• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI

Elçiler sussa beslemeleri susmaz!

28 Ekim 2021


Zekeriya Say İletişim: [email protected]

Cumhuriyet Türkiyesi’nde ilk Milli Eğitim Bakanlığı’na bir sünnetçinin getirilmesiyle önü kesilen eğitim sistemimiz, “terbiye” kelimesi yerine de “eğmek”, “bükmek” kökünden türetilen “eğitim” kavramı ile ifade edilmeye başlandı. Yani, Cumhuriyet’le birlikte öğrencileri terbiye etmek yerine artık eğip büküyoruz.

Bu eğip bükme işlemi yalnızca öğrencilerimizle de sınırlı değil, bizatihi eğitim sistemimiz eğilip bükülüyor. 1946’da ABD’li senatör William Fulbright’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu bir kanun teklifiyle başlatılan ve 27 Aralık 1947’de, İsmet İnönü döneminde imzalanan “Fulbright Antlaşması” yüzünden eğitim sistemimiz 74 yıldır dış güçler tarafından şekilden şekle sokuluyor. Asıl adı, “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Antlaşma” olan ve “Gölge Milli Eğitim Bakanlığı” gibi hareket ederek Türk milletine “ezberciliği” dayatan Fulbright komisyonu, İmam Hatipler de dâhil ilkokuldan liseye kadar tüm eğitim müfredatımıza karışabiliyor. Öte yandan; Türkiye’de şimdiye kadar 6 binden fazla öğrencinin de Fulbrigt bursu aldığı iddia ediliyor. 2010 yılına kadar yalnızca Ankara, İstanbul ve İzmir’e burs veren komisyon, 2011’den sonra Samsun’dan Elazığ’a, Gaziantep’ten Kırklareli’ye kadar birçok ile burs verdi. Burslar yüksek lisans ve doktora seviyesindeki öğrencilere verilirken, burslara başvuracak öğrencilerin 30 yaşın altında olmaları, çok iyi derecede İngilizce bilmeleri, sağlıklı olmaları ve not ortalamalarının 4 üzerinden en az 3 olması gerekiyor.

Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Necip Hablemitoğlu’nun vefatının ertesi günü, Habletmitoğlu ile yazışmalarını yayınlamıştı. Hablemitoğlu tarafından Eymür’e gönderilen 01 Aralık 2000 tarihli e-postada, “Türkiye’nin bir casus cenneti olduğu ve ABD, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin casus-etki ajanı bulmak için Fulbright, Konrad Adenauer, Heinrich Böll” gibi vakıfları kullandıkları ifade ediliyordu.

“Barış Gönüllüsü” kılıfıyla Türkiye’ye gelen ve ODTÜ’de görev alan CIA elemanı Robert Finn’in…

“Türkiye-ABD ilişkileri iyi gitmeyecek”  diyen Dr. Joshua W. Walker’ın…

“Irak’ın Bond’u” olarak bilinen, çok iyi Türkçe konuşan, Irak ve terör uzmanı, Müslümanları “Selamünaleyküm” diyerek selamlayan, Hz. Muhammed’in ismini “SAV” ifadesini ekleyerek anan ve “Frank” takma ismini kullanan ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone’nin Fulbright bursiyeri oluşu..

Şimdilerde Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nde koltuk peşinde koşan dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan tarafından yeni açılan üniversitelere görevlendirilen 54 ABD’li İngilizce Öğretim Elemanı asistanın bazılarının maaşını Fulbright Komisyonu’nun ödemesi ve Rachel Smith ile Hayfa Aboukier adlı okutmanların “ajan” oldukları yönünde çıkan söylentiler…

Fulbright bursiyerleri hakkında Türk halkını yeterince fikir sahibi yapmıştı.

Öte yandan, Süleyman Demirel’in, “Fulbrigt Ecevit” lakaplı Bülent Ecevit’in, başörtülülere yönelik zulmüyle hatırladığımız Kemal Gürüz ile 15 Temmuz gecesi nerede olduğunu hâlâ açıklamayan Ali Babacan’ın da aralarında olduğu 6 bin Fulbright’lının tümünü “CIA ajanı” ilan etmek gibi bir bühtanda bulunmayacağım gibi tüm bursiyerlerin de masum olmadığı kanaatindeyim..

Örneğin, 8 yıllık kesintisiz eğitim aleyhine 1997’de Ankara’da yapılan yürüyüşte protestoculara Atatürk resmi göstererek provokasyon peşinde koşan ve Deniz Baykal ile cuntacıların takdirini kazanan Chantal Zakari ismi bana pek masum gelmiyor.

Ya da, “Kitleleri etkilemek istiyorsanız çok büyük bir yalan söyleyin” diyerek zaten yeterince yalan söyleyen CHP’lilere daha büyük yalanlar söylemeyi salık veren Sunucu Sedef Kabaş’ın  Fulbright bursuyla Boston Üniversitesi’nde okuyup ardından CNN International’da çalışan ilk Türk payesini almasını, salt yüksek not ortalamasıyla izah etmeyi aklım almıyor.

Üstelik..

1977 yılında resmen yasaklanmasına rağmen 1996 yılında Senato Entelijans Komitesi’nde verdiği ifadede, Amerikan vatandaşlarına yönelik tehditlerin sözkonusu olduğu durumlarda gazetecilerin kullanılabileceğini ya da CIA ajanlarının basın mensubu olarak kendilerini gizleyebileceklerini söyleyen dönemin CIA Başkanı John Deutsch’un itirafı ortadayken… 

Özetleyecek olursak…

“Gölge Milli Eğitim Bakanlığı” gibi hareket eden ve Türk milletine “ezberciliği” dayatan Fulbright komisyonu 4’ü Türk, 4’ü ABD’li olmak üzere 8 üyeden oluşuyor.

Bu 4 üye ise genelde CIA ajanlarından oluşuyor.

Komisyon başkanlığını ise ABD’nin Türkiye’deki Büyükelçisi üstleniyor.

Üstelik herhangi bir anlaşmazlık veya eşitlik durumunda ise ABD Büyükelçisinin verdiği karar geçerli oluyor. CHP tarafından milletin başına musallat edilen Fulbright belası oracıkta dururken, siz istediğiniz kadar ABD’nin kuyruğuna takılan Batılı ülkenin büyükelçilerine geri adım attırın. Bu elbette yadsınamaz bir diplomatik başarıdır ama elçiyi sustursanız bile beslemesi susmayacaktır.

Nitekim susmadılar da…

Bu arada…

İngiliz diplomat Sir Henry Wotton; elçileri, “Ülkesinin çıkarlarını savunmak için yalan söylemek üzere dışarıya gönderilen adam’’ diye tarif ediyor. Acaba Wotton, CHP’lilere yalan söylemeyi öğreten Londra doğumlu Sedef Kabaş ile akraba olabilir mi?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ilyas

Ellerine sağlık kalemine kuvvet Zekeriya efendi
  • Yanıtla

muhalefet

zekeriya kardeş bizde derlerki;elin ekmeğini yiyen elin gemini(düven)sürer bunların içinden 1 iki tane çıkar çıkmaz lafabakılmaz ayinesidir kişinin işi imam hatipte okurken bir arkadaşımın abisine (imam hatipli oda)rotari kulübü dedikleri klupten üyelik teklifi gelmişti gördüğümüz kadarıyla öyle fazla kafası basan biriside değildi
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23