--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bıktık bunların “Aşk Hikayeleri”nden!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
9

Bıktık bunların “Aşk Hikayeleri”nden!
ZEKERİYA SAY

2005 yılıydı.    

Aktif siyasetten ayrıldıktan sonra Or-An’daki evinde, yetmiş yıl boyunca kullandığı Erika daktilosunun yerine aldığı bilgisayarı öğrenmeye çalışan Bülent Ecevit, bir ara eşi ile birlikte FETÖ’nün kapatılan gazetesi Zaman’ın Ankara bürosunu ziyaret etmişti.

Şu an firari olan Zaman gazetesinin müdürü Ekrem Dumanlı da ziyaretin anısına, Ecevit çiftine kendi fotoğraflarından oluşan ve üzerinde “Love Story” yazan bir albüm hediye etmişti.

Albümün üzerinde Türkçe “Aşk Hikâyesi” yazan ifadeyi gören Bülent Ecevit ise eşine; “Rahşan, bak bizi anlatıyor” diye seslenmişti. Bu ziyaretten sadece bir yıl sonra Bülent Ecevit hayatını kaybettiğinde, “Beyaz Güvercin”in yetim kaldığından dem vuran ve “Ecevit dürüsttü, çalmadı, çırpmadı” demekten öteye gidemeyen fondaş kalemler, tıpkı FETÖ’cüler gibi kolaya kaçarak yeniden ikili arasındaki “aşkı” anlatmaya başladı.

Ecevit’in “Başbakan Yardımcılığı” ve “Başbakanlık” yaptığı dönemlerde, 15 bankanın hortumlandığını, gariban vatandaşın sırtına “50 milyar dolarlık borç yükü”nün yüklendiğini, başta “başörtüsü” olmak üzere mütedeyyin kesimin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığını çok iyi bilen yıkama-yağlama takımı;

“Ecevit çifti”nin birbirlerine olan sevgilerini, yazdıkları mektupları, dinledikleri şiirleri…

Birlikte kedileri, kuşları nasıl beslediklerini…

Kelebekleri, tırtılları, köstebekleri sevip, okşadıklarını…

Doğaya ve birbirlerine olan aşklarını yıllarca adeta bir “Love Story” filmi izlediklerini anlatıp…

Estirdikleri bu muhteşem bir romantizm dalgasıyla;


Ecevit iktidarlarında yaşanan yokluğu, karaborsayı, kuyrukları, yeni nesle “ne aşk ama” düşüncesiyle unutturmaya çalıştı. 

Türk milleti aylarca;

Bülent Ecevit’in eşine “Sevgili Rahşan’ım”, eşinin ise ona “Sevgilim Benim” veya “Sevgili Bülendim” diye başlayan…

1982’de, cezaevinde iken ziyaretine gelen karısını mutsuz görünce;

“Haydi benim Rahşanım. Toparla kendini. Seni dün gördüğüm hale geleceksen dünyayı kurtarmak benim işime gelmez” diyerek, Rahşan Hanım’ı değil Türkiye’den, tüm dünyadan daha çok önemsediğini belirttiği mektuplarını konuştu. 

Yine…

Ecevit’in 12 Eylül’de götürüldüğü Hamzakoy dönüşü,  Ankara’da Eymir Gölü’nde elele dolaşırken yazarak eşi Rahşan’a hediye ettiği “Elele Büyüttük Sevgiyi” şiirinde yer alan; 

“Birlikte öğrendik seninle 

avucumuzda yüreği çarpan 

kuşa sevgiyi 

elele duyduk kumsalda denizin 

milyon yılda yonttuğu 


taşa sevgiyi 

tırtılları tanıdık seninle baharda 

tırtılken daha sevmeyi öğrendik 

sevgiden üreyen kelebeği..”  dizelerini boğuk sesle okuyan bazı romantik aydınlar, Ecevit’in bıraktığı telafisi imkansız hasarları perdeledi.  

Ecevitler iktidarda iken “Anayasa kitapçığı” fırlatan, öldüklerinde ise ikilinin avuçlarında yüreği çarpan kuştan tutun da... 

Taşa, tırtıla, kelebeğe, köstebeğe...

Köy-köy, ülke-ülke bütün dünyaya dağıtıkları ve “verdikçe çoğalan sevgilerini...” hatırlatan “romantik” solcuların vıcık vıcık aşk simsarlığı bir kez daha devrede…

Kocası dışarıda iken katıldığı bir Youtube kanalında, “Ekrem’le birlikte olmak zor bir iş. Bazen ayrı kalmak iyi geliyor” itirafında bulunan…

Özgür Özel her fırsatta soluğu Silivri’de alırken, kendisi sadece görüş günlerinde giden…

Duruşma sırasında tüm yüzler mahkeme duvarında dönerken, hiçbir şey yok muş gibi salonda pervasızca gülen….

Ve!..

Ekrem İmamoğlu adına kiralanan uçakta yaptığı direk dansıyla gündeme gelen Rabia Karaca’nın, savcılık ifadesindeki;


“15 numaralı fotoğrafta ise Derya Çayırgan olduğunu teşhis ettim. Bu kişi İmamoğlu’nun sevgilisidir. Kendisi sadece İmamoğlu’na aitti. Bizimle arası yoktu” itirafına rağmen, aylardır tek kelime etmeyen Dilek İmamoğlu…

Dün Silivri’de görülen yolsuzluk davasının 44. duruşmasında…

Kurduğu suç örgütü ile İBB’yi talan ettiği için hakkında 4 bin sayfalık iddianame hazırlanan ve 2430 yılla yargılanan kocası Ekrem İmamoğlu’nun doğum gününü kutlamak için, üstelik mahkeme salonunda, üzerinde;

“Seni seviyorum sevgilim. İyi ki doğdun” yazılı bir pankart kaldırdı.

Jandarmanın müdahalesi sonrası devreye giren İmamoğlu da “Fazla uzatmayalım anneme babama niye doğurdunuz diye dava açarlar” diyerek, buram buram sakillik akan bu afiş üzerinden kendine paye çıkarmaya ve bu haklı müdahaleyi sulandırmaya çalıştı. 

Aradan geçen 44. duruşmaya rağmen, İstanbul halkının çalınan 160 milyar TL’si ve 24 milyon dolarlık kamu zararı hakkında tek kelime edemeyenler... Silivri’deki duruşma salonlarında yapay romantizm rüzgarları estirmeye başladıklarına göre, belli ki yine vıcık vıcık “aşk hikayeleri” ile büyük bir perdeleme operasyonuna kalkışacaklar…

Ama peşinen söyleyeyim… 

Yıllarca ısıtılıp ısıtılıp devreye sokulan bu aşk hikayelerinden millete gına geldi…

Siz en iyisi şovu bırakın da asrın yolsuzluğunu anlatın!..

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ilhami bey

4 Haziran 2026 17:58

Misafir, misafirligini bil. Sen inkar etsende Iskilipli Atif lara inaniyoruz biz muslumanlar. Bu millet çok şey ogrendi artik.

Vatansever

4 Haziran 2026 12:06

Maalesef yine malum olan taktiklerine devam ediyorlar. Sonuna kadar da böyle olacak. Çünkü, iddiaları çürütecek tek bir delilleri yok.

Sitem

4 Haziran 2026 11:40

İskilip li Atif hoca neden istiklal mahkemelerinde yargilanip idam edildigini biliyor musunuz Atıf hocada mi isbirlikciydi.Elma ile Armut u ayriştirin da bizde bilelim kim armut kim elma

Burası Doğu Türkistan değil Filistin değil burası Osmanlı

4 Haziran 2026 03:48

550 BİN KİŞİ idam edildi fötr şapka giymedikleri için KAYNAK BAŞBAKANLIK arşiv memuru dr Tarih doktoru KAYNAK chp tehlikelidir başörtüsü zulmü yaşanmadı mı Bize Arabistan'a İran'a gitmemizi söylüyorlar kendileri gitsinler Ülkemden diyeceğim ama tüm Dünya Ülkeleri insanları kovuyorlar siyonistleri kovuyorlar siyonistlere kin duyuyorlar tüm Dünya Ülkeleri insanları Suriye'li Kardeşlerimizi istemiyorlar idi oysaki kendileri 100 yıldır ülkemdeler sabetaist göçmenler ülkemin en güzel yerlerine yerleştirmiştir ikili biri sağır ismet ERMENİDİR söz sahibi olmuşlar misafirlikleri uzun sürdü kamu kurum ve kuruluşlarına GİREMESİN ömür boyu sabetaist işbirlikçiler göçmenler Suriyeli Kardeşlerimize gitmelerini söylüyorlardı kendileri kamu kurum kuruluşlarına GİREMESİN uyan Müslüman uyan Ecdadımızın kemiklerini sızlatamazlar Ecdadımızın topraklarında Ecdat katilleri

misafir

4 Haziran 2026 05:00

Sapka kanunu yuzunden bu ulkede kimse idam edilmedi, tek bir kisi bile. Bu nasil bir uydurma. Kurtulus savasi sirasinda vatana ihanet eden ingiliz, yunan, ermeni, fransiz isbirlikcileri idam edilmistir onun da toplami 5 bini gecmez. Elmayla armutu karistirmayin.

görüyor ve arttırıyorum

4 Haziran 2026 09:21

550bin az, en az 1.5milyon kişi idam edilmiş, en az bunun 2 katı kadarı ülkeden sürgün edilmiş, ve en az bunun yarısı kadarı da gizlice infaz edilmiş, Bunaların toplamının 3 katı kadarı fişlenmiş, üçte ikisi kadarı toplumdan dışlanmış, genel toplamın yarısı kadarına işkence ile şapka giydirilmiş, Bunlar dışında Ülkede kalan nüfüsün yarısı da alanen ötekileştirilmiştir.

Yuh be

4 Haziran 2026 10:26

Misafir, bu ülke dediğin yer neresi? Mars veya başka bir gezegende mi? Yoksa işi sulandırmak için mi böyle bir yorum yapıyorsun? Bu ülkede isyan diye anlattıkları Dersim katliamının (1937-1938) çalışmalarının, alt yapısının 1931'de yapıldığını içişleri bakanı Şükrü Kaya söylüyor. Yani, isyanın başlayacağını "6 yıl önceden bilmişler" ve hazırlık yapmışlar, ne güzel değil mi?

HALEN İNANMAYAN ZÜPPELER VAR...şapka için Kuran için şehid oldular

4 Haziran 2026 17:36

resmi meclis belgeleri var..asılanların fotoğraflarını yayınlamışlar, resmi belgelerle kendilerini haklı göstermeye çalışmışlar .....ülkede halen körü körüne inanmayanlar...bunlar var oldukça bu ülke düzelmez..internette araştıracak zeka da yok beceride yok

Hakan Sönmez

25 Haziran 2026 10:30

Şapka giymedikleri için idam edilenlerin mahkeme tutanakları arşivlerde var. O kadar ki İstiklal Gazisi Şalcı Bacı adındaki bir kadını dahi Erzurum'da asmışlardır.

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle