• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Her iki grubun lideri de hain darbe girişimini önceden biliyordu! Kuriş ve Kuytul’un ortak noktası dış bağlantıları!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Her iki grubun lideri de hain darbe girişimini önceden biliyordu! Kuriş ve Kuytul’un ortak noktası dış bağlantıları!

Alparslan Kuytul, Alihan Kuriş suç örgütü yapılanmasına yönelik operasyonları eleştiren bir video paylaşarak, devletin cemaatlere kayyım atayamayacağını ve bu operasyonların şüpheli olduğunu ileri sürdükten sonra adamlarıyla birlikte gözaltına alındı.

Alparslan Kuytul, darbe girişiminden 1 gün önce, 14 Temmuz 2016'da yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak “Erdoğan'ın kalemi kırılmıştır, yakında işi bitirilecektir” demişti. Yine Alihan Kuriş’in de 14 Temmuz günü öğleden sonra tüm yurt ve Kur'an kursu idarecilerine şifreli mesajlar veya ulaklar aracılığıyla talimat göndererek; “Kaza ve belaların defedilmesi için hemen bugün acele kurban kesin ve kan akıtın” dediği belirlenmişti. Her iki örgüt liderinin 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini önceden bilmesi, her ikisinin de FETÖ ve onun bağlı olduğu yabancı istihbarat örgütleriyle iş tuttukları izlenimini güçlendirdi.


SARAL SERT TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

Devletin her cemaati susturamayacağı ve cemaatlerin başına kimin geçeceğine devletin karar veremeyeceği şeklinde ifadeler kullanan Kuytul, söz konusu operasyonların iktidara yakın olunmadığı için yapıldığını iddia ederek, Kuriş suç örgütüne destek çıkmıştı. Daha önce iki kez gözaltına alınıp tutuklanan Furkan Vakfı Başkanı Kuytul’un devleti ve yargıyı hedef alan açıklamalarına sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, “Dini, milleti ve mukaddes değerleri kendi yapılanmalarına kalkan edenler şunu asla unutmasın: FETÖ’nün akıbeti ortadadır. Alihan Kuriş ve avanelerinin bedbaht sonu da aşikârdır. Devletten büyük hiçbir güç yoktur. Kim devlete kafa tutarsa, karşısında milletin iradesini ve hukukun kudretini bulur. Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!” paylaşımında bulunmuştu.


ÖRGÜTE YAKIN İSİMLERİN İHBARLARI ETKİLİ OLDU

Saral’ın bu tepkisi sonrasında Kuytul ve örgüt yöneticileri gözaltına alınırken, operasyonda örgüte yakın isimlerin şikâyetlerinin ve mali hareketlerdeki olağandışı hareketliliğin etkili olduğu ortaya çıktı. Kuytul’un mutlak bir hâkimiyet kurduğu mensuplarının sosyal, ekonomik ve ailevi hayatlarına müdahale ettiği, mensuplardan düzenli şekilde para topladığı, itiraz eden veya hesap soran kişileri ise topluluk içerisinde itibarsızlaştırdığı yönünde ihbarlar alındığı öğrenildi.


YABACI İSTİHBARAT BİRİMLERİYLE İŞ TUTUYORLAR

Alparslan Kuytul, darbe girişiminden 1 gün önce, 14 Temmuz 2016'da yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alarak şu ifadeleri kullanmıştı: “Erdoğan'ın kalemi kırılmıştır, yakında işi bitirilecektir” Yine Alihan Kuriş’in de 14 Temmuz günü öğleden sonra tüm yurt ve Kur'an kursu idarecilerine şifreli mesajlar veya ulaklar aracılığıyla talimat göndererek; “Kaza ve belaların defedilmesi için hemen bugün acele kurban kesin ve kan akıtın” dediği, örgüt içinden tanıklar tarafından ifade edilmişti. Her iki örgüt liderinin 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini önceden bilmesi, her ikisinin de FETÖ ve onun bağlı olduğu yabancı istihbarat örgütleriyle iş tuttukları izlenimini güçlendirdi.


“İNFAK”, “KURBAN”, “RAMAZAN KOLİSİ”, “ZEKÂT” DİYE ÖRGÜTE PARA TOPLADILAR!

Adalet Bakanlığı’nın operasyona ilişkin yaptığı açıklamada; Savcılığa yapılan başvurularda Kuytul örgütünün; “infak”, “kurban bağışı”, “Ramazan kolisi”, “zekât”, “fitre”, “öğrenci yardımı” ve benzeri adlarla nakit veya banka yoluyla para toplandığı kayıtlara yansıtılmayan bu paraların, örgütsel faaliyetlerin finansmanına aktarıldığı ve yapılanmayla bağlantılı kişiler ile ticari işletmeler üzerinden dolaşıma sokulduğu yönünde bilgilere ulaşıldığı belirlendi.


KURİŞ’İ NEDEN SAVUNDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Öte yandan operasyona gerekçe olan yasa dışı faaliyetler, Kuytul’un Kuriş ailesine neden sahip çıktığını da gözler önüne serdi. Alihan Kuriş ve yandaşlarının da benzer faaliyetler içerisinde olduğu, kaynağı belirsiz milyonlarca doları yurt dışındaki şirket ve finans kurumlarına bağladığı, çeşitli şirketler üzerinden kara para akladığı belinlenmişti. Kardeşinin ve annesinin üzerine kayıtlı 191 gayrimenkul ve kilolarca altın tespit edilmişti. Bu da Kuriş’in cemaat liderinden çok suç örgütü gibi hareket ettiğini ortaya koydu. Soruşturmanın ileriki aşamalarında, iki örgütün aynı ya da benzer dış kaynaklar tarafından yönlendirildiğinin tespit edilmesinin şaşırtıcı olmayacağı yorumları yapılıyor.


“GLOOPER” ADLI GELİŞMİŞ ŞİFRELİ İLETİŞİM AĞI, CASUSLUK İŞİ!

Alihan Kuriş ve üst yönetiminin standart uygulama marketlerinde yer almayan, "Glooper" adı verilen şifreli bir iletişim ağı kullandığı tespit edilmiştir. Bu yazılımın Hindistan'da özel olarak geliştirildiği ve üç kademeli güvenlik/doğrulama aşamasıyla çalıştığı resmi makamlarca açıklanırken, dini bir cemaatin kullanmaya ihtiyaç duymayacağı bu tarz kriptolu ve son derece gelişmiş bir iletişim programını kullanmasının örgütün yasa dışı ve art niyetli yapılanmasını da gözler önüne serdiği belirtiliyor.

{relation id:2017981 slug:'depodan-200-kg-altin-cikmisti-kuris-o-sirketin-yonetim-kurulundaymis'}

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

okkeş

Bunları bülbül gibi öttürmenin çok çeşitli yolları var, elime versinler 1 satte öttürürüm

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Kuriş ve Kuytul İttifakı: Dış Bağlantıların ve Yapay Savunma Kalkanlarının Anatomisi! Kuriş ve Kuytul İttifakı: Dış Bağlantıların ve Yapay Savunma Kalkanlarının AnatomisiTürkiye, son yıllarda ulusal güvenliğini ve toplumsal huzurunu tehdit eden illegal yapılanmalara karşı kararlı bir hukuk mücadelesi yürütmektedir. Bu kapsamda Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş ve kamuoyunda provokatif söylemleriyle tanınan Alparslan Kuytul isimleri, yürütülen operasyonların ardından yeniden aynı düzlemde buluşmuştur. Kuytul’un, Kuriş odaklı suç örgütü yapılanmasına yönelik operasyonları eleştiren videosu, sıradan bir dini dayanışma mesajı olmanın ötesinde, derin stratejik ortaklıkları ve dış bağlantı ağlarını deşifre eden bir vesika niteliğindedir.Devletin cemaatlere kayyım atayamayacağını iddia eden ve meşru hukuki süreçleri "şüpheli" olarak nitelendirerek hedef alan bu söylem, kurumsal devlet aklına ve yargı bağımsızlığına açık bir meydan okumadır. Kendilerini hukukun ve devlet denetiminin üzerinde gören bu yapıların ortak paydası, sadece operasyonlara verdikleri refleks değil, beslendikleri ve sırtlarını dayadııkları dış bağlantılardır.Hukuk Devletine Karşı Ortak Cephe ve Kayyım SöylemiAlparslan Kuytul’un, Alihan Kuriş’e yönelik operasyonları "şüpheli" ilan ederek devleti suçlayan argümanları, illegal yapıların kendilerini dokunulmaz kılma çabasının tipik bir örneğidir. Hiçbir yapı, vakıf, cemaat ya da holding, anayasal bir hukuk devletinde denetimden ve yargısal süreçlerden muaf değildir. Dini ya da sosyal bir maske arkasına gizlenerek suç işlendiği, finansal manipülasyonlar yapıldığı ve devlet hiyerarşisine paralel mekanizmalar kurulduğu tespit edildiğinde, yargının müdahalesi kaçınılmazdır.Kuytul'un "Devlet cemaatlere kayyım atayamaz" çıkışı, aslında kamusal denetimi engelleme ve suç ortaklığını örtbas etme gayretidir. Suç örgütü yapılanması iddialarıyla soruşturulan bir kliğe siper olmak, hukukun üstünlüğünü değil, illegal ağların korunmasını amaçlar. Bu durum, Türkiye’nin geçmişte acı tecrübelerle gördüğü paralel devlet yapılanmalarının savunma refleksleriyle birebir uyuşmaktadır.Dış Bağlantıların ve Küresel Odakların RolüKuriş ve Kuytul çizgilerinin en çarpıcı kesişim noktası, yerli ve milli bir duruştan uzak, dış mihrakların Türkiye üzerindeki operasyonel ajandalarına hizmet etmeleridir. Gerek Süleymancılar yapılanmasının yurt dışındaki şaibeli finansal ağları ve yabancı istihbarat servisleriyle olan dirsek temasları, gerekse Kuytul’un toplumsal kutuplaşmayı körükleyen ve devleti aciz göstermeye çalışan sistemli provokasyonları, aynı küresel merkeze işaret etmektedir.Bu iki ismin ortak noktası, Türkiye’nin egemenlik haklarını ve ulusal güvenliğini zayıflatmak isteyen dış odakların içerideki manipülasyon aparatları olmalarıdır. Bir tarafta holdingleşen, yurt dışı fonlarıyla büyüyen ve devlet içinde kadrolaşma iddiası taşıyan bir suç örgütü modeli; diğer tarafta ise bu modeli meşrulaştırmak için dini argümanları radikal bir dille araçsallaştıran provokatif bir söylem vardır. Kuytul’un paylaştığı video, bu dış bağlantılı sacayağının birbirini koruma ve kollama güdüsünün açık bir itirafıdır.Sonuç: Devlet Reaksiyonu ve KararlılıkSonuç olarak, Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul arasındaki bu söylemsel ittifak, Türkiye’nin içeriden çökertilme senaryolarına karşı uyanık olunması gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Yargının suç örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonlar ne şüphelidir ne de hukuk dışıdır; aksine, egemen bir devletin kendi varlığını ve vatandaşlarını koruma refleksidir.Hiçbir illegal odak, arkasındaki dış desteklere veya sosyal medya üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarına güvenerek Türk devletine ve hukukuna sınır çizemez. Cemaat ve vakıf görüntüsü altında suç şebekesi işletenler de, onlara sözcülük yaparak devleti tehdit edenler de hukuk önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti, dış bağlantılı bu ve benzeri tüm asimetrik