15 Temmuz Darbesi Kıbrıs Enosis Kavgasının Kanlı Perdesi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta gerçekleşen darbe, aslında adayı kana bulayan Enosis canavarının kendi kendini yemeye başlamasından başka bir şey değildir. Bu darbe, eli kanlı iki ayrı Türk düşmanı odağın, “Türkleri nasıl ve ne zaman yok edeceğiz?” sorusundaki yöntem çatışmasıdır.
Ayşenur Atak / Kıbrıs Tarihçisi
Kıbrıs tarihine adil bir milli gözlükle bakıldığında, III. Makarios ve onu devirmeye kalkan EOKA-B/Yunan cuntası ittifakı madalyonun aynı kirli yüzüdür.
Makarios, cüppesinin altına sakladığı kinle Kıbrıs Türkünü yok etmeye yemin etmiş sinsi bir siyasetçiydi. 1963 Kanlı Noel katliamının, Türk köylerinin yakılıp yıkılmasının ve Türklerin gettolara hapsedilerek insani yardımlardan bile mahrum bırakılmasının baş sorumlusudur. Onun “barışçı” veya “bağımsızlıkçı” maskesi tamamen bir aldatmacadan ibarettir.
Makarios’un Enosis’e karşı olduğu iddiası tarihi bir yalandır. O, yalnızca Atina’daki cunta gibi aceleci davranıp Türkiye’nin askeri müdahalesini tetiklemekten korkuyordu. Onun planı, Türkleri ekonomik ambargolarla, yıldırma politikalarıyla ve zamana yayılmış bir asimilasyonla, yani sinsi bir soykırımla adadan silmekti.
15 Temmuz darbesini yapan faşist Yunan cuntası ve onların adadaki tetikçisi EOKA-B ise sinsi planlara tahammülü olmayan vahşi bir güruh kırmasıydı. Onların gözünde Makarios “fazla yavaş” kalmıştı. “Türkleri hâlâ adadan temizleyemedin, o halde çekil, biz bu işi silah zoruyla ve tek gecede bitireceğiz” diyerek Makarios’u devirdiler ve yerine tescilli Türk katili Nikos Sampson’u getirdiler.
Bu darbe, adada yıllardır sistematik olarak uygulanan Türk soykırımını (bunun en acı örnekleri Ayvasıl, Kumsal, Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamlarıdır) nihai bir toplu katliamla taçlandırma girişimiydi.
Kıbrıs Türküne reva görülen barbarca soykırım girişimleri, ne Makarios’un sinsiliğine ne de Sampson’un vahşetine boyun eğmiştir. Kıbrıs Türk halkı, anavatanı Türkiye’nin sarsılmaz desteği ve kahraman Mücahitlerin destansı direnişiyle varlığını korumuştur. 15 Temmuz askeri darbesi, Türk milletinin haklı davasını ve adadaki varlığını tamamen yok etmeyi hedeflerken, kahraman Mehmetçiğin 20 Temmuz’da adaya ayak basmasıyla son bulmuştur. Bu darbe ve ardından gelen şanlı Barış Harekâtı, Türk’ü yok etmek isteyenlerin kendi kazdıkları kuyuya düşmelerinin en net tarihi kanıtıdır.