldu. Belli ki zat-ı muhteremin eşiydi ve eşine mücevherler almaya gelmişlerdi.
Ve sonra onu gördüm. Şaşkınlıktan donakaldım. Resmen aydınlanma yaşadım...
Aslında gördüğüm bu milletvekili benim açımdan ciddiye alınacak, önemsediğim bir siyasi figür değildi. Aksine soldan sağa, sağdan sola geçip parti değiştiren zübüklerden biriydi.
Bizler yıllarca hep bunların parti değiştirmelerini duyduk, izledik. Bazılarına üzüldük ama çoğuna hep kızdık, öfkelendik. Anlamaya çalıştık ama hiç anlam veremedik. Siyasi anlamda zaten dürüstlüğe, halka hizmete inananların da bunu anlaması beklenemez.
Ama bazı şeyleri gözünüzle, kanlı canlı canlı görünce anlıyorsunuz.
İşte ben de o gün anladım. Şaşkınlıktan donakalmam da aydınlanma yaşamam da bu yüzden.
Ve gördüğüm bu sahneyle anladım bu gibilerin koltuk bağımlılığını.
O günden sonra siyasete siyasilere hep daha dikkatli baktım. Hangi siyasi kişi, hangi partiden olursa olsun hep bu sahne aklıma geldi.
Gördüğüm bu vekil, süslemeli bir koltukta, bacak bacak üstüne atmış, adeta tahtında oturan padişah edasıyla, üstten bakan bakışlarla kuyumcuya parmak işaretiyle direktifler veriyor; kuyumcu ve çalışanı ise etrafında pervane olurken bizimki kahvesini yudumluyordu. Ama ne haşmetle, ne ihtişamla, ne itibarla...
Sözü uzatmayalım, gördüğüm bu milletvekili Ertuğrul Günay'dı.”