Bu CHP’den iktidar olmaz, siz yenisini yapın
CHP Genel Başkanı 2 Aralık Salı günü grup toplantısında konuşuyor.
Söz öğretmenlere geliyor.
Salona dindar kesimlerden tiksinti duydukları her hallerinden belli olan, kendini laikliğe adamış ve özel olarak seçilmiş bir grup öğretmen davet edilmiş.
Kılıçdaroğlu konuştukça öğretmenler coşuyor. Öğretmenler coştukça Kılıçdaroğlu konuşuyor.
Ve Genel Başkan öğretmenlerle ilgili bir anket sonucu veriyor.
Ankette, öğretmenlerin geçim sıkıntıları çektiğinden falan bahsediliyor.
Ve Kılıçdaroğlu basıyor gaza: Öğretmenlerin maaşlarını rahatça yaşayabilecekleri standartlara getireceğiz. Alkışlarrrrrrrrrrrrr göğe yükseliyor.
Kılıçdaroğlu Başöğretmenin de CHP’li olduğunu vurgulayınca salondaki hazır kıtalar basıyor narayı: Gazi’nin askerleriyiz!!!
Gazi’nin öğretmenleri deseler, anlayacağım da. Niçin askerleri dediklerine Ziya Paşa’nın “İdraki meali bu akla gerekmez, zira bu terazi bu sıkleti çekmez” kabilinden bir türlü akıl erdiremiyorum. Her halde “ordu göreve” diye yıllarca bağırdılar, Ordudan “Zaten görevdeyiz” cevabını alınca da kendilerini askerlik mesleğine adadılar.
Burası madalyonun bir yüzü.
Şimdi bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım. Acaba orada ne var?
Aslında, bu kıtalar eğitim ordusunun birer neferi olduklarına göre böyle hamasi nutukları alkışlamak yerine daha gerçekçi ve ayakları yere basan vaatlere kanmaları beklenirdi.
Ve de eğitim ordumuzun bu seçkin neferleri sözlerini teyit etmek için Kılıçdaroğlu’na, alkışlamadan önce şu soruyu sormaları gerekirdi:
Sayın Genel Başkanımız iyi de İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere diğer birçok belediyemiz kurulduğu günden beri sizin partinizin yönetiminde değil mi? Oralarda niçin çalışanlara günün şartlarına uygun ücret ödemiyorsunuz? Hatta Ak Partili belediyelerden daha düşük ücret ödüyorsunuz?
Önce orada sözünüzü tutun ki biz de bu vaatlerinize kanalım.
Gerçekte salonda alkış tutanlar da Kılıçdaroğlu da “gölün maya tutmayacağını” çok iyi biliyor. Ama “el kesesinden düğün bayram” hesabı bolca savuruyorlar.
Ancak burada bir sorun var.
Bu içi dışı altı üstü her tarafı bomboş olan vaatlere belki “Gazinin CHP’li Askerleri” kanıyordur. Ama, milletin kahir ekseriyatının bu tür afaki nutuklara karnının tok olduğunu, artık Mısır’daki Sisi bile biliyor.
Anlaşılan o ki CHP’ye umut bağlayanlar, hâlâ varsa ve yaşları benim gibi ellinin üzerinde ise, CHP’nin mürüvvetini göremeyecekler.
Bir fıkra ile vaatleri “Umut fakirin ekmeğidir” sözünden öteye bir anlam içermeyen, “lafla peynir gemisi yürütmeyi” şiar edinmiş bu muhalefet partimize bel bağlamış vatandaşlarımıza dostane bir tavsiyede bulunayım.
Bir gün kadının biri çocuğunu doktora götürür. Doktor güzelce muayene eder ve çocuğun sağlam bir tarafının olmadığını gördükten sonra kadına, “soyun hanım soyun” deyince; Kadın, “Doktor Bey ben hasta değilim çocuk hasta” der. Bunu üzerine Doktor, “Biliyorum ama bu çocuktan adam olmaz. Soyun da yenisini yapalım” der.
Eğer beni dinlerseniz “Ey Gazi’nin CHP’li Askerleri”,
Bu CHP’den adam olmaz. Bakın geçen hafta partiden ayrılan bir CHP’li Hanım, belki yenisini yapar. Siz en iyisi mi onun kapısını çalın.
Ha! yok biz bu CHP’den memnunuz diyorsanız, o zaman da “Allah onu size, sizi de ona mübarek etsin” diyeceğim ama demiyorum.
Onun yerine Sevgili Nasreddin Hocamızın bir fıkrası ile sizi baş başa bırakıyorum. Hâlâ ne demek istediğimi anlamadı iseniz, belki fıkrayı okuduktan sonra umarım anlarsınız, hadi kolay gele:
Hoca bir gün eşeği ile yolda giderlerken, eşek birtakım kötü ve pis şeyleri koklar. Hoca da onları alır, eşeğin torbasına doldurur ve ilk molada torbayı eşeğin başına takar. Eşeğin yemediğini görünce de; “Niçin yemiyorsun? Sen kokladın, ben doldurdum” der.
Haşa okuyanlardan ve işitenlerden! Bilmem anlatabildim mi?
Ne diyelim anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…