Eğitimci Yazar Özçelik'ten 'Sürekli Nafaka' mesajı: Dara düşen kadından eski eş değil, akrabaları ve sosyal devlet sorumludur
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
'Milletimizin kaynağı ailemiz işte böyle yok ediliyor' başlıklı köşe yazısı ile 'Süresiz Nafaka'ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitimci Yazar Ercan Özçelik, "Kadınların, boşandığı erkekler üzerinde sahip oldukları ortak çocukların masrafları dışında bir hakları yoktur." dedi ve ekledi: "Boşanan veya dul kalan kadınların, mehirleri bittikten sonra ekonomik darlığa düşmeleri halinde, onlara sahip çıkma sorumluluğu öncelikle hısım ve akrabaları, sonra toplum ve sosyal devlet üzerindedir."
Taha Emre Özdemir Ankara Eğitimci Yazar Ercan Özçelik, 'Milletimizin kaynağı ailemiz işte böyle yok ediliyor' başlıklı yazısında 'Süresiz Nafaka'nın İslam'da yeri olmadığını belirterek bazı değerlendirmelerde bulundu. "Hasbelkader bir kaç gün, birkaç ay veya yıl evli kaldığı, boşandıktan sonra yan yana gelmelerinin haram olduğu, tamamen yabancı sayılan bir erkeği, kadın evlenmez ve işe girmezse, ömür boyu nafaka ödemeye mahkum etmek, hem dünyada hem de ahirette savunması yapılamayacak bir zulümdür." diyen Çelik şunları söyledi:
"Evlenen kadınların kocaları üzerindeki kişisel maddi hakları, mehir alacaklarında kurumsal kimlik kazanmıştır. Mehirin miktarını belirlerken ele alınan temel ölçü ise ölüm veya boşanma nedeniyle dul kalan kadınların, en azından tekrar evlenmelerinin haram olduğu 3 aybaşılık iddet dönemi kadar kimseye muhtaç olmayacakları maddi değere sahip olmalarıdır."
'Dara düşen kadından önce akrabaları sonra sosyal devlet sorumludur'
"Kadınların, boşandığı erkekler üzerinde, sahip oldukları ortak çocukların masrafları dışında bir hakları yoktur. Boşanan veya dul kalan kadınların, mehirleri bittikten sonra ekonomik darlığa düşmeleri halinde, sahip çıkma sorumluluğu öncelikle hısım ve akrabalarına, ki İslam dini de, Türk Medeni Kanunu 364. Maddesi de bunu açıkça emreder, sonra toplum ve sosyal devlet üzerindedir."
'Süresiz nafaka ikinci eşe de zulümdür'
"Eski karısına, çocuğu olmadığı halde yıllar boyunca nafaka ödemek zorunda kalan erkekler, yalnız başlarına zulüm görmüyorlar. Sonradan evlendikleri kadınlar ve çocukları da bu zulme maruz kalıyor. Hangi kadın, kocasının yıllar önce boşandığı eski karısına, her ay maaş öder gibi rızkının koparılıp verilmesine razı gelir?"
Süresiz nafakanın adaletle hiçbir ilgisi yok'
"Evlilik akdi, kadın ve erkek arasında yapılan, karşılıklı faydalanma ve dünya-ahiret yolculuğuna hazırlanma sözleşmesidir. Bu akde dayalı olarak, maddi ve manevi sorumluluklar, kişisel hizmetler ve cinsel birliktelikler yaşanır. Sözleşme ortadan kaldırıldıktan sonra, hiç bir faydanın sağlanmadığı, sağlanmasının da yasak olduğu bir ortamda, ucu belirsiz cezalandırma gibi, süresiz nafaka mahkumiyetinin adaletle uzaktan yakından ilgisi yoktur."
'Gerçek adaletin tesis edilmesini bekliyoruz'
"Nafakasını ödeyemediği için tazyik hapsine atılan, birikmiş nafaka borcundan dolayı maaşına haciz geleceği için sigortalı çalışamayan nice mazlumlar var bu ülkede. Topu topu 10 gün evli kaldığı bir kadına, tam 29 yıldır nafaka ödeyen erkeğe reva görülen durum, katmerli zulümden başka bir şey değildir.
Kadına pozitif ayrımcılık yapmak adına, boşanan erkeğe süresiz nafaka zulmüne mecbur bırakılmasının, artık tahammül edilemez bir duruma dönüştüğünün görülerek, gerçek adaletin tesis edilmesini bekliyoruz.
Aslında, 2016 yılında TBMM’de Aile için kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun, 399 sıra sayılı 493 sayfalık raporunda çok yönlü değerlendirmeler yapılarak, nafaka konusunda ise nafakanın süreli yapılması, süre bitiminde mağduriyeti devam eden kadınlar için, sosyal yardımlaşma vakfı gibi devletin sosyal desteğinin sağlanması gerektiği ortaya konulmuş. Akıl ve vicdan sahibi herkesin kabul edebileceği bu zulmün, kaldırılmasına engel olan ideolojik yapıların, dernek ve oluşumların kulisi etkili olmuş ve süreli nafaka düzenlemesi geciktirilmiştir."