Şah Fırat!.. Hain provokasyon önlendi!..
Manevi önderlerimizden Süleyman Şah’ın na’şını bir gecede alıp getiren iradeye selâm olsun.
Askerlerimizin hayatlarını hiçe sayanların hain provokasyonunu önleyen iradeye selâm olsun!..
•
Çok büyük operasyon, müthiş plânlama, büyük bir kararlılık gösterisi…
“Üst Akıl”ın güdümündeki “Malûm Yapı”nın oyuncağı, tutsağı haline gelmiş “Baasçı Kafa”nınyaygarası¸ yapılan işin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.
Bugün “vatan toprağı elden gitti!” yalanına başvuran o kafa, Musul’da baskın olduğunda ne demişti?..
Açın bakın:
“Konsolosluğu boşaltmamak büyük bir skandaldır!”
Dört gözle rehinelerin katledilmelerini bekleyen bu kafa, devletimizin emsalsiz başarısıyla bütün rehineleri kurtarmasının ardından nasıl da memnuniyetsizliğini belli etmişti!..
Suriye jetini vurduğumuzda nasıl da Esed’in yanında yer almıştı!..
Şimdi de, çok büyük bir “provokasyonun” engellenmiş olmasından dolayı tam mânâsıyla “hayal kırıklığı” yaşıyorlar…
Türkiye’nin “Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan”ın önderliğinde çok büyük bir tezgâhı dağıttığını elbette çok iyi biliyorlar.
İstiyorlardı ki, devlet zaaf göstersin ve askerlerimiz “teröristlerce” katledilsin!..
Bu durumda Türkiye, resmen savaş ilân etmek durumunda kalacaktı.
Ya bunu yapacaktı ya da “acze düşmüş” olacaktı.
Her iki durumda da…
Haziran 2015 seçimine giderken ülke açısından olumsuz bir tablo meydana gelecek¸ “Yeni Türkiye”ye ulaşma hedefi çok ağır bir darbe almış olacaktı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın’ın söyledikleri meseleyi açıkça ortaya koyuyor:
“Suriye’deki durumun her geçen gün kötüye gittiği aşikâr. BM’nin de açıkladığı gibi 2. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan en büyük krizdir. Müdahale yapılma zamanı gelmiştir. Bu tahliye yapılmasaydı, Türbe’ye bir saldırı yapılsaydı, çok daha kötü bir tablo ile karşılaşırdık. Bu operasyonla o tabloyu kaldırmış olduk.”
Malûm, önümüzdeki seçim “Baasçı Muhalefet” açısından bir “ölüm-kalım meselesi” olarak değerlendiriliyor.
“Paralel Yapı”nın bütün hesapları, AK Parti’nin Başkanlık Sistemi’ne ulaşmak için gerekli olan vekil sayısının çok altında kalması üzerine kurulu.
“İttifak arayışları” hep bu hesaba dayanıyor.
“Kritik milletvekilliklerinin” muhalefet tarafından alınması halinde, AK Parti için “sonun başlangıcı” algısını oluşturmalarının kolaylaşacağını düşünüyorlar.
Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nu “Yıldırım Akbulut” pozisyonuna düşürmeye çalışmalarının, kamuoyunda böylesine “sakat” bir algı oluşturmak istemelerinin sebebi bu…
Sayın Abdullah Gül’e “hesapsız” değerlendirmelerde bulunmasına “müsait” sorular yöneltmelerinin sebebi bu…
Uluslararası “Siyonist” derecelendirme kuruluşlarının “abuk sabuk” raporlarını büyüterek, “Ekonomi çöküyor!” algısı oluşturmaya çalışmalarının sebebi bu…
“Üst Akıl”ın üniversiteleri karıştırmak için ne tür oyunlar sergilediklerini hep birlikte izliyoruz…
İstiyorlar ki, tıpkı 12 Eylül 80 öncesinde olduğu gibi, üniversitelerden başlayacak “şehir terörü” ülkeyi esir alsın.
Bugün “İç Güvenlik Paketi”ne canhıraş feryatlarla karşı çıkan, Paket’in geçmemesi için Meclis’te ve Meclis dışında her türlü “şiddet” gösterisinde bulunan bu “kafa”, terör olaylarının tırmandığı günlerde alenen “Sıkıyönetim” talep etmemiş miydi?..
İşinde, gücünde, rızkının peşinde olan hiçbir vatandaşın rahatsızlık duymadığı, aksine “can ve mal güvenliği” açısından bir “teminat” olarak gördüğü İç Güvenlik Paketi’ne ölesiye ve öldüresiye karşı çıkanla, “sıkıyönetim” talep eden aynı kafa!..
Musul’a baskın olduğunda “Konsolosluğu niye boşaltmadınız!” diye soranla, Şah Fırat Operasyonu’ndan sonra, “Orayı niçin boşalttınız!” diye soran aynı kafa.
“İç Güvenlik Paketi”ne “özgürlükler elden gidiyor” diyerek karşı çıkanla, “Bir iktidara gelelim, hoşlanmadığımız bütün gazeteleri iki gün içinde kapatacağız!” yollu hezeyanlar savuran aynı kafa!..
Bakın; “Malûm Yapı’nın mevkuteleri” hep bir ağızdan “Fiyasko” diye bağırmakta, “Ricat ettik” diye feryat etmekte.
Niçin böyle yapıyorlar?..
Niçin rahatsızlar?..
Gayet net:
“Eski Türkiye” için “yolun sonu görünüyor” da onun için!..