• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

28 Şubat’ın medya tetikçisi: Reha Muhtar kimdir? “Acı var mı acı?”

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
28 Şubat’ın medya tetikçisi: Reha Muhtar kimdir? "Acı var mı acı?"

Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan, Reha Muhtar'ın vefatının ardından kaleme aldığı değerlendirmede, 28 Şubat sürecinde medyanın üstlendiği rolü hatırlatarak Muhtar'ın o dönemdeki yayıncılık anlayışını mercek altına aldı. Alan, "Acı var mı acı?" sözleriyle hafızalara kazınan Reha Muhtar'ın, vesayet döneminin en tartışmalı medya figürlerinden biri olarak tarihe geçtiğini vurguladı.

Murat Alan'ın Reha Muhtar ile ilgili değerlendirmesi şöyle;

28 Şubat 1997, Türkiye’de postmodern darbe olarak tarihe geçen, milletin iradesine, dini hayata ve inanç özgürlüğüne karşı açık bir vesayet operasyonu idi. Tanklar sokaklara çıkmadan medya ve yargı üzerinden “irtica” algısı üreterek Refah-Yol hükümeti istifaya zorlandı, binlerce başörtülü öğrenci ve memur eğitimden ve kamudan dışlandı, İmam Hatip liseleri fiilen bitirilmek istendi, dindar kesim “gerici” diye fişlendi ve toplum derinlemesine kutuplaştırıldı.

Reha Muhtar, o dönemde Show TV’nin ana haber sunucusu ve haber genel yayın yönetmeniydi. Aynı zamanda Ateş Hattı programını sunuyordu. Resmi bir devlet görevi yoktu ama gönüllü bir medya aktörü olarak askeri vesayetin ve laik-Kemalist elitin en ateşli sözcülüğünü yaptı. Yayınları “irtica tehdidi”ni abartılı ve provokatif biçimde pompalayan, dindar insanları karalayan, başörtüsü eylemlerini alay konusu yapan bir üslupla doluydu.

En bilinen icraatı: “Acı var mı acı?”

Muhtar’ın sicili, özellikle başörtülü öğrencilerin ve ailelerinin yaşadığı mağduriyetleri ekranlarda dalga geçercesine sunduğu anlarla anılır. “Acı var mı acı?” repliği, o dönemin Müslümanlarına yapılan zulmü hafife alan, alaycı bir simge haline geldi. Başörtüsü yasağı nedeniyle mağdur olan genç kızların, annelerin acısını show malzemesi yaparcasına kullandığı, çatal-kaşık fırlatma gibi sahnelerle aşağıladığı o yayınlar hafızalardadır.


Binlerce gencin üniversite hayali, imam hatipli çocukların geleceği bu süreçte karartılırken Muhtar gibi figürler bu zulmün meşrulaştırıcı sesi oldular.

Canlı yayınlarda “insanları tepelemekten” bahseden, irtica yalanını abartılı başlıklarla servis eden, vesayetçi generallerin mesajlarını coşkuyla aktaran bir profil çiziyordu. Güven Erkaya’nın basın toplantısını canlı yayında böldüğü, askeri vesayetin taleplerini ekranda heyecanla duyurduğu anlar da unutulmadı.


Reha Muhtar, 28 Şubat’ın medya tetikçisi profilinin tipik örneğidir. “Laiklik elden gidiyor” naraları atan, Müslümanları “şeriatçı, irticacı” diye fişleyen, toplumun dindar kesimini ötekileştiren elit medyanın en görünür yüzlerinden biriydi. Bu yayınlar sadece haber değil, psikolojik operasyon aracıydı: Dindarları korkutmak, laik kesimi mobilize etmek ve askeri müdahaleyi “zorunlu” göstermek için kullanıldı. Binlerce masumun hayatı karardı; imam hatipler “irtica yuvası” ilan edildi, başörtüsü “çağdışılık” simgesi yapıldı.


Muhtar’ın kariyeri bu dönemde zirve yaptı, rating rekorları kırdı. Ama aynı süreçte nice inançlı genç “irtica” fişiyle okuldan atıldı, meslekten ihraç edildi. Bu, basit bir medya yanlılığı değildi; milletin iradesine karşı darbe sürecinin sivil ayağına gönüllü katkıydı.

Sonraki yıllarda bazı pişmanlık tınılı konuşmalar veya sağlık sorunları sonrası farklı üsluplar olsa da, o dönemin mağdurları için bu sicil kolay silinmez.


“Acı var mı acı?” diye soranlara, bugün kendi halleri üzerinden ibret dersi veren paylaşımlar da bundandır.

Kısacası Reha Muhtar, 28 Şubat siciliyle medya üzerinden vesayete omuz veren, inançlı kesimin acısını ekranlara taşıyıp alay eden bir figür olarak tarihteki yerini almıştır. Bu, sadece kişisel bir duruş değil; o karanlık dönemin ruhunu yansıtan kolektif medya tavrının simgesidir. Allah’tan rahmet dileyen, tövbe eden kullar affa mazhar olabilir; fakat milletin hafızası ve mağdur olanların bedduası kolay unutulmaz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Gübzeyçe

Benim sarsılmaz hafızam, güven kaynağım, yamuğu teşhis ve tespit eden yegane iftiharım AKİT personeli ve AKİT camiasına selam olsun…

Müsafir

Bir müslüman olarak hakkımı helal etmiyorum
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23