Bilimsel araştırma duyurdu: Az miktarda alkol tüketimi bile erken ölüm riskini artırıyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
ABD ve Kanadalı araştırmacıların 7 bin 200’den fazla bilimsel yayını inceleyen çalışmasına göre, az miktarda alkol tüketiminin dahi erken ölüm, kanser ve ciddi hastalık riskleriyle ilişkisi bulunuyor; alkolün genel sağlık açısından koruyucu etkisine dair kanıt saptanmadı.
Alkol tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı bir araştırma, az miktarda içki içmenin zararsız olduğu yönündeki yaygın inanışı sorgulayan sonuçlar ortaya koydu. Çalışmada, alkol tüketimi arttıkça hastalık ve erken ölüm risklerinin yükseldiği belirlendi.
ABD ve Kanada'dan araştırmacılar, 7 bin 200'den fazla bilimsel yayını inceleyerek bulguları ulusal sağlık verileriyle karşılaştırdı. Araştırmada kalp ve damar hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, yaralanmalar ile ağız, yemek borusu ve meme kanseri dahil çeşitli hastalıklar değerlendirildi.
Çalışmaya Columbia Üniversitesi Mailman Halk Sağlığı Okulu ve Toronto Üniversitesi araştırmacıları katıldı.
Araştırmacılar, günde iki standart alkollü içki tüketiminin alkole bağlı erken ölüm riskinde belirgin artışla ilişkili olduğunu belirledi.
Ayrıca günde bir standart içkiden fazla tüketimin hem erkeklerde hem de kadınlarda sağlık risklerini artırdığı sonucuna ulaşıldı.
Araştırmanın başyazarı, Dr. Kevin Shield, düşük miktarlarda alkol tüketiminin de sağlık açısından risk taşıdığını ve tüketim arttıkça bu risklerin yükseldiğini belirtti.
Geçmişte bazı araştırmalar, ölçülü alkol tüketiminin kalp ve damar sağlığı açısından yararlı olabileceğini öne sürmüştü.
Ancak yeni çalışmada, alkolün genel sağlık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir koruyucu etkisi bulunamadı. Kalp sağlığına yönelik olası yararların, kanser ve diğer hastalıklarla ilişkili riskleri dengelemeye yetmediği belirlendi.
Bilim insanları, sonuçların toplum genelindeki riskleri yansıttığını, bireysel sağlık sonuçlarının ise genetik özellikler, yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarına göre değişebileceğini vurguladı.