• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Sarı Saltuk (1)

04 Haziran 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Sarı Saltuk (1)
HÜSEYİN ÖZTÜRK

Merhum Erol Güngör, Türklerin vatan idrakini şu sözlerle anlatır:

“İsteyenler Türk milletinin vatan anlayışı için şöyle pratik bir yol bulabilir:

Nerede bir evliya kabri varsa orası Türk vatanıdır. Evliyası olmayan yerde Türk de yok demektir.

Eğer olsaydı mutlaka içlerinden ya bir şehit ya ulu bir kişi çıkardı ve halkın gönüllerini kendi kabri üstünde birleştirirdi.

Zaten manevi kudretiyle halkı koruyacak birinin bulunmadığı yerde Türk nesli nasıl yaşar?”

Erol Güngör’ün tespitini, Devlet-i Aliye’nin tarihinde ve bugün üzerinde; 63 ülkenin kurulduğu, 8 ülkenin de vergiyle bağlı bulunduğu 22 milyon km2’lik gönül coğrafyamızın her yerinde görmek mümkündür.


İşte bu gönül erlerinden birisi de bugün Romanya devletinin sınırları içerisinde yer alan Babadağ bölgesine, gönülleri fethetmek üzere gelen Sarı Saltuk Hz.leridir.

Balkan coğrafyasında iki dağ ismi önemlidir. Yahya Kemal, “Kaybolan Şehir” isimli şiirinde Şar Dağını, “Üsküp ki Şar-dağ’ında devamıydı Bursa’nın” derken, Kemal Karpat, Karpat Dağlarını; Tuna Nehri ile birlikte bu dağ silsilesini, Osmanlı mirası ve doğu kültürünün kök saldığı topraklar ile Batı arasında derin bir köprü” olarak görür.

Sarı Saltuk Hz.leri ise maddi âlemin manevi büyüklerindendir. Balkanlar veya Doğu Avrupa, Sarı Saltuk Hz.lerinin gönüller devşiren diyarıdır.



Bu coğrafyanın değişik bölgelerine kuzeyden başlayan göçlerle birlikte, 1262 yılının başından itibaren güneyden de Anadolu’dan Türk göçleri başlamıştır.

Bu göçlerin ilklerinden birisi, dervişleriyle Anadolu’dan gelen Sarı Saltuk Hz.leridir. Tabii göçlerin görünen ana sebebi maddi olsa da esas nedeni manaya yolculuktur.

Biz Türklere göre hiçbir fethin özünde sadece madde yoktur ve hatta ikinci sırada bile değildir. Bizim göçlerimizde öncelik manaya verilmiştir.

Bunu nasıl idrak edebiliriz? Çünkü Selçuklu ve Osmanlı, hiçbir fethinde sömürgeci ve işgalci olmamıştır.

Eğer sömürgeci ve işgalci olsaydı, yukarıda da ifade edildiği gibi bugün 63 devlet, 8 vergiyle bağlı devlet Türkçe konuşuyor olurdu.



Bu manada Balkanlara gelen Sarı Saltuk Hz.leri, Rumeli’nin fethinin başladığı 1354 yılından 90 yıl önce, fethe hazırlık olarak bölgeyi İslam ve Türklerle tanıştırmış, kaynaştırmış ve kardeşlik köprüsünü kurmuştur.

Bölgeye Osmanlı öncesi Beyliklerin de akınları vardır lakin Osmanlı kadar başarılı ve kesin fetihler olmamıştır.

Devlet-i Aliye ise fetihlerde Ortodoks kiliselerine karşı uyguladığı insan ve inanç merkezli yol önemlidir. Bu sistemi anlayanlar, Osmanlı’yı ve manevi öncüleri anlar.

Osmanlı, gayrimüslimleri cizye vergisi dışında Müslüman tebaadan ayrı tutmamış, canlarını ve mallarını korumanın Allah’ın bir emri ve devletin başlıca görevi olarak bilmiştir.

Ayrım gözetmeksizin tüm tebaayı korumayı kendine vazife addetmesi, Osmanlı’nın bölgede fetihleri sağlayan faktörlerin başında gelmiştir.

Devamı yarına.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23