--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Önce Vildan, şimdi H.K.G.

Zekeriya Say
Zekeriya Say
16

“Tarih 11 Eylül 1995...

Saat “gece 02.00” civarı!..

Beyoğlu Emniyet Amirliği’nden Mehmet Kutlular’a bir telefon gelir;

“Kızınız Vildan, eroin komasına girmiş!.. Beyoğlu Sıraselviler Caddesi Hocazade Sokak’ta baygın halde bulunmuş!.. 

Çevredeki vatandaşlar tarafından bir taksiye bindirilip hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiş!”

Evet, Mehmet Kutlular; 

11 Eylül 1995 gününün gece yarısında alır bu acı haberi...

Her baba gibi, o da yıkılır!..

Ateş düşer bağrına...

Kızıyla ilgili her şey, bir film şeridi gibi geçer gözlerinin önünden...

Hayır, “kızının uyuşturucu kullandığına” dair, herhangi bir “bilgi” ve “emare”ye sahip değildir...

Vildan, en son o gün akşama doğru; “Bir arkadaşıma gidip-geleceğim... İki saat içinde dönerim” demiş ve çıkmıştır evden!..

Bunun haricinde; kızının “uyuşturucu müptelâsı” olduğuna dair hiçbir “bilgi” ve “emare” yoktur elinde!..

O gece; sadece “Kutlular ailesi”nin değil, aynı zamanda “Nur Cemaati’nin bağrına ateş düştüğü bir gece”dir!..

Olaydan sonra açıklama yapan yetkililer, “2’si kadın, 4 kişi gözaltına alındı” derler...

Gözaltına alınan bu kişilerden biri olan Hayri Adıgüzel, sorgusundan sonra tutuklanır ve hapse atılır!..

Olay, bir “uyuşturucu vak’ası” mıdır, yoksa “Kutlular’a bir operasyon” mu çekilmiştir, üzerinde pek duran olmadı...

Oysa Mehmet Kutlular, daha sonra yaptığı açıklamada şöyle diyecekti:

“Hedef kızım değil, benim!”

Peki, Mehmet Kutlular’ı kim hedef seçmiştir ve kızı Vildan’ın “uyuşturucuya alışması” ve sonunda “altın vuruş”la ölmesi için Hayri Adıgüzel adlı şahsı kim ayarlamıştır?

Ve en önemli soru:

“İşin içinde Paralel Yapı var mıydı?.. Mehmet Kutlular’ı kızı Vildan üzerinden mi vurmak istemişlerdi?”

Niye olmasın!?!..

Öyle ya;

Paralel Yapı’nın “güç ve destek” bulabilmesinin önündeki “en büyük engel”lerden biri Mehmet Kutlular’dı!..

Mehmet Kutlular, hem “büyük bir kitle”nin, yani “Nur Cemaati”nin, hem de bir “gazete”nin başındaydı!..

Öyle bir “operasyon” yapmalıydılar ki; hem Mehmet Kutlular, hem de Nur Cemaati töhmet altında kalsın, kafalarını kaldıracak mecal bulamasınlar!..”

FETÖ’nün, babaları “yumuşak” karnı olan kız evlatlarından vurma taktiği, Çapa Tıp Fakültesi’nden KHK ile ihraç edildikten sonra açtığı özel muayenehanesine gelen kız çocuklarına uyuşturucu ilaçlar vererek onları ailelerine ‘tecavüz’ iftirası atmaya zorlayan FETÖ’cü Prof. Dr. Süleyman Salih Zoroğlu ile bir kez daha deşifre oldu. 

Bu ibret verici hadise, “Mesiyanik” bir cemaat olan FETÖ’nün, “altın nesil” diye tanıttığı militanlarının esasında nasıl “pikopat ruhlu” olduklarını…

“Allah bizi vazifelendirdi” diyerek, örgüt menfaatleri için neler yapabileceklerini…

Para ve militan devşirmek adına minik kızların bilinçaltlarına, aile bireylerinin onlara tecavüz ettiği fitnesini bile hiç çekinmeden nasıl zerk edeceklerini bir kez daha göstermiş oldu. 

İşte bu süreçte, benzer özellikler barındıran H.K.G. davası yeniden gündeme geldi.

Paralel şeytanlar, daha önce masum babaları biricik kızları üzerinden nasıl vurdularsa…

İslami cemaatleri adeta çocuk istismarcısı birer sapık gibi göstermek isteyenler de…

Belli ki Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’i aynı şekilde hedef almıştı..

Hamileliğinin 5. ayında çocuğunu düşüren H.K.G.’nın yaşadığı psikolojik sorunları fırsat bilenler, fırsat bu fırsat diyerek baba Gümüşel’e hayatı zindan etmişti.

