• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dünya genelinde Müslümanları hedef alan reklamların arkasından İsrail çıktı!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Dünya genelinde Müslümanları hedef alan reklamların arkasından İsrail çıktı!

İsrail merkezli kuruluşlarla bağlantılı olduğu öne sürülen ve 30 ülkede Müslümanlar ile göçmenleri hedef alan geniş çaplı bir dezenformasyon kampanyası ortaya çıkarıldı. Hazırlanan raporda, yüksek bütçeli kampanyanın dünya genelinde yaklaşık 800 milyon reklam görüntülemesine ulaştığı kaydedildi.

Dünya genelinde 30 ülkede Müslümanları ve göçmenleri hedef alan, İsrail merkezli kuruluşlarla bağlantılı dev bütçeli bir dezenformasyon kampanyası ortaya çıkarıldı. Katar'daki Northwestern Üniversitesinde medya analizi alanında çalışan Doç. Dr. Marc Owen Jones ile açık kaynaklı istihbarat uygulayıcısı Sohan Dsouza tarafından "Büyük Yer Değiştirme Endüstrisi" adıyla bir rapor hazırlandı.


 

8,2 MİLYON DOLARLIK BÜTÇEYLE 30 ÜLKEDE YÜRÜTÜLDÜ

Raporda, Ekim 2023 ile Ekim 2026 tarihleri arasında yürütülen kampanyanın yaklaşık 6,12 milyon sterlin, yani 8,2 milyon dolar bütçeyle gerçekleştirildiği belirtildi. Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ve Orta Doğu'daki 30 ülkede dijital platformlarda yaklaşık 800 milyon reklam görüntülemesine ulaşıldığı aktarıldı.

YAPAY ZEKA İLE ÜRETİLEN İÇERİKLER KULLANILDI

Kampanyada sosyal medya platformlarındaki ücretli reklamların yanı sıra yapay zekayla üretilen videolar, şarkılar ve video oyunu parodilerinin de kullanıldığı tespit edildi. Bu içerikler aracılığıyla Müslümanlar ve göçmenler ile Katar ve İran karşıtı ırkçı söylemlerin teşvik edildiği kaydedildi.


 

YORUMLARIN YÜZDE 61'İ MÜSLÜMAN KARŞITI ÇIKTI

Araştırma sonuçları, kampanya kapsamında yapılan yorumların yüzde 61'inin Müslüman karşıtı görüşleri desteklediğini ortaya koydu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın Sosyal Bilimci

KÜRESEL HUZURSUZLUĞUN DEĞİŞMEYEN MERKEZİ: ALGI OPERASYONLARI VE ARKASINDAKİ KİRLİ ODAKLAR Bugün dünya, bilgi çağının sunduğu imkânların nasıl birer manipülasyon silahına dönüştürülebildiğine şahitlik ediyor. Teknolojinin insanlığın ortak faydasına hizmet etmesi gerekirken, kimi güç odakları tarafından toplumları birbirine düşürmek, düşmanlıkları körüklemek ve yapay tehditler üretmek amacıyla kullanılması, çağımızın en ciddi sorunlarından biri hâline gelmiştir. Bunun son örneklerinden biri, dünya genelinde 30'dan fazla ülkede Müslümanları ve göçmen toplulukları hedef aldığı ileri sürülen, yaklaşık 800 milyon reklam görüntülemesine ulaşan dezenformasyon kampanyasıdır. Bu ölçekte bir operasyon, sıradan bir sosyal medya faaliyeti olarak değerlendirilemez. Elbette böylesine ciddi iddiaların arkasındaki finansman kaynakları, organizasyon yapısı ve siyasi bağlantılar somut delillerle ortaya konulmalıdır. Ancak ortada cevaplanması gereken son derece önemli sorular vardır: Kimler bu kampanyaları finanse ediyor? Kimler bu nefret ikliminden siyasi ve stratejik çıkar sağlıyor? Kendi Çıkarları İçin Dünyayı Ateşe Vermeye Hazır Bir Zihniyet Dünya siyasetinde bazı güç odaklarının çıkarları söz konusu olduğunda insan hayatının, toplumsal huzurun ve uluslararası hukukun nasıl kolayca göz ardı edilebildiğini defalarca gördük. Özellikle İsrail'in Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal politikaları ve ABD'nin bu politikalara verdiği siyasi, askerî ve diplomatik destek, uluslararası kamuoyunda haklı tepkilere neden olmaktadır. Kendi siyasi, ekonomik ve stratejik çıkarlarını korumak uğruna toplumların huzurunu bozmaktan, ülkeler arasındaki gerilimleri artırmaktan ve insanları birbirine düşürmekten çekinmeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bunun en çarpıcı ifadesi şudur: Kendi yumurtasını pişirebilmek için komşusunun evini yakmaya hazır bir zihniyet! Müslümanları potansiyel bir tehdit gibi göstermeye çalışan, göçmenleri toplumların bütün sorunlarının sorumlusu ilan eden ve Batı dünyasında aşırı sağcı, ırkçı ve yabancı düşmanı hareketleri besleyen propaganda faaliyetleri, insanlığın ortak vicdanına yönelik ciddi bir tehdittir. Üstelik bu tür kampanyalar yalnızca Müslümanları ve göçmenleri hedef almakla kalmıyor; farklı inançlardan ve kültürlerden insanların bir arada yaşama iradesini de zedeliyor. Dezenformasyon Silahı ve İslamofobinin Finansörleri Yüz milyonlarca insana ulaşan bir propaganda faaliyetinin etkisini küçümsemek mümkün değildir. Çünkü günümüzde bir yalanı milyonlara ulaştırmak, bazen bir gerçeği anlatmaktan çok daha kolay hâle gelmiştir. Özellikle dijital platformlar üzerinden yürütülen organize kampanyalar, insanların korkularını, önyargılarını ve hassasiyetlerini kullanarak toplumları yönlendirebilmektedir. Bir süre sonra gerçek ile yalan birbirine karışmakta, insanlar hiç tanımadıkları toplulukları düşman olarak görmeye başlamaktadır. İsrail bağlantılı kuruluşların bu tür kampanyalardaki olası rolü ve finansman ilişkileri de bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Eğer bu iddialar belgelerle doğrulanıyorsa, sorumluların kim olduğuna, hangi ülkeden veya hangi kuruluştan destek aldıklarına bakılmaksızın hesap vermeleri sağlanmalıdır. ABD'nin özellikle İsrail'e yönelik koşulsuz siyasi ve askerî desteği de bu tablonun dışında tutulamaz. Bir yandan demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden söz edip diğer yandan işgal politikalarına destek vermek, uluslararası siyasette ciddi bir çifte standart örneğidir. Ancak burada asıl mesele yalnızca bir ülkeyi veya kuruluşu eleştirmek değildir. Asıl mesele, insanları inançları, kimlikleri ve geldikleri ülkeler üzerinden düşmanlaştıran her türlü propaganda düzenine karşı durabilmektir. Sonuç: Küresel Vicdanın Uyanışı Şarttır Dünyanın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey, daha fazla propaganda, daha fazla düşmanlık ve daha fazla siyasi hesaplaşma değildir. İhtiyaç duyulan şey adalet, hakkaniyet ve insanlık onuruna saygıdır. Müslüman olmak suç değildir. Göçmen olmak da bir insanı suçlu veya tehlikeli hâle getirmez. Bir insanın hangi dine mensup olduğu, hangi ülkede doğduğu veya hangi dili konuştuğu, ona karşı nefret beslemek için gerekçe olamaz. Unutulmamalıdır ki hakikat, milyonlarca dolarlık reklam bütçeleriyle sonsuza kadar örtülemez. Yalan üzerine kurulan algı duvarları bir gün mutlaka çöker. Yeter ki insanlar sorgulamaktan vazgeçmesin, önlerine konulan her bilgiyi doğru kabul etmesin ve vicdanlarını siyasi hesaplara teslim etmesin. Bugün uluslararası kamuoyunun görevi, bu tür dezenformasyon kampanyalarının arkasındaki finansman ve organizasyon ağlarını ortaya çıkarmak, sorumluları hukuk önünde hesap vermeye çağırmak ve Müslümanlara yönelik İslamofobiyle olduğu kadar her türlü ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla da mücadele etmektir. Çünkü insanlığı birbirine düşürerek kendi çıkarlarına ulaşmaya çalışanların karşısında, adaleti ve insan onurunu savunan bir dünya vicdanı yükselmek zorundadır. Dünya, birilerinin siyasi hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23