• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Allah’ın Nizamı İslâm (37)

04 Haziran 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Allah’ın Nizamı İslâm (37)
Prof.Dr.Yusuf Özertürk 

İSLÂM’IN KAYNAKLARI

A-KUR’ÂN

Kur’ân’ın Muhtevası

III- Hak -Adalet-Devlet

1b-DEVLET TÜRLERİ

A-Yönetim Sistemine göre Devletler


5-Demokrasi-Demokratik devlet

b-Demokrasi Tarihi

*Demokrasinin çekirdek hali, ilk çağda Antik Yunan’da Atina şehir devletinde uygulandı (MÖ.4.yy.). Atina demokrasisi denen bu sistemde; Teorik olarak bütün vatandaşların fikrini söyleme ve mecliste (Ecclesia’da) oy verme hakkı vardı. Fakat o zamanın fiili tatbikatında, köleler, kadınlar ve göçmenler bu haklardan mahrumdu. MÖ. 5.yy’da Roma İmparatorluğu’nda, sosyal sınıf ayırımına dayanan, temsili demokrasiye yakın bir sistem uygulandı. Ortaçağda, İngiltere’de 1215’de Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi) imzalanmıştır. Bu sözleşmede; Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesi, kanunlara uygun davranması ve hukukun üstünlüğünü kabul etmesi mecburi kılınmıştır. Erken modern dönemde; 17. yy’da Aydınlanma çağı düşünürlerinin, özellikle John Locke ve Thomas Hobbes’un fikirleri, Özgürlükler sözleşmesinin kapsamını genişleterek, Doğal haklar, Özel mülkiyet hakkı ve yönetilenlerin (halkın) rızası ilkelerini getirmiştir. 1628’de İngiltere parlamentosu ‘Petition of Rights’ı’ (haklar bildirisi) kabul etti. 


Bu bildiride, hukuki süreçlerden geçmeden Kral’ın, kimseyi suçlayıp, cezalandıramayacağı ve orduyu halka karşı kullanamayacağı belirtiliyordu. 1647’de İngiltere’de, kral ve parlamento arasında güçler dağıtıldı ve siyasi parti kurulması fikirleri tartışılmaya başlandı (Putney tartışmaları). 1679’da İngiliz Parlamento’sunda ‘Habeas Corpus yasası’ (cesedi getirin-cesedi gösterin) onaylandı. Bu yasada, yeterli neden ve delil olmaksızın, bir kişinin gözaltına alınamayacağı belirtiliyordu. 1689’da bugün de yürürlükte olan ‘Haklar Bildirisi’ kabul edildi ve hakları, özgürlükleri kodifikasyon altına (hukuki terimlerin uyumu ve anlaşılır olması) aldı. Haklar bildirisi, parlamentoda konuşma özgürlüğünü ve kraliyet mutlakiyetinin sınırlanmasını getirdi. 1620’den sonra Kuzey Amerika’ya göç eden İngiliz Püritenler (Protestanlar) yerel yönetimleri demokratik olan New England kolonilerini kurdular. 


Bu kolonilerde, Püritenler (Protestanlar), Baptistler (vaftizciler) ve Kuveykırlar (Dostların dini derneği mensupları) kendi cemaatlerinin görüşlerini hakim kıldılar. 18.-19. yy’da demokrasi anlayışı, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirgesi ile ivme kazanmıştır. Bu zamana kadar Demokrasi, büyük devletlere göre değil, küçük topluluklara uyan bir hükümet biçimi olarak anlaşılıyordu. Bu anlayış aynı zamanda ‘Doğrudan Demokrasi’ anlayışıydı. 1788’de kabul edilen Amerikan Anayasası, ilk ‘Liberal Demokrasi anlayışı’ olarak görülebilir. Amerikan Anayasası, insan hak ve özgürlüklerinin korunması ve hükümetlerin seçimlerle kurulmasını savunuyordu. 

Amerikan iç savaşının ardından 1860’da yapılan Anayasa değişiklikleriyle, kölelere özgürlük sağlandı ve oy verme hakkı tanındı. Ancak bu haklar Güney Eyaletlerinde,1960’lara kadar verilmedi. Fransa’da ise, 1789 Fransız Devrimi’nden sonra bir Anayasa hazırlandı. Bu Anayasa’da; iktidar kral ile halkın seçeceği bir Parlamento arasında paylaştırıldı. Klasik ulusal hükümet, genel oy ve iki dereceli bir seçimle iş başına geldi. Fakat daha sonra Napolyon Bonapart döneminde (1804-1814) demokrasi askıya alındı. I. Dünya savaşından sonra yeni Ulus Devletleri oluşmaya başladı. 1920’lerden itibaren demokratik hareketler ivme kazandı. Ancak, 1929’da başlayan ve 1939’a kadar devam eden küresel ekonomik kriz (Büyük buhran) sebebiyle, Avrupa, Asya ve Latin Amerika ülkelerinin çoğu otoriter-totaliter rejimlere evrildi. 


Diktatörlük ve Faşizm, Nazi Almanyası, İtalya, İspanya ve Portekiz’de yayıldı. İskandinav ülkeleri, Balkanlar, Çin, Japonya, Brezilya ve Küba’da otoriter rejimler kuruldu. II. Dünya savaşının ardından, dekolonizasyon dönemi başladı. İngiliz İmparatorluğu’nun kolonileri olan ülkeler parti hükümeti ve iki meclisli yapıya dayanan bir modeli (Westminster modeli) benimsediler. Hindistan demokratik bir ülke olarak ortaya çıktı. Batı Avrupa’da Nazizim ve Faşizm’in geriledi. Ancak, Doğu Avrupa devletleri demokratik olmayan Komünist Sovyet egemenliğine girdi (Demirperde bloğu). 1960’lardan itibaren bir demokrasi dalgasıyla, ülkelerde Liberal Demokrasi görülmeye başladı. 1970 ve 1980’lerde İspanya, Portekiz, Güney Amerika, Doğu ve Güney Asya ülkelerinde hüküm süren diktatörlükler demokrasiye geri döndü. 1980’lerden sonra görülen ekonomik sıkıntılar ve Sovyet baskılarına duyulan hoşnutsuzluklar, soğuk savaşın sona ermesine ve Sovyetler Birliği’nin çöküşüne sebep oldu. 

Doğu Bloku ülkeleri demokrasiye geri döndü. 1990’dan itibaren Yugoslavya, Gürcistan, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Filipinler, Endonezya, Lübnan, Tunus ve Güney Afrika’da başgösteren çeşitli devrimlerle otoriter ve totaliter rejimler yıkıldılar. 2007 yılından itibaren yeni bir demokrasi devri başladı. Bugün 192 ülkeden 120’sinde demokratik idareler hüküm sürmektedir.             

Devam edecek…

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23