• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

Müslümanların Direniş Cephesinin Bekçisi Mustafa Karahasanoğlu

14 Ağustos 2022
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

İyilerin ölüm haberi geldiğinde hicran sarıp sarmalar tenhalara savurur. Hasret düşer yüreğe, sıcağında kavurur. İyileri her gün biraz daha azalan bir zamana düştük; âlim zalim birbirine karıştı, renkleri seçilmiyor. Velisiz kaldı sokaklar; deliden geçilmiyor!

Mustafa Karahasanoğlu gitti aramızdan; sükût eyledi zaman, boynu bükük haneler. Yas tutuyor tarihler, ağlıyor efsaneler. Haysiyetiyle yaşadı muhtaç olmadı namertlere. Zorbaları değil Allah’ı razı etmeye çalıştı göze inmeden perdeler!

Mazlumları sahiplenmek, mazlumları savunmak, Onun âdeta varlık sebebiydi. Cesaretiyle esaretten hürriyete giden yolda hem çağrı oldu, hem çığır. Vefakârlığı cesaretinden geri kalmazdı; iyiliğe iyiliği bırakın, kötülüğe de iyilikle mukâbele etmesi; kin tutmayışı, sözünü hotaktan gözünü budaktan esirgemeyişi; mukaddesat düşmanlarının dışındaki tüm insanlara ve hatta tüm canlılara karşı halîm oluşu; birçoklarının, darda kalmış eski dostlarına makam-mansıb kaygısıyla yüz çevirdikleri zamanda O’nun cansiperâne, dostlarını ve yakınlarını kuşatması-gözetmesi; uhuvvet-i imaniyenin gereği yapılması gereken her fedâîlikte ilk serdengeçti oluşu; laikçilik hegomonyasına karşı tavizsiz kıyâmı ve diyet borçsuz bir ömüre sahip olması gıpta edilen bir durumdu… O, “Allah’a iman, ümmete güven” cesaretiyle yola çıkmıştı. Önyargıların döküm kalıplarını temelinden yıkmıştı.

Müslümanın Müslümanla kavgasında yoktu. Ama dine, dindara saldıran münkir ve müşriklerin kalbine saplanan bir oktu!

Zaman direniş zamanıydı. Mustafa Karahasanoğlu; kahtü’r-rical devrinde ümmetin direnen hücrelerinin tercümanıydı. Kalbini bağlamıştı Hâkk kemendine. Zaman ayırmıyordu ailesine, kendine. Yola düşmüştü derman bulmak için ümmetin derdine!

Darbeler döneminde keyfi, küfri ve cebri laikçiler kapıya dayandığında etrafındakilere moral veriyordu: “Arkadaşlar!  Ne Lût kavmi yok oldu, ne Medyen, ne Semûd’lar.

Sanki hepsi yaşıyor, dimdik ayakta putlar. Direnin, mücadeleye devam edin, bizi kurtaramaz ne paralar, ne yakutlar!”

Mustafa Karahasanoğlu; İslâm’ın ve Müslümanların maslahatı nerdeyse orda olurdu. Söylediği sözde, yaptığı işte Müslümanlara miskali zerre kadar zarar geleceğini görse orada hemen dururdu. Hakkın hatırını âli bilir yanlışa doğrunun sillesini vururdu.

Mustafa Karahasanoğlu; İslâm devletine giden yolda Müslümanların kültürel iktidarlarını kurmak için Rızâ-i Bârî’den çıkarak yola, ulaşmaya çalışıyordu “Allah” diyen, zengin fakir her kula. Ulaştığı her Müslümana çağrısı şuydu: Biz Müslümanız direnişle döner çarkımız. Allah yolunda direnişi bırakırsak cenazelerden kalmaz farkımız!

Mustafa Karahasanoğlu; itibar ve iltifat etmezdi saray sofralarına, geçinip giderdi kuru bir ekmekle. Sermaye olarak dava yolunda devam ediyordu korkusuz bir yürekle!

Mustafa Karahasanoğlu; mazlumun kalbinde vicdan, mahkûmun içinde umuttu. Bu ülkede ona inancından, fikirlerinden dolayı düşman olup kendisine tehditler savuran ya firavun ya da nemruttu!

Mustafa Karahasanoğlu, İslâm davasına ömrünü adayan, kalemiyle, fikirleri ile ömrünü hak davaya vakfeden vakıf adamdı. Bir dava adamı, iman adamı, bir erdem ve  hakikat insanıydı. Hayatında hep hakikatin, doğru bildiğinin peşindeydi. Mü’min-i merti; dürüsttü, vicdanlıydı, itibarlıydı, gerçek direnişçi bir dava adamıydı.

Mustafa Karahasanoğlu’nda bengisuya dönüşüyordu sabır, dava yolunda katmerleşiyordu çile. Davasına hizmet etmekten kendisini alıkoyamıyordu hiçbir hile!

Zor ve kor bir zamanda temizliyordu düşünce sarnıcımızda biriken kirli suları. Yenmişti maddeyi putlaştıran dünyevî korkuları. Tarihin çöplüğüne döküyordu vicdan ve ahlâkı bulandıran tortuları!

Ülkede laikçiler tarafından Kur’ân okunmasın, Kur’ân anlaşılmasın diye dine imana atılıyordu her gün taşlar. Umut insanı olan Mustafa Karahasanoğlu ise metanetle diyor ki; “Kur’ân’ın sahibi var, beyhude bu savaşlar. İman varsa imkân da var, bizim için mücadele her gün yeniden başlar!”

Çilesi çekilen fikrin, irfanın, nezaketin ve nezahetin sembolüydü. Allah yolunda ekilen tohumların, çekilen çilelerin, ödenen bedellerin mahsulüydü. Mustafa Karahasanoğlu, ülkemizde kavi imanın kuvvetiydi. Hep hayra alâmet oldu şakaklarındaki aklar. Dava yolunda her bir ak saç mâziden bin bir hatıra saklar.

Mustafa Karahasanoğlu’nun ölümü yüreğimizde bir hüzün bestesidir. Çünkü o, gök boşluğuna düşen mazlumların sesidir. Ümmetin gören gözü, işiten kulağı, haykıran lisanıydı. Ülkemizdeki hıyanet odakları hep küçük gördü cüssesini. Ama inancımız o ki; Ona Rabbimiz verecek elbet cennetteki hissesini!

Dua edelim kendisine rahmet deryası akar bir ufacık heceden. Ümitvar olalım yürek yangınlarına yağmur yağar yüceden!

Mustafa Karahasanoğlu; hariçten gelen tehditleri defederken dâhildekilere öz ve özet olarak şunu söylüyordu: “Allah’a ve âhirete inanmışsanız hayatınızın direği olsun direniş şuuru. Zalimin nefesiyle sönmez ki hakikat nûru. Ağzımızı bağlasalar haktan dem vurur sesimiz. Allah Allah diyerek tükensin son nefesimiz!”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet

ALLAH rahmet eylesin diyelim ...

Okır

Sayın hocam yoktu oktu derkene aynı şiir yazarı şair gibi yazmışınız çok hislendik maşallah sana
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23