tehdit odaklarına karşı temizlik ve arınma sürecini kararlılıkla sürdürecektir. Türkiye, son yıllarda ulusal güvenliğini ve toplumsal huzurunu tehdit eden illegal yapılanmalara karşı kararlı bir hukuk mücadelesi yürütmektedir. Bu kapsamda Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş ve kamuoyunda provokatif söylemleriyle tanınan Alparslan Kuytul isimleri, yürütülen operasyonların ardından yeniden aynı düzlemde buluşmuştur. Kuytul’un, Kuriş odaklı suç örgütü yapılanmasına yönelik operasyonları eleştiren videosu, sıradan bir dini dayanışma mesajı olmanın ötesinde, derin stratejik ortaklıkları ve dış bağlantı ağlarını deşifre eden bir vesika niteliğindedir. Devletin cemaatlere kayyım atayamayacağını iddia eden ve meşru hukuki süreçleri "şüpheli" olarak nitelendirerek hedef alan bu söylem, kurumsal devlet aklına ve yargı bağımsızlığına açık bir meydan okumadır. Kendilerini hukukun ve devlet denetiminin üzerinde gören bu yapıların ortak paydası, sadece operasyonlara verdikleri refleks değil, beslendikleri ve sırtlarını dayadııkları dış bağlantılardır. Hukuk Devletine Karşı Ortak Cephe ve Kayyım Söylemi Alparslan Kuytul’un, Alihan Kuriş’e yönelik operasyonları "şüpheli" ilan ederek devleti suçlayan argümanları, illegal yapıların kendilerini dokunulmaz kılma çabasının tipik bir örneğidir. Hiçbir yapı, vakıf, cemaat ya da holding, anayasal bir hukuk devletinde denetimden ve yargısal süreçlerden muaf değildir. Dini ya da sosyal bir maske arkasına gizlenerek suç işlendiği, finansal manipülasyonlar yapıldığı ve devlet hiyerarşisine paralel mekanizmalar kurulduğu tespit edildiğinde, yargının müdahalesi kaçınılmazdır. Kuytul'un "Devlet cemaatlere kayyım atayamaz" çıkışı, aslında kamusal denetimi engelleme ve suç ortaklığını örtbas etme gayretidir. Suç örgütü yapılanması iddialarıyla soruşturulan bir kliğe siper olmak, hukukun üstünlüğünü değil, illegal ağların korunmasını amaçlar. Bu durum, Türkiye’nin geçmişte acı tecrübelerle gördüğü paralel devlet yapılanmalarının savunma refleksleriyle birebir uyuşmaktadır. Dış Bağlantıların ve Küresel Odakların Rolü Kuriş ve Kuytul çizgilerinin en çarpıcı kesişim noktası, yerli ve milli bir duruştan uzak, dış mihrakların Türkiye üzerindeki operasyonel ajandalarına hizmet etmeleridir. Gerek Süleymancılar yapılanmasının yurt dışındaki şaibeli finansal ağları ve yabancı istihbarat servisleriyle olan dirsek temasları, gerekse Kuytul’un toplumsal kutuplaşmayı körükleyen ve devleti aciz göstermeye çalışan sistemli provokasyonları, aynı küresel merkeze işaret etmektedir. Bu iki ismin ortak noktası, Türkiye’nin egemenlik haklarını ve ulusal güvenliğini zayıflatmak isteyen dış odakların içerideki manipülasyon aparatları olmalarıdır. Bir tarafta holdingleşen, yurt dışı fonlarıyla büyüyen ve devlet içinde kadrolaşma iddiası taşıyan bir suç örgütü modeli; diğer tarafta ise bu modeli meşrulaştırmak için dini argümanları radikal bir dille araçsallaştıran provokatif bir söylem vardır. Kuytul’un paylaştığı video, bu dış bağlantılı sacayağının birbirini koruma ve kollama güdüsünün açık bir itirafıdır. Sonuç: Devlet Reaksiyonu ve Kararlılık Sonuç olarak, Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul arasındaki bu söylemsel ittifak, Türkiye’nin içeriden çökertilme senaryolarına karşı uyanık olunması gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Yargının suç örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonlar ne şüphelidir ne de hukuk dışıdır; aksine, egemen bir devletin kendi varlığını ve vatandaşlarını koruma refleksidir. Hiçbir illegal odak, arkasındaki dış desteklere veya sosyal medya üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarına güvenerek Türk devletine ve hukukuna sınır çizemez. Cemaat ve vakıf görüntüsü altında suç şebekesi işletenler de, onlara sözcülük yaparak devleti tehdit edenler de hukuk önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti, dış bağlantılı bu ve benzeri tüm asimetrik tehdit odaklarına karşı temizlik ve arınma sürecini kararlılıkla sürdürecektir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23