İşte Üsküp'te mutlaka görülmesi gereken yerler!

Makedonya’nın başkenti Üsküp, aynı zamanda ülkenin en büyük şehridir. Birçok Osmanlı mirası barındıran şehirde görülmesi gereken yerleri sizler için derledik.

22 Eylül 2017 Cuma 11:50
İşte Üsküp'te mutlaka görülmesi gereken yerler!

19 Ocak 1392 tarihinde Osmanlı egemenliğine giren Üsküp, 1912-13 Balkan Savaşları’na kadar Osmanlı’nın en önemli yerlerinden biri olarak kaldı.

1913 Londra Antlaşması ile Sırbistan kontrolüne bırakılan şehir, I. Cihan Harbi başladıktan sonra Bulgarlar tarafından yönetilmiş, 1944 senesinde ise Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin çatısı altında özerk Makedonya Cumhuriyeti’nin başkenti olmuştur.

 

 

1-) Makedonya Meydanı

 

Üsküp’ün ana meydanı olan 18.500 m2 büyüklüğündeki Makedonya Meydanı, Vardar Nehri’nin hemen yanındadır. Şehirdeki toplu taşımanın büyük bir kısmı bu meydanın etrafından geçer. Birçok ticaret merkezinin, alışveriş yerlerinin, kafelerin bulunduğu bu meydanda, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Taş Köprüyü de görebilirsiniz.

 

2-) Taş Köprü

 

1451-69 yılları arasında, Fatih Sultan Mehmet’in emriyle yapılan bu köprü, 214 m uzunluğa ve 6 m genişliğe sahiptir. Üsküp’ün simgelerinden biri olan Taş Köprü, 12 tane yarım yay kemerden oluşmaktadır. Ayrıca 1555 senesindeki meşhur büyük depremde ağır hasar almış, ilerleyen dönemlerde tamir edilmiştir. II. Cihan Harbi sırasında da köprüye patlayıcılar bağlanmış, Üsküp kurtarıldıktan sonra patlayıcılar amacına ulaşamadan sökülmüştür.

 

3-) Üsküp Kalesi

 

Vardar Nehrinin kuzeyinde bulunan bu tarihi kale, Üsküp’ün arma ve bayrağında yer alan simgelerden birisidir.

Son araştırmalara göre MS. 6. yüzyılda inşa edildiği düşünülen bu kale, Roma döneminde inşa edilmiş, 518 senesindeki depremde yıkılmıştır.

Deprem sonrasında İmparator I. Justinian tarafından tekrar inşa ettirilmiş, 10 ve 11. yüzyıllarda Doğu Roma Kalesi olarak kullanılmıştır.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde bahsettiği bu kale, 1963 senesinde bir deprem sonrası tekrar hasar gördüyse de, günümüze kadar tekrar tamir ettirilmemiştir.

 

4-) Sulu Han

 

Osmanlı’dan miras kalan bu han, İshak Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılmıştır. İsmini, yakınlarındaki su kaynaklarından aldığı düşünülmektedir. 1963 senesindeki depremde hasar alan Sulu Han, tadilat edildikten sonra Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapıda, eski resim ve haritaların sergilendiği minik bir müze de bulunmaktadır.

 

5-) Çifte Hamam

 

Şu an sanat galerisi olarak kullanılan Çifte Hamam, İsa Bey tarafından 1531 senesinde inşa ettirilen, Üsküp’teki Osmanlı mirası yapılardan biridir. 1915 senesinde kadar hamam olarak kullanılmış, 1963 senesinde meydana gelen bir deprem ile zarar görmüş ve tamir ettirilmiştir.

 

 

6-) Arkeoloji Müzesi

 

2014 senesinde hizmete giren müze 6000 m2 ve üç katlıdır.

Müzede tarih öncesi çağlardan Orta Çağ’a kadar tarihin değişik dönemlerinden 6000’den fazla eser mevcuttur.

Ayrıca Türkiye’de sergilenen İskender Lahdi’nin bir kopyası da müzede sergilenmektedir.

 

7-) Mücadele Müzesi

 

2011 senesinde hizmete giren müzede, Osmanlı döneminden Yugoslavya’dan bağımsızlık döneminde kadarki zamanı anlatan sergi ziyaret edilebilir. İçerisinde 109 balmumu heykel ve 16 resim vardır.

 

8-) Ulusal Müze

 

Makedonya’nın en eski müzelerinden biridir. Meşhur Türk Çarşısı içerisinde yer alan bu müzede arkeoloji, etnoloji, tarih ve sanat tarihi türlerinden eserleri ziyaret edebilirsiniz.

Tarihi eserler bölümü 14-20. yüzyıl tarihine ışık tutarken, 1991 senesinde hizmete giren sanat tarihi bölümünün büyük kısmı terk edilen kilise ve manastırlardan toplanmıştır.

Ayrıca etnoloji bölümü çok zengin bir geleneksel giysi koleksiyonuna sahiptir.

 

9-) Aziz Saviour Kilisesi

 

16. yüzyılın ortalarına doğru inşa edilen bu kilisenin bir kısmı da yerin altındadır. Bunun sebebi, kiliselerin camilerden yüksek olmasına izin verilmemesiydi.

Kilisedeki en görülmeye değer olan yapı, 10 m genişlik ve 6m yükseklikteki meşe kapısıdır.

(Fotoğraf:gezipgordum)

 

10-) Rahibe Teresa Evi

 

Bir anı evi olarak 2009 senesine açılan bu yapı, 1910-28 yılları arasında Üsküp’te yaşayan meşhur Rahibe Teresa adına inşa edilmiştir. Evde Rahibe Teresa’ya ait eserleri görebilirsiniz.

 

ÜSKÜP’TE GÖRÜLMESİ GEREKEN OSMANLI CAMİLERİ

 

1-) Mustafa Paşa Camii

 

Üsküp’teki tarihi camilerden biri olan Mustafa Paşa Camii, 1492 senesinde tamamlanmıştır. Üsküp Kalesi’nin alt tarafında, kalenin önündeki yolun hemen aşağısında bulunan cami, Yavuz Sultan Selim’in veziri Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1963 senesindeki depreme kadar herhangi bir onarım veya ekleme yapılmayan cami, kendine özgün yapısı ve ihtişamını çağdaş döneme kadar korumayı başarmıştır.

 

2-) Murat Paşa Camii

 

1689’da Üsküp’ü yakıp yıkan büyük yangınlardan sonra 1802 senesinde inşa edildiği düşünülen Murat Paşa Camii, sade bir mimari üsluba sahiptir. Türk Çarşısı’nın merkezinde, heybetli Çifte Hamam ve çevresindeki dükkanların karşısında yer alan caminin avlusunda 1937 senesinden kalma, çok iyi korunmuş bir şadırvan bulunur.

 

3-) İsa Bey (Alaca) Camii


Medresesi, zaviyesi, bir de hamamı vakfedilen caminin duvarları alacalı çiçek motifleriyle süslü olduğu için, halk camiye “Alaca Camii” demiştir.

1963 senesindeki depremden nasibini alan cami onarılmış, ibadete açık ve gayet iyi vaziyettedir. Üsküp’ün tarihine damga vuranlar arasında İsa Bey’in adı büyük harflerle yazılmıştır. Üsküp hakkındaki meşhur Vakıfnâme’yi yazan ve bu camiyi inşa ettiren İsa Bey, İshak Bey’in oğludur.

 

4-) Yahya Paşa Camii

 

1504 senesinde inşa edilen ve ismini bânisinden alan bu camiyi diğer Osmanlı camilerinden ayıran en belirgin özellik, piramit şeklindeki kubbesidir. Ayrıca Yahya Paşa Camiinin avlusunda birçok kabir vardır.

 

5-) İshak Bey Camii

 

1438 senesinde ibadete açılan bu caminin bânisi, Üsküp’ün fethini gerçekleştiren ordunun başında yer alan ve Türk ordusunda bir komutan olan İshak Bey’dir.

1689 yılında meydana gelen yangında büyük ölçüde zarar gören cami, tadilattan sonra tekrar kullanılır hale gelmiştir.

 

6-) Sultan Murat Camii

 

Eski şehir merkezinde, Vardar Nehri’nin kıyısında bulunan görkemli bir minare ve dış görünüşe sahip olan Sultan Murat Camii, günümüze dek ulaşabilmiş en eski Osmanlı Camiidir.

Şehrin tamamına hakim olan yüksek bir tepede yer alan cami için bu nokta özel olarak seçilmiştir.

Sultan I. Murat, Kosova Savaşı sonunda savaş alanını gezerken şehit düşmüş ve naaşı gömülmek üzere yola çıkıldığında ilk gece bu tepede konaklanmıştır.

I. Murat anısına 1436 senesinde inşa edilen caminin yeri bu şekilde belirlenmiştir

 

 

Haber Tarihi: 22 Eylül 2017 Cuma 11:50

    Günün Karikatürü

    Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 24.11.2017