Davutoğlu ile Babacan’ın “dik” duruşu…
Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan…
Egosu Kaf Dağı’ndan büyük bu iki isim, Başkan Erdoğan’ın CHP’li Muharrem İnce’yi sandığa gömdüğü 24 Haziran 2018 seçimlerinin ertesinde, endemik bitkileri incelemek ve doğanın tadını çıkarmak için tatile gittikleri Kaz Dağları’nda, “yeni partileri” için “ilk tohumu” atmışlardı.
Bu ikili, Antik Yunan’daki ismi “İda Dağı” olan Kaz Dağları’nı özellikle tercih etmişlerdi.
Çünkü Zeus, babası Kronos’u bu dağda yenerek “evreni yönetmeye” başlamıştı.
“Kibir abidesi” bu abilerimiz, önce kendi aralarında uzlaşamadı.
Ayrı ayrı parti kurarak, iktidar rüyaları görmeye başladı.
Fakat!..
“Esselamun Aleyküm derim, bütün Anadolu’yu ayağa kaldırırım” diyerek, kendilerini dev aynasında gören ve tek başına iktidar hayali kuran bu ikili…
Yüzde 1’i bile aşamadıkları anket sonuçları, gittikleri şehirlerde teveccüh görmemeleri, vatandaştan; “sizi davar çobanı tutan olmazdı” şeklindeki fırça yemeleri sonrası, soluğu yıllarca “düşman belledikleri” CHP’nin kapısında aldı.
Mesela, bizim yıllarca “Hoca” diyerek baş tacı ettiğimiz Ahmet Davutoğlu, kendisi için “ahlaki değerleri gelişmemiş” diyen Kemal Kılıçdaroğlu ile bir olup, bugün Başkan Erdoğan’ı iktidardan alaşağı etme hayali kuruyor.
Babacan’ın durumu ise daha fena..
AK Parti’nin “altın çocuğu” olarak girdiği siyasette, Başkan Erdoğan sayesinde, rüyasında dahi göremeyeceği koltuklara oturan Ali Babacan şimdilerde; 2003 yılında imzaladığı ve yürürlüğe bile girmeyen “Dubai Anlaşması” yüzünden kendisini “vatana ihanet”le suçlayan, “Bunun sonu Yüce Divan’dır. Ve oraya gidecektir” diye tehdit eden ve “Bu ülkeye ihanet edeni sevmiyoruz” sözleriyle kendisi sevmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu ile “can ciğer kuzu sarması” kıvamında…
Kendileri de bu samimiyeti, “Aynı pencereden bakıyoruz ve “yüzde 99 uyumluyuz” sözleriyle doğruluyor.
Kemal Kılıçdaroğlu geçmişteki onca hakarete rağmen, son olarak 3 Aralık’ta düzenlediği vizyon belgesinde;
“Ülke söz konusu olduğunda ideolojik farklılık teferruattır” diyerek, bir defa daha aralarındaki uyuma dikkat çekti.
Yetmedi!..
“Ahmet Bey birikimlidir”, “Ali Bey’i dünya biliyor” diyerek, ortaklarına yıkama yağlama çekti.
Sonra da bombayı patlattı.
Türkiye’yi sözde krizden çıkaracağını iddia ettiği vizyon kadrosunun başına ABD’li Yahudi Jeremy Rifkin’i getirerek, henüz seçim bile olmamışken, “Dünya biliyor” dediği Babacan ile “Birikimlidir” sözleriyle övgüye boğduğu Davutoğlu’nu ıskartaya çıkardı.
Alınganlığıyla tanıdığımız Davutoğlu, olan biten karşısında derin bir sessizliğe bürünürken…
CHP’lilerce, sözde “Türkiye’ye umut olacak” şeklinde pazarlanan ve Türkiye’yi küresel emperyalistlerin lejyonerlerine teslim etmeyi amaçlayan Kılıçdaroğlu’nun “İkinci Yüzyıla Çağrı” adlı vizyon belgesi ile ilgili tek kelime etmeyen Babacan…
Önceki gün, “Masanın dış politikası da ekonomi politikası da ortak” açıklamasında bulunarak vaziyeti idare etmeye çalıştı.
Yetmedi…
“Partiye, kimliğe bakmadan fakirin yanında olacağız” diyerek, olası bir zillet iktidarında, ekonomi konusunda söz sahibi olacağını ima etti.
•
Derken!..
Geçmişin “Altın çocuğu” Ali Babacan, bu kez İP lideri Meral Akşener’e yönelik bir iddia ile bozuk para gibi harcandı.
Söylentiye göre, partisinde;
IMF yetkilileriyle kapalı kapılar arkasında iş çeviren Durmuş Yılmaz…
Ziraat Bankası’ndan aldığı 36 milyon dolar krediyi ödemeyen “küfürbaz” Lütfü Türkkan…
Mansur Yavaş yönetimindeki ABB’den 107 milyon 29 bin liralık ihale kapan Bedri Yaşar gibi isimleri barındıran..
Ve!
“Diyet borcu” olarak CHP’li belediyelere yandaşlarını dolduran Meral Akşener’in, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, “ortak adaylığını” onaylamak için, “Ekonomi yönetiminin İyi Parti’ye verilmesi” şartı koştuğu iddia edildi.
•
Tabii…
Bugüne kadar içine düştükleri her zorlu süreçten Başkan Erdoğan’ın dirayetli duruşu sayesinde kurtulan, buna rağmen kendilerini dev aynasında görerek yanlarında aldıkları şişik egolarıyla liderlik hayali kuran Davutoğlu ile Babacan’ın, henüz daha yolun başında harcandığını…
Buna rağmen, “gık”larını çıkarmayıp, 6’lı masadan kalkmadığını görünce aklıma çok ilginç bulduğum bir söz geldi.
Azılı bir Türkiye düşmanı ve iflah olmaz bir PKK elebaşı Abdullah Öcalan sevdalısı olan İtalyan yazar Dario Fo..
Kendisi gibi tercihlerinden dolayı hüsrana uğradıkları halde hâlâ başını dik tutmaya çalışan insanları şöyle tarif etmişti:
“Boğazımıza kadar pisliğe battık, işte bu nedenle başımız dimdik yürüyoruz!”
•
Özetle…
“Zillet çukuruna” bilerek ve isteyerek düşen Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu da tüm olan biteni gördükleri halde, akıllarınca hâlâ başlarını dik tutuyorlar.
Fakat ne hissettiklerini hepimiz biliyoruz!







