• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
26 Kasım 2020

Öğretmene hakaret, papaza iltifat!

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu önce, son yıllarda öğretmenliğin değersizleştiğini iddia etti, ardından CHP’li olmayan öğretmenlere hakaret etti. Sonra da “yüksek maaş”  sözüyle, tüm öğretmenleri yanına çekmeye çalıştı.

Kemal Bey’in yerel seçimlerden önce “namus sözü” verdiği belediye işçilerinin, seçimden sonra sorgusuz sualsiz kovulduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, öğretmenleri bekleyen akıbeti az çok kestirmek mümkün.  

Zira!

Ecevit’in çırağı olmakla övünen Kılıçdaroğlu’nun “mağdur” dediği öğretmenler, günümüzde 300-500 bin liralık otomobillerini internetten satılığa çıkarırken…

Ecevit zamanında bizzat benim tanıdığım bir öğretmenimiz, evine ekmek götürebilmek için ders bitimi kravatını çıkarıp sırtında çantasıyla çorap satıyordu.

Çırak, ustayı geçeceğine göre, muhtemelen Kılıçdaroğlu döneminde öğretmenler mendil açıp dilenmeye başlarlar!

Tabii Kemal Bey partisinin kürsüsünden kâh öğretmenlere hakaret edip kâh tutamayacağı sözler verirken…

Riyasetindeki, CHP Medya ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanlığı da hazırladığı ideolojik “raporla”, yurtdışındaki FETÖ okullarını “milli”leştiren Maarif Vakfı’nı hedef almakla meşguldü.

CHP’ye göre, güya FETÖ zamanında para kazanan yurtdışındaki okullar, şimdilerde hazineye ciddi manada yük oluyorlarmış.

CHP’li uyanıklar, raporu hazırlarken FETÖ’cü öğretmenlerin karın tokluğuna çalıştığını ve o okullara “himmet” adı altında “Haşhaşiler”den yardım yağdığını gizlemeyi ihmal etmemişler.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un verdiği bilgilere göre, 42 ülkede 11 eğitim merkezi, 1 üniversite, 328 okul ve 42 yurt, FETÖ’nün elinden kurtarılmış.

Bu kadar çok FETÖ’cü “fitne ocağının” kapatılması elbette “şimdi cemaati savunma zamanı” diyerek onlarla iş tutan zihniyeti rahatsız edecektir.

Onlar da bu rahatsızlıklarını açık açık ifade edemediklerinden, çareyi Maarif Vakfı’nı, hazineden aktarılan para üzerinden hedefe koymakta bulmuşlar.

CHP’nin salt “hazine ödeneği” üzerinden eleştirisi bile tek başına Maarif Vakfı’nın yaptığı hizmetin ne kadar hayırlı olduğunu ispatlamaya yeterken…

Türkiye sevgisi aşılanarak eğitilen yabancı ülke öğrencilerinin sayısını da düşündüğümüzde, insanın o vakıflara aktarılan paralar için “helali hoş olsun” diye haykırası geliyor.

Peki!..

Yurtdışında “fahri elçiler” yetiştiren Maarif Vakfı okullarını eleştiren CHP, içimizdeki “Fransızları” yetiştiren, Dominikan, Fransisken  ve Cizvit papazları tarafından yönetilen yabancı okulları hakkında ne düşünüyor?

En iyisi bu sorunun cevabını, kendi Marksist şairleri Attila İlhan versin.

İlhan, birkaç kez yayınlanan yazısında bu durumu şöyle özetliyor.

“Bir ara kafam kızmış olmalı, dedim ki: ‘-...şimdi bakın ülkemizde ‘tarikat liseleri’ açılması serbest olsa, filan yerde Nakşibendi Lisesi, filan yerde Kadiri Lisesi bulunsa, çocuklarınızı o liselere gönderir miydiniz?’

Nasıl bir dehşete düştüklerini anlatmak gerekir mi? Böyle bir ihtimalin tasavvuru bile tüyleri diken diken ediyordu; her şeyin sonu demekti bu; laikliğin de, modern Türkiye’nin de, çağdaşlık hayallerinin de!

O zaman korkunç bir şey yaptım, ‘öyleyse’ dedim, ‘çocuklarınızı yabancıların tarikat okullarında okutabilmek için, niye yırtınıyorsunuz?’ Ortaya yıldırım düşmüş gibi oldu: çoğu ya Amerikan, ya Fransız, ya İtalyan, ya da Alman ‘liselerini’ bitirmişlerdi; çocuklarını da aynı ‘liselerde’ okutabilmek için, yapmayacakları fedakârlık yoktu: içlerinden birisi bile düşünmüyordu ki, yurdumuzdaki ‘ecnebi’ okullar, çeşitli Hıristiyan tarikatlarının ‘misyonerlik’ faaliyetleri içindedir; okulları açanlar ya da yönetenler, ya papazlardır, ya da rahibelerdir. Türk aydınlarının bir kısmındaki hastalığı görüyor musunuz? 

Papazlarının okuluna gitmeyi, çocuğunu göndermeyi, laikliğe hiç de aykırı bulmuyor; ‘çağdaşlığın’, ‘alafrangalığın’ kaçınılmaz bir gerçeği sayıyor; iş, üstelik mensup olduğunu iddia ettiği dinin öğretimi oldu mu, dehşete düşüyor: ‘çifte standart’ değil mi şimdi bu? Dahası, kendi ülkesi, tarihi ve geleceği aleyhine işleyen bir ‘çifte standart’?”

Evet!..

Maalesef, kendisinin “seyyid” olduğunu yani “peygamber soyundan geldiğini” iddia eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’liler ve onların hempaları yurtdışında Türkiye’nin bayrağını dalgalandıran Maarif Vakfı okullarını susturmak için ellerinden geleni ardlarına komazlarken…

Bir kilise okulu olan Sn. Benoit’e…

Güneri Civaoğlu’nun öğrencilik yıllarında sadece üç papazın ders verdiği  Sn. Joseph’e…

Ecevit’in okuduğu Robert Koleji’ne… 

Çalıkuşu romanında da adı geçen ve Mine Kırıkkanat gibi sayısız çağdaş(!) hanımefendiyi yetiştirmekle övünen, “Filles de la Charite” (Merhametin Kızları) rahibeleri tarafından kurulan Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’ne, bugüne kadar tek kem söz etmediler!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

mustafaa

kılıçtaroğlu kimseye hakaret etmediki ..
  • Yanıtla

A yolcu

Çok kullanışlı
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23