Ekonominin beklediği çıkış kapısı! Gözler enflasyonda, akıllar yatırımda!
Ekonominin beklediği çıkış kapısı! Gözler enflasyonda, akıllar yatırımda!
ONUR YILMAZ
Türkiye ekonomisi 2023 yılı ortasından bu yana enflasyonla mücadele ekseninde şekilleniyor.
Piyasalar, iş dünyası ve hane halkı uzun süredir aynı başlığı takip ediyor. Fiyat istikrarı ne zaman sağlanacak ve ekonomi ne zaman daha öngörülebilir bir zemine oturacak?
Aslında bugün gelinen noktada tartışma biraz farklı bir yere evrilmiş durumda.
Artık sadece enflasyonun düşüp düşmeyeceği konuşulmuyor. Enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımların ne zaman üretime, yatırıma ve finansman koşullarına daha olumlu yansıyacağı da sorgulanıyor.
Önümüzdeki günlerde açıklanacak mayıs ayı enflasyon verileri bu nedenle önem taşıyor. Çünkü piyasalar artık tek bir veriye değil, eğilime bakıyor. Bir aylık sonuçlardan çok, genel yönün neyi işaret ettiği merak ediliyor.
İş dünyasının beklentisi de tam olarak burada şekilleniyor.
Son dönemde birçok sektör temsilcisiyle yapılan görüşmelerde benzer değerlendirmeler öne çıkıyor. Enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi gerektiği konusunda genel bir mutabakat var. Ancak üretim cephesinde finansman maliyetlerinin oluşturduğu baskının da giderek daha fazla hissedildiği ifade ediliyor.
Özellikle yatırım kararları söz konusu olduğunda şirketler geçmiş yıllara kıyasla daha temkinli hareket ediyor.
Yeni fabrika yatırımları, kapasite artışları veya uzun vadeli projeler artık çok daha detaylı hesaplarla değerlendiriliyor. Bunun temel nedeni yüksek faiz ortamının yatırımın geri dönüş süresini uzatması.
Benzer bir tablo ticaret hayatında da görülüyor.
Esnaf satış yapmak istiyor. Sanayici üretmek istiyor. İhracatçı yeni pazarlara açılmak istiyor. Ancak herkes geleceğe ilişkin daha net sinyaller görmek istiyor.
Ekonomide güven duygusunu oluşturan unsur yalnızca bugünün rakamları değildir. Yarın hakkında fikir verebilen göstergelerdir.
Bu nedenle piyasalar son dönemde açıklanan her veriyi tek başına değerlendirmiyor. Enflasyondan sanayi üretimine, ihracattan tüketim eğilimlerine kadar birçok gösterge birlikte okunuyor.
Çünkü ekonomi yalnızca faizden ibaret değil.
Üretim kapasitesi, istihdam, ihracat performansı ve yatırım iştahı da en az fiyat istikrarı kadar önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Türkiye’nin son 20 yılda elde ettiği büyüme performansına bakıldığında üretim ve yatırım dinamiklerinin belirleyici rol oynadığı açık şekilde görülüyor. Bundan sonraki dönemde de sürdürülebilir büyümenin anahtarı yine üretimden geçecek.
Pazartesi günü açıklanan 2026 yılının ilk çeyrek büyüme verileri de bu tabloyu tamamlayan önemli göstergelerden biri oldu. Türkiye ekonomisi yüzde 2.5 büyüyerek 23 çeyrektir devam eden kesintisiz büyüme performansını korurken, yıllıklandırılmış milli gelir de 1 trilyon 639 milyar dolarla tarihi zirvesine ulaştı. Bu veriler, enflasyonla mücadele süreci devam ederken üretim kapasitesinin, yatırım eğiliminin ve ekonomik dayanıklılığın hâlâ büyümenin temel taşı olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle önümüzdeki aylarda ekonomide kurulacak denge büyük önem taşıyor.
Bir tarafta enflasyonla mücadele kararlılığı bulunuyor. Diğer tarafta yatırımın ve üretimin canlı tutulması ihtiyacı var.
Ekonomi yönetimlerinin en zorlandığı alan da zaten burasıdır.
Fiyat istikrarını sağlamak gerekir. Ancak bunu yaparken ekonomik aktivitenin tamamen yavaşlamasına da izin verilmez. Dünyanın birçok ülkesinde merkez bankaları ve ekonomi yönetimleri benzer denklemlerle karşı karşıya kalıyor.
Türkiye de kendi şartları içinde bu hassas süreci yönetmeye çalışıyor.
Bugün piyasalarda en çok sorulan sorulardan biri yüksek faiz döneminin ne zaman sona ereceği.
Belki daha doğru soru şu olmalı:
Ekonomi ne zaman yeniden daha güçlü yatırım kararlarının alınabildiği, finansmana erişimin kolaylaştığı ve büyümenin daha fazla hissedildiği bir döneme geçecek?
Çünkü iş dünyasının beklediği çıkış kapısı yalnızca faizlerdeki değişim değil.
Daha güçlü bir öngörülebilirlik, daha sağlam bir yatırım iklimi ve daha yüksek bir üretim kapasitesi.
Ekonominin gerçek gücü de zaten tam olarak burada ortaya çıkıyor.