Provokasyon ve yalanlarla fitne odağı haline gelen Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya uygulamalarındaki dezenformasyonun özel kanunla denetim altına alınması gerektiğini belirten hukukçular, özellikle koronavirüs sürecinde topluma korku ve panik aşılayan hesaplara hızlı yaptırım uygulayabilmenin hayati derecede önemli olduğunu belirttiler.
Faruk Arslan İstanbul
Sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılan yalanlar toplumu korku ve paniğe sevk ederken, hukukçular ve sağlıkçılar; koronavirüsle mücadeleyi baltalayan dezenformasyon merkezlerine hızlı tedbir uygulanabilmesi için özel kanun hazırlanmasının gerekliliğine vurgu yapıyor.
Bir ayda 5 bin yalan
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre son 31 günde asılsız ve provokatif koronavirüs paylaşımı yapan sosyal medya hesabı sayısı tam 5 bin 603. Yine 765 ‘dijital’ provokatörün tespit edildiğini duyuran istatistikler, yalan salgınının merkezi olan sosyal medyadaki tehlikenin hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Akit’e konuşan Hukuki Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Harun Akdere, yalanın çok hızlı yayıldığını belirterek, şunları dile getirdi: “Siyasi içeriğe sahip olması bakımından bu konuda Twitter daha ciddi konumda. Sosyal medya servis sağlayıcıları veya firmalarının yerli olmamasının sorununu yaşıyoruz evvela. Genelde ABD menşeili oluyor. Türkiye’de ofisleri bulunmadığı için direkt müdahale etmek yerine, Emre Uslu gibi hesaplara ülkesel engel koyulabiliyor.”
Ağır cezalar verilmeli
Nazi döneminin Propaganda Bakanı Gobbels’in ‘Bir yalanı inanılana kadar tekrar etmekten’ bahsettiği formülün yansımasının sosyal medyada bariz şekilde görüldüğünü vurgulayan Akdere, şöyle devam etti: “Sosyal medyada yalanın yayıcısı bile ‘pardon’ dese de, hakikatin alıcısı çıkmıyor ve yalan dalga dalga yayılmaya devam ediyor. Ülkemizde ciddi hukuki boşluk var. Türkiye’de ‘Sosyal Medya Yasası’ çıkması kanaatindeyim. Sosyal medyadaki yalanları önlemeye yönelik infaz kanunun içerisindeki ‘Türkiye içerisinde ofis açmaya zorlamaya yönelik uygulama aktif olarak işletilmelidir. Bu tür provokatif yalan paylaşımların cezai müeyyidelere bağlanması gerekmektedir. Ağır hakaret olmadığı müddetçe ciddi cezalar verilmeyen bu yalanları yayanlara ağır cezalar verilmelidir. Sağlık çalışanlarımıza ve emniyet kuvvetlerimize bu dönemde şiddet uygulanmasının altyapısında da sosyal medyada yayılan yalanın etkisi var. Sosyal medyadaki yalan furyası ile dengesi bozulan vatandaşların bir doktora, bir polise, bir hakime şiddete yönlenmesi vakalarını çok defa görüyoruz. Bu nedenle sosyal medya yasası, sağlıkta şiddet yasası kadar önemlidir.”
Panik ve korku salıyor
Dünya Düşünce Derneği Genel Sekreteri Avukat Mehmet Şamil Şenalp da, şunları ifade etti: “Teknolojinin gelişmesi ve sosyal medya imkanlarının artmasıyla yalan, bir virüsten çok daha hızlı şekilde kitlelere ulaşabiliyor. Bu ulaşım yollarının metodları da, özellikle terör odaklı ve Türkiye’nin düşmanı noktasındaki yapıların bir yöntemi olarak değerlendiriliyor. Maalesef bir takım muhalefet partileri de bu yalanları kendisine bir olanak olarak kabul ederek sahipleniyor. Neticede insanların panik haliyle yaşamaya başlamaları ile ilgili bir süreç söz konusu oluyor. Sosyal medyadaki yalan her fert, kendisini risk ve korku ortamında hissediyor.”
Mevcut kanun yetersiz
İnsanların huzurunu sağlamanın devlete Anayasa ile verilmiş görev olduğunu anlatan Şenalp, şöyle devam etti: “Bugünkü ceza kanunu anlamında yapılan düzenlemelerin sosyal medya ile ilgili olarak dönemin gerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü mevcut kanunlar sosyal medyadaki yalanları ve sahtekarlıkları engelleyebilir durumda değil. İsimsiz hesaplarla yapılan yanlış bilgilendirici içeriklerin hızlı şekilde engellenmesinde toplumun umumi bir yararı söz konusudur. Nasıl ki gazetecilik yani medya faaliyeti kanunla düzenlenerek insanların haberdar edilmesi kanunla nizam altına alınmışa, sosyal medya için de aynısı gerekmektedir. Toplumun yanlış bilgiyle direkt olarak hedef alındığı sosyal medyadaki provokasyona karşı hukuki düzenleme şarttır. Özellikle içinde bulunduğumuz korona gündeminde ceza yasası anlamında tanzimi gerekiyor.”
