Ermenistan’la maçımız kolay kolay bitmez!
Amerika’da nerede ise her seçim döneminde ısıtılıp gündeme getirilen sözde “Ermeni soykırımı” iddiaları önce Temsilciler Meclisi’nin yetkili Alt Komitesi, sonra ABD Kongresi’nin üst kanadı olan Senato’da, son olarak da ABD Başkanı tarafından tanındı. Bakalım seneye nereleriyle tanıyacaklar. Temeli masum milletlerin kanı üzerine atılan Amerika, hangi iddiayı tanırsa tanısın, gerçekler hep ecdadımızın hiçbir zaman soykırım gibi insanlık dışı bir uygulaması olmadığını gösterecek. Ayrıca, soykırımı yasaklayan bir dinin mensuplarına atılan bu çamurun da izi asla tutmayacak.
İlk kez, “Mavi Kitap” adıyla anılan, 1916’da İngiliz hükümeti tarafından yayımlanan ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yapılan Muamele’ adlı kitapta yer alan “soykırım” iftirası asla ispatlanamayacak, asılsız bir iddiadır. Türkleri, insanlıktan nasibini almamış, her türlü kötülüğe meyilli, kana susamış, vicdan ve merhamet duyguları körelmiş bir varlık olarak gösterme çabaları beyhudedir.
•
Prof. Dr. Stefanos Yerasimos, yıllar önce verdiği bir konferansta, Ermenilerin, tıpkı HDPKK gibi doğudaki 6 vilayette özerklik istediklerini bu vilayetleri birleştirerek vilayet meclisi kurmayı planladıklarını söylemişti. Böylece “bağımsızlık hareketi” başlatacaklardı.
Hasılı, Hendek operasyonlarında PKK’lıların başına ne geldiyse, yıllar evvel aynısını Ermeniler yaşadı. Silah sıkanlar bunun bedelini ziyadesiyle ödedi. Türk ordusunu arkadan vuran, birliklerin harekâtını engelleyen, ikmal yollarını kesen, yaralı konvoylarını pusuya düşürenlerden, yaptıkları alçaklığın hesabı soruldu o kadar.
O nedenle, birkaç kanı bozuk Taşnak ve Hınçak komitacı yüzünden Türkiye’ye “soykırımcı” iftirası atanlar, olsa olsa Taşnak artığıdır, o kadar.
O yüzden, CHP’li Kemal Derviş’in, Fransız Le Monde gazetesine verdiği bir demeçte “soykırım” yerine “kıyım” demesinin…
Orhan Pamuk’un “Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü” açıklamasının…
Almanya’daki evinin terasında uyuşturucu yetiştiren kafası dumanlı Cem Özdemir’in, siyah cüppeli Ermeni papazın elini öpüp, “Acılarınızı paylaşmaya geldim” demesinin, bu ülkenin asli unsurlarının nazarında pek bir ehemmiyeti olduğunu sanmıyorum.
O yüzden, bir oturuşta bir domuzun yarısından fazlasını yemekle övünen Canan Kaftancıoğlu’nun ne dediğini umursamıyorum bile.
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCharty’nin yıllar önce Türk halkına yönelik yaptığı, “Babanıza katil dedirtmeyin” uyarısına uygun hareket etmeye çalışıyorum, o kadar.
•
Tevafuk bu ya!..
106 yıl önce, rahat durmayan Ermeni çetelerin yurtdışına sürüldüğü gün olan ve diaspora tarafından sözde “soykırım” günü olarak nitelendirilen 24 Nisan’da, Fransa’da yaşanan bir olay, adeta Ermenilerin ne mal olduklarını ispatlar nitelikteydi.
Önceki gün Fransa’nın Saint-Die-Des-Vosges kentinde gerçekleşen olayda, bir Ermeninin, Türk ailenin oğlunun üzerine araba sürmesiyle başlayan olaylar sonrası, 40 kişilik Ermeni grup, gurbetçi ailenin evine girerek, saldırı gerçekleştirdi. Bu ibretlik olayla ilgili haberlere göz atarken, aklıma; Ermenilerle ilgili kitaplar kaleme alan ABD’li emekli hakim Sam Weems’in sözleri geldi. Weems, tarihi belgelere dayandırdığı sözlerinde, ‘Ermenilerin tarihi iddiaları gibi dinleri de sahte’ diyerek, Ermenilerin “komşunu kendin gibi sev” kuralını sürekli çiğnendiklerini söylemişti. Ermenilerin, komşularına karşı daima kin beslediklerini ifade eden Weems, “her fırsatta hücum ettiler, hunharca kesmekten geri durmadılar” demişti.
Sonra da bütün bunları “Ermeniler kesiliyor” diye dünyaya yutturduklarını iddia etmişti. 2005 yılında, tam 110 yaşındayken, “Ermeniler babamın gözünü bıçakla oydular” diyen Sona Cıyrıklı’nın canlı tanıklığı, Weems’in anlattıklarıyla örtüşüyordu. Hakeza, 200 yıl önce Osmanlı döneminde, bugünkü Ermenistan arazisinde yaşayan insanların hemen hemen tamamı Müslüman Türk iken, bugün Ermenistan’da Müslüman nüfusun sıfır oluşu, Ermenilerin komşuluk ilişkileri(!) hakkında yeterince aydınlatıcı olmuştur diye düşünüyorum. Ermeniler, yalnızca Müslüman komşularına zulmetmediler.
Dindaşları, Süryanileri de öldürdüler. Dönemin Süryânî-i Kadim Patrik Vekili Serpiskopos Buls’un, 26 Aralık 1895’te padişaha gönderdiği dilekçede, Anadolu’daki Ermeni teröristlerinin Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Urfa sancaklarında oturan Süryani nüfusa yönelik katliamları detaylarıyla anlatılıyor.
•
HDP’lileri saymazsak, bugüne kadar Ermenilerle temas kurup da memnun kalan bir tek Abdullah Gül var sanırım. Eski Cumhurbaşkanı Gül, mevkidaşı Serj Sarkisyan’ın davetlisi olarak futbol milli takımımızın maçını izlemek için Ermenistan’a gitmişti.
Dönüşte, “ANA” uçağında sohbet ettiği gazetecilere, “yakın ilgiden duyduğu memnuniyeti” ballandıra ballandıra anlatmıştı. Gül’ün İngiltere’de iken kilisede namaz kılmasının bu muhabbette etkisi olmuş mudur bilinmez ama aynı Sarkisyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aynı ilgiyi göstermemişti. Erdoğan’ın, Çanakkale Savaşı’nı anma törenlerine katılım davetini iki kez reddeden Sarkisyan, bu daveti “dar görüşlü, boş ve alaycı hamle olarak değerlendirerek” büyük bir küstahlığa imza atmıştı.
Özetle!
Cumhurbaşkanı Erdoğan veya onun gibi milli liderler iktidarda oldukça, her 24 Nisan’da, biz Ermeni yalanlarını konuşmaya devam edeceğiz. Lakin “Hepimiz Ermeni’yiz” tayfasından biri iktidara gelirse işte o zaman seyreyle cümbüşü!