Hasılı…

Müslüman babaların, kız evlatları üzerinden hedef alınması yeni değil…

Dolayısıyla, gerçeğin ortaya çıkması için H.K.G.’nın hangi psikiyatrlarla görüştüğü, verilen teskin edici ilaçların içeriğinin ne olduğunun bir an önce belirlenmesi hayati önem arz ediyor…

Bu bilgiler, hem H.K.G’nin “6 yaşında evlendirildiği” safsatasına nasıl ikna edildiğini aydınlatacak… 

Hem de mağdur aileye kurulan tuzağı boşa çıkaracaktır. 

Bu nedenle, daha önce ailenin “ilaçların tespit edilmesine” yönelik taleplerini reddeden mahkeme heyeti derhal bu yanlıştan dönüp, konuyu derinlemesine araştırmalıdır.

Aksi halde, bu tür hadiseler aydınlatılmadıkça, İslami camiaya daha çok “Vildan”ını zalimlere kurban verecektir.

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah

5 Ekim 2023 22:50

Sayın yazar "Mehmet Kutlular, hem “büyük bir kitle”nin, yani “Nur Cemaati”nin, hem de bir “gazete”nin başındaydı!.." diye yazdın. Kutluların gazetenin başı olduğu doğru bilgi fakat NUR CEMAATİNİN BAŞI diye yazmanız çok büyük bir yanlışlık olmuş. Lütfen insanları yanıltmayın

Kasım Varlı

28 Eylül 2023 20:05

FETÖ'nün üniversitelerinde okurken intihar eden kızları da araştırsanız keşke.

Sedat X

28 Eylül 2023 19:42

Allah rahmet eylesin, Hasan Karakaya 'da bu konuyu çok iyi işlemişti Zekeriya kardeşim,anmazsak olmaz sanırım.

Hasan

28 Eylül 2023 14:15

Abim benim seni çok severim yazıların harika. Lakin Kutlular nur cemaatinin başı değildir sadece nur camiasının bir dalı olan Yeni Asya grubunun başıdır ve şuan Yeni Asya grubu Erdoğan düşmanı ve fetö yanlısıdır Nur cemaatinin tek lideri üstadı Said Nursi'dir risale-i nurdur ve biz bütün kararlarımızı meşveretle alırız biz de Emir komuta zinciri yoktur.

O günlerde Vildan ın Babası ızdırap çekerken

29 Eylül 2023 09:49

arkadaşımızın Meşveret dediği grup: “Fetullah Hocaefendi muazzam hizmet ediyor” diye övgüler diziyordu. FETÖ’nün gerçeğini 15 Temmuz günü anladılar.

Şeref

28 Eylül 2023 09:48

Beyan esastır....

Teşekkürler Zekeriya Say

28 Eylül 2023 08:18

Vildan kızımızı unutmadık. Acımız çok ama çok derin. Evlat acısı. F.G.’nin maskesinin düştüğünü gördük ya. Çok şükür. Elhamdülillah.

Atilla

28 Eylül 2023 08:04

Özelde ya da resmi hastanede gittiğiniz doktora dikkat edin. Sosyal medya paylaşımlarını kontrol edin. Mahkemesi var mı bakın.

Molla Muhammed’i terörist yaftasıyla hapsettiler

28 Eylül 2023 07:57

Fethullah Gülen, bir konuşmasında kendisine muhalif bir Nurcu grubu 2010 yılında "Tahşiyeciler" adı ile silahlı bir örgüt olarak tanıtıp hedef gösteriyordu. Bu hedef gösterme internet sitelerinde yayınlandıktan sonra Zaman Gazetesi'nde haber yapıldı. Aynı gazetede köşe yazılarına konu oldu. Ardından STV dizilerinde günlerce "Tahşiyeciler örgütü" işlendi. Bununla kalmadı Paralel yapıya yakın savcılar soruşturma başlattı, polisler gözaltına aldı ve hakim tutukladı. Yıl 2015: 90'a yakın insan ve Mehmet Doğan, Gülen'in hedef göstermesiyle başlayan bu soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bölgede sevilen bir isim olan Mehmet Doğan, bugüne kadar hiçbir suça karışmamış olmasına rağmen silahlı terör örgütü liderliği suçlamasıyla ilerlemiş yaşına rağmen 17 ay cezaevinde kaldı. Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen basın kuruluşlarının suç ve delil uydurarak ‘kumpas kurmak’la suçlandığı soruşturmanın dayanağı Tahşiyeciler grubu davasında Mahkeme, örgüt kurma ve yönetme suçundan yargılanan tüm sanıkları beraat ettirdi.

Zekeriya Say’a tebrik ve teşekkürler

28 Eylül 2023 07:46

F.G. kasetini çektiği siyasiyi koltuktan indirir. Sonra geçmiş olsun diye telefon açar.

Kırklareli li gazeteci Hayri

28 Eylül 2023 07:42

Hayri, FG’ nin Kırklareli’nde görev yaptığı yıllarda şahit olduğu yüz kızartıcı fiilini çevresine anlatmıştı. Hayatıyla ödedi.

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle