--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Laikçilerin yegâne zırhı, annelerinin örtüsü!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
25

YÖK eski başkanlarından Erdoğan Teziç, üniversitelerde uyguladığı başörtüsü yasağını savunmak için, “Benim annem mütedeyyindi, başörtülüydü” demişti.

Şimdilerde Sözcü gazetesinde kalem oynatan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden ise sırf başörtüsünün İslamiyet ile hiçbir ilgisinin olmadığını söyleyebilmek için, “Benim annemin de başı örtülü” zırhına bürünmüştü.

367 garabetinin mucidi olan ve AK Parti’deki başörtülü kurucuların üyelikten çıkarılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da, “Benim annem de başörtülü” deme pişkinliğinde bulunmuştu.

Yargıtay eski Başkanı Eraslan Özkaya, ‘‘Kamusal alan olan mahkeme salonuna siyasal bir simge olan türbanla girilemez” dedikten sonra, “Annem de başörtülü” söyleminin arkasına sığınmıştı.

Başörtüsüne özgürlük getiren Anayasa değişikliği için yapılan tarihi oylama 411 oyla Meclis’ten geçtikten sonra Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Hürriyet gazetesinde, “411 el kaosa kalktı” manşetini atan ve 28 Şubat sürecinde vesayetçilerin borazanlığını yapan Ertuğrul Özkök de  “Annem başörtülüydü” diyenlerden...

Küçük yaşta annesini kaybettiği için “öksüz” kalan ve babasının evlendiği bir Ermeni kadın tarafından büyütülen Bekir Coşkun da her başı sıkıştığında “ikiyüzlülük” edip; “Benim ablamın ve annemin başı örtülü. Benim ailemde bir sürü türbanlı var” diyerek, kıvırmanın yollarını aradı.

Uzun yıllar başörtüsüne karşı amansız bir mücadele veren Radikal gazetesinde çalışan Cüneyt Özdemir de, “Ben dindar bir ailede büyümüş, annesinin başı örtülü olan bir gazeteciyim” diyenler arasında yer alıyor.

İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak da, “Annemiz ve ablalarımız gibi başını bağlayan Anadolu kadınının gerçek örtüsü olan başörtüsüne kimsenin söyleyeceği bir şey yoktur. Kimse de söylemez” dedikten sonra başörtüsüne “siyasi simge” iftirası atmıştı.

Başörtülülere “Nankör köpek” diye küfreden CHP Tekirdağ Gençlik Kolları Başkanı Önay Taşdelen de, “Benim annem de başörtülü” diyerek, rezaletini perdelemeye çalışmıştı.

Bir ara “Prof” diye pazarlanan, sonrasında ise alelade bir “kütüphane çalışanı” olduğu ortaya çıkan Muazzez İlmiye Çığ ise, “Başörtüsünü Sümerli tapınak fahişeleri kullanırdı” dedikten çok sonraları annesinin de örtülü olduğu itiraf etmişti.

86’sında bikini giyip kamera önüne çıkan, “Benim için dünyaya inmiş son kitap Nutuk’tur” diyen, “papaz okulu” Robert Koleji mezunu Gülriz Sururi de; “Başörtüsü takmak, üşürken bere giymek ya da kalpak giymek gibi bir şeydi” demeden önce, büyükannesinin başörtüsünden bahsetmişti.

Başörtülülere kan kusturan 28 Şubat’ın ceberut paşalarından Çevik Bir bile “Darbeyi ben yapmadım, İsmail Hakkı Karadayı yaptı” diyebilmek için “Benim annem de türbanlıydı” mavalını okumuştu.

Sadede gelecek olursak…

Türkiye’de bir laikçi, eğer Müslümanların kutsalına küfretmeyi kafasına koymuşsa, önce annesinin örtüsünden, babaannesinin seccadesinden bahseder, sonra da gözümüzün içine baka baka mukaddesatımıza küfrederdi.

İşte bu ‘Eski Türkiye artığı” fosilleşmiş kafanın son temsilcilerinden biri olan Müjdat Gezen de yaklaşık bir asırdan beri kesintisiz şekilde Müslümanlara küfreden Cumhuriyet gazete(!)sinde yazdığı ilk yazısında, annesinin seccadesinden bahsetti. Bununla yetinmedi.

Çocukluğunun, Fatih’teki Hırka-i Şerif’te geçtiği, iki camilerinin olduğunu anlattı.

Tam da mukaddes çağrının evrensel dili olan Ezan-ı Muhammedî’nin Arapça olarak okunmasının yasaklanışının 90. yıldönümüne denk gelen yazıda, Arapça ezan yasağı, CHP’nin tek parti diktatörlüğü döneminde uygulanmamış ve tam 18 yıl sürmemiş gibi, Ezan-ı Muhammedi’yi duvardaki bir kişinin resmine borçlu olduğumuzu söyledi.

Eğer resimdeki kişi, 16 Haziran 1950’de ezanı aslına rücu ettiren ve bu hamlesinin bedelini 27 Mayıs darbesinin ardından canı ile ödeyen Adnan Menderes ise eyvallah…

Değilse çok fena..  Zira aksi bir iddia, hezeyandan öteye gitmez!..

Bu arada, unutmadan hatırlatalım…

Kaleme aldığı ilk yazısında dine saygılıymış görüntüsü çizen Müjdat Gezen, kendi ifadesiyle, laikçi azgınların “baş yol gösterenlerinden” birisidir.

Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han’ın torunu, evli ve anne olan Nilhan Osmanoğlu’nun iffetine dil uzatacak kadar pespayeleşmiştir…

Şakşakçıları tarafından “usta sanatçı” diye pazarlansa da  “dümbelekçi” tiplemesi Darbukatör Bayram ile özdeşleşen…

Sahnelediği “Muzurevi” adlı oyunu çalıntı olduğu Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce tescillenen…

Ev arkadaşı olan ateist yazar Aziz Nesin bile gördüğünde; “Rezalet, sakın yayınlama bunu” dediği halde, kauçuk maskelerle “Homoti” adlı sapkın uzaylı homo filmi çeken…

Henüz 10-12 yaşındayken, hastalanan ilkokul öğretmeni yerine geçici olarak derslerine giren “Kadriye Hanım” adlı öğretmenine asılan…

Kendisinden 22 yaş küçük olan ve kendi ifadesiyle “hısmım” dediği Leyla Hanımla evlenmek istediğinde, annesinin; ‘‘Terbiyesiz, sen sübyancı mısın?’’ tepkisiyle karşılaşacak kadar problemli biri olan Müjdat Gezen, her ne kadar, “Annem ölene dek namaz kıldı. Benim dedem müderris ve hacı idi” dese de… 

Hayatı boyunca samimi Müslümanların hasımı oldu.

Ümmetin çocuklarına ‘kindar nesil’ diyecek kadar bayağılaşan Gezen, “başörtülü bir hâkime kendimi yargılattırmam” diyerek, yıllar önce aslında kim olduğunu çok iyi özetledi!.

 

Yorumlar

(25)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mahmut

4 Şubat 2022 01:39

Atatürk’ü çok seviyoruz

Mahmut’a Cevap

20 Ağustos 2023 01:49

Ee napam sen de haydar gibi boş yapıyon knk :)

Zahar

4 Şubat 2022 00:35

Samsun ayakta, samsunlu vatan severler ayakta...bu size kapak olsun

Rahaz

20 Ağustos 2023 01:51

Tutmayın zaharı :) tımam knk vatanseversin :)

JALE ÖZSOY

3 Şubat 2022 22:03

İNSANLARI ŞUCU BUCU LAİKCİ BİLMEMNECİ DİYE AYIRMAYIN BÖLMEYİN LÜTFEN.  

Jalelololo

20 Ağustos 2023 01:48

Oha laikçiler roplanmış :)

War

3 Şubat 2022 20:48

Evet bizlerin annelerinin başını inanç örtüyor....sizinkiletin başını amerika ıngiltere..

haydar önal

3 Şubat 2022 20:08

Asimin nesli rumuzlu sevgili kardeşim Mehmet Akif Ersoyun yazdığı bu şiir vatan evlatların vatan uğruna canlarını verirken vatan hainlerinden bahsetmekte,bilgi yetersizliği olan sayın Zekeriya Say bu vatan hazinelerini Laikçi diye tanımlamakta,bu kişilere vatan haini diyemiyor onun yerine laikçi diyor neden milleti bir birine düşürmek için yani bir projenin unsuru. Aklımızı başımıza toplayalım şu uyur düşman uyumaz 

Haydar Haydar

20 Ağustos 2023 01:53

Güzel salladın knk :) Yalnız zekeriya bey haklı :) bu arada vatan hazineleri dediklerin sayesinde AKP’nin oyu arttı :) Laikçiye laikçi denir knk :) laikliğinle kal knk :)

Asım,ın nesli

3 Şubat 2022 17:24

Evet Haydar Haydar çok haklısın, laiklik olmasa açı'mızdan ölürdük, iyi ki laiklik var yoksa karnımızı neyle doyururduk dimi ???

Ahmet YAHYA

3 Şubat 2022 15:49

Allah razı olsun. Şimdiye kadar neden yazmadınız,mahrum kalmışız.Kolay gelsin.Rabbim kem gözlerden korusun.Kalemine de güç kuvvet versin

Tunç

3 Şubat 2022 15:16

Laikçi zorbaların ve küfür yobazlarının İslama, Kurana, Müslümana saygıları yok, anladık. Ama başörtülü, namaz kılan annesine, kızkardeşine, büyüklerine de saygısı yok.

LİYA SILVER

3 Şubat 2022 14:01

BAŞÖRTÜSÜNE KIMSENIN BİR ITIRAZI YOK .İTİRAZ EDILEN ŞEY SIKMABAŞ DİYE TABIR EDİLEN ARKADAN TOPUZ GİBİ BİRŞEY KONUYOR 50 TANE TOPLUİĞNE İLE BAŞORTÜSUNUN ALTINDA TÜRBAN GİBİ SIKI BİR BEZ PARCASI YANİ SEMBOL GİBI BIRŞEY .YOKSA YILLARDIR ANADOLUDA ALTTAN BAGLANAN BASORTÜSÜ HERKESİN ANNESİ NINESİ BABANESINDE VARDI.

haydar önal

3 Şubat 2022 13:17

Eğer Atatürk Laik rejimi kurmasaydi bu gün halimiz ne olurdu bunu düşün.  

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle