--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayıp ettin hâkim amca!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
13

Adıyaman’ın Tut İlçesi’nde doğdu. 

Babasıyla ortak manifaturacılık yapan amcası, “İlkokuldan sonra bir eşek alırız, oduna gider gelir” diye düşünüyordu. “Amcamdan daha ileri görüşlüydü” dediği annesi sayesinde okudu.

Askerlikten sonra kaymakam adayı olarak çalışırken hâkim olmaya karar verdi. Uzun yıllar ağır ceza hâkimi olarak çalıştı. Derken, Ankara 2 No’lu DGM başkanlığına kadar yükseldi.

Makamı yükselse de “mağdur edebiyatı”ndan vazgeçmiyordu.

Duruşma sırasında izleyici ve avukatlardan azıcık tepki yükselse, “Bizim elimizden bir şey gelmiyor” dercesine, “Siz bizim yerimizde olsaydınız bizi anlardınız” diyerek çaresizliğini dile getirip, yargı üzerinde baskı olduğu izlenimi uyandırıyordu.

43 yıl hâkimlik yapmasına rağmen kooperatifle ancak bir ev sahibi olabildiğinden dem vuruyor, otomobili ve yazlığı olmadığı için kendisini yoksul gösteriyordu.

Sıra mütedeyyinleri yargılamaya gelince de o mağdur adam gidiyor, yerini ceberut bir hâkim geliyordu. 

Sincan Davası’nda, “Kudüs Gecesi’nin düzenlenmesine katkıda bulundukları” gerekçesiyle dönemin Sincan eski Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve 10 sanığı Hamas ve Hizbullah’a üye” olmak suçlamasıyla yargıladı. Emniyet ve MİT’ten gelen “Böyle bir bağlantıları yok” şeklindeki yazıya rağmen Bekir Yıldız’ı 4 yıl 7 ay, gazeteci Nurettin Şirin’i ise 17 yıl 6 ay ağır hapse mahkûm eden karara imza attı.

Cumhuriyet tarihinde yazdığı bir kitaptan dolayı yargılanan ilk milletvekili olan Hasan Hüseyin Ceylan’ın “Ayasofya İhaneti” adlı kitabının bilimsel ve akademik bir eser olup olmadığının tespiti için bilirkişi atanmasını isteyen Ceylan’ın avukatına, “Bilirkişiye gerek yoktur mahkememiz bilirkişiden daha iyi bilir” şeklinde cevap verdi.

28 Şubat sürecinde, “laik devlet düzenini yıkmak için irticai örgüt kurma” gerekçesiyle yargıladığı doktora ve salonda bulunan yakınlarına sert bir ses tonuyla, “Rejimi beğenmiyorsanız, Suudi Arabistan’a, Taliban’a, İran’a gidin. Özgürlük batıyor mu size?” şeklinde çıkışan da oydu.

Derken…

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ı İmralı’da yargılayan mahkemenin başkanlığına getirildi.

DGM’nin soğuk salonlarında mütedeyyinleri azarlayan hâkim gitmiş, yerine Apo’ya ifadesini oturarak verdirebilecek, sanık avukatlarına yer gösterecek kadar müşfik bir hâkim geldi.

Kâh!

PKK’nın katlettiği 35 bin kişiden bir tanesinin acılı annesinin avukatının,

“Apo’dan, Ermeni asıllı olup olmadığının sorulmasını talep ediyorum” şeklindeki isteğini tersleyerek reddediyor…

Kâh!

Öcalan’a sitem edenlere karşı “Bir daha böyle davranırsanız sizi duruşma salonundan dışarı attırırım” diyerek celalleniyordu.

57 gün süren yargılamanın ardından Öcalan’a verilen idam cezası sonrası herkes ondan kalemini kırmasını beklerken, oralı bile olmadı.

Karardan sonra kalemi kırmamanın anlamını soran gazeteciye, “yok” cevabını verdi. 

Daha da sıkıştırılınca, “Kırmadım çünkü kalem benim değildi” diyerek baskıları geçiştirmeye çalıştı. Hâlbuki “ödünç” dediği kalemi imza sonrası TGRT Muhabiri almış ana haber bülteninde tüm Türkiye’ye göstermişti.

*

Apo’ya verilen idam kararının ardından hâkim beye garip bir haller oldu.

“Ölüm cezası vermek iyi bir şey değil. Ben şahsen ölüm cezasına karşıyım” demeye başladı. Sonra, “Öcalan için acele etmeyin” diyerek “İdam kararı kaldırılmalı” çağrısında bulundu.

Bu söylemlerin ardından kendisine, “Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?” sorusu yönelince de, “Faydalı olabileceğime inanırsam, aday olurum” şeklinde tevazuyla karışık kibir dolu cevaplar verdi.

Kimse adaylık teklifinde bulunmayınca, o da tek tek partilerin kapısını çalmaya başladı.

Öcalan davasından sonra seçildiği Yargıtay üyeliğinden emekliye ayrılarak, CHP’de siyaset yapmak istese de… CHP, “Kürtleri küstürürüz” diyerek kendisini istemediğini açıkladı.

Ardından, MHP’ye yaptığı başvuru Devlet Bey tarafından uygun bulunmadı. 

Son çare olarak Ankara Hukuk Fakültesi’nden sınıf arkadaşı olan Doğu Perinçek’in partisine katılarak, milletvekili adayı oldu. Seçimde havasını alınca da haliyle unutulup gitti.

Ondan sonra arada Saygı Öztürk’e konuşup kendisini hatırlatmaya çalışsa da verdiği röportajlar, “Otobüs durağındaki Ağır Ceza Reisi” başlığından öteye gidemedi.

Derken…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayak tırnaklarını kaybettiği sözde “adalet yürüyüşü” için “dünya adalet tarihine geçecek bir yürüyüştür” dediğinde, aklının hâlâ siyasette kaldığını anladım. 

Yanılmadığımı, önceki gün yine kendisini hatırlayan tek kişi olan Saygı Öztürk’e konuştuğunda gördüm.

80’i deviren amcamız, “Yönetenlerin tek amacı yandaşı zenginleştirme” gibi devlete hizmet etmiş birine yakışmayacak laflar etmiş.

Tabii bu ifadeleri görünce, emekli hâkim amcamızın bir özelliği daha olduğunu fark ettim.

Zira!

Apo’ya verdiği idam kararının ardından PKK’lılar tarafından sürekli tehdit edildiği halde, dönemin Ecevit hükümeti, ona tahsis ettiği Renault Toros marka tek koruma otomobilinin iadesini istemişti. 

İşte o cafcaflı dönemde altındaki koruma aracı alınan hâkim amcamız, şimdilerde hastaneye giderken, “tek amacı yandaşı zenginleştirme” diye iftira attığı Erdoğan iktidarının tahsis ettiği makam aracını kullanıyormuş..

Bu arada.. İsim vermeyi unuttum değil mi?

Değmez ama merak edenler için yazayım:

O kişi M. Turgut Okyay.

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bekir [email protected] g

23 Temmuz 2021 00:31

Günün birinde bir padişah hakkında ileri geri iftira atan bir şahıs padişahın huzuruna alınır padişah sorar benim için bunları şunları söylemişsin.soyledinmi. Evet söyledim padişahım der... Peki bunlar doğrumu ispatla denir.Oyle söylüyorlar bende söyledim ...der.

Kafkas

18 Haziran 2021 14:07

Sabırla yazıyı sonuna kadar okudum,kim olduğunu sonuna kadar anlayamamıştım ama sonunda adı yazılınca bile,kim di bu ya?demedim değil

Adile

10 Haziran 2021 14:16

Ellerinize sağlık, çok anlamlı bir yazı olmuş. Bize geçmişi unutmamamız gerektiğini hatırlattınız.

M. Arpacı

10 Haziran 2021 13:37

Ayıp da millete zulüm de edebilirler. Arkalarına İslami günlük hayattan silme amaçlı laikliği almışlar. 

Fenerli

10 Haziran 2021 12:02

Bence sayın Erdoğan'ın en büyük yanlışı bu ve bunun gibilere çok fazla değer vermesi

Ömer

10 Haziran 2021 11:13

Neden böylelerine araç tahsis ediliyor . Günah değil mi milletin parasına . Emekli olmuş gitmiş . Ne desem bilmem ki .

Adnan

10 Haziran 2021 10:30

Yazın bu şeref yoksunu 100 yaşınada gelse vatan hainliklerinden vaz geçmiyen bunakları kardeşim

veli

10 Haziran 2021 10:27

Vay seref yoksunu!

Kasım

10 Haziran 2021 08:03

Her hakim, savcıya hizmet arabası tahsis edersek iflas ederiz. Takavit hakim ne yapacak arabayı? Otursun, yatsın evinde. Devlet vergileri bizden bunun için mi alıyor? Zengin devletlerde her devlet adamına araç tahsis etmek yok. Aksi halde halk asalağa ihsana isyan eder.

gul

10 Haziran 2021 06:17

bu turler ak partının her turlu nımetlerınden faydalanır eskı ve yenıyı hatırlattıgında yapacak tabı cebınden mı derler eger kı bır sonrakı secım de hukumet degısırse duam sudur kı bu 20 yılı yonetenlerın gunlerını mumla arasınlar

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle