--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni bir “Yürek İnkılâbı”!..

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
7

Komünizm ve faşizm arka arkaya çöktü. Kapitalizm ise kendini sürekli değiştirip dönüştürmekte varlık arıyor…

Gittikçe de acımasız bir hâl alıyor.

Kendisini “dünyanın en güçlü devleti” olarak gören ABD, çoktan açıktan oynamaya başladı: Eskiden el altından tezgâhladığı darbeleri (bizdeki askeri darbeler meselâ) şimdi artık açıktan organize edip bir de diplomatik destek açıklıyor.

“Bile bile lâdes!”

Her yerde terör ve savaş var. Hayat ölüm kokuyor, insanlar acı çekiyor, mutsuzluk kol geziyor!  İnsanlık iyice bunaldı: Bunalan insanlığa yeni bir “Yürek İnkılâbı” lâzım! 

Bu arayış bizi doğrudan doğruya Devr-i Saadet’e götürüp, Peygamber-i Âlişân Efendimiz’le buluşturur… 

Çünkü O’nun dünyayı şereflendirmesiyle, dünya büyük bir “Yürek İnkılâbı”na sahne olmuştu… Kin, nefret ve vahşet’in hükmettiği “eski dönem”e artık “Devr-i Cehalet”; sevginin, şefkatin, saadetin ve müsamahanın hükmettiği “Yeni Dönem”e de “Devr-i Saadet” denecekti...

O gelir gelmez, çağ, âdeta ikiye ayrılmıştı: İnancı, ibadeti, kıyafeti, rengi, dili ve kabilesi (milleti diyelim) sebebiyle insanları ezen, horlayan, aşağılan “egemen güçler” hızla “eski”yor; kim olursa olsun insanı hayatın merkezine koyup salt “insan” olduğu için “eşref-i mahlûkat” (yaratılmışların en yücesi) sayan yeni anlayış, “yeni bir oluş” başlatıyordu.

“Yeni oluş”un temeli sevgi, şefkat ve hoşgörüydü. Aslında taa Hz. Adem’in şeytanla mücadelesinden başlayıp tüm peygamberleri kuşattıktan sonra Peygamber-i Âlişân Efendimiz’e kadar gelen “mücadele”nin bir tarafında “sevgi”, öbür tarafında “nefret” vardı: Bu mücadele, sözün tam manasıyla, sevgi ile nefretin yüreklere hâkim olma mücadelesiydi. 

Peygamber-i Âlişân Efendimiz, hayata sevgiyi hâkim kılmak için gönderildi: Yani O bir “Sevgi Peygamberi”dir. Bu vasfı o kadar belirgindir ki, ümmetini sürekli olarak hoş görmeye, affetmeye ve sevmeye yönlendiriyordu…

Kendisini taşlayanların yanı sıra sevgili amcasını katledