Ahlak “insanın yaratılışı, doğası” anlamına gelen “hilkat” kökünden türetilmiştir. Bunun anlamı şudur: Ahlaklı davranış, yaratılışa uygun davranıştır.
Ahlak “insanın yaratılışı, doğası” anlamına gelen “hilkat” kökünden türetilmiştir. Bunun anlamı şudur: Ahlaklı davranış, yaratılışa uygun davranıştır. Doğal olan ahlaklılıktır, ahlaksızlık arızi, dolayısıyla sentetik ve sunidir.
Fransız filozofu Bergson, ahlaki yükümlülüğün iki temel kaynağı olduğunu söyler: Birincisi beşeri-toplumsal baskı gücü, ikincisi ilahi cazibe gücü. Bunu bir başka kalıba dökersek: İnsan ya toplumdan utandığı için, ya da Allah’ı sevdiği için ahlaki davranır. Tabii ki, birincisi dışbükey bir ahlak, ikincisi de içbükey bir ahlaktır. Dışbükey ahlak, sahici değil yapmacık, kırılgan ve değişkendir. Çünkü, ahlaki davranışının illeti toplumsal baskı gücü olan biri, bu baskı ortadan kalktığında ahlaki davranış sergileyemeyecek demektir. Bu durumda en sahici ve ilkeli ahlaki davranış Allah sevgisinden doğan ahlaki davranıştır.
İşte bu nedenle, her anne-baba çocuğuna Allah sevgisi ve bu sevgiyi yitirme korkusu ve kaygısı aşılamalıdır. Bu sevgi ve kaygı, ahlaki davranışın sadece toplum içerisinde değil yalnızken de, sadece eylemde değil yürekte ve zihinde de, sadece kınanacağı durumlarda değil kınanmayacağı durumlarda da sergilenmesinin yegane garantisidir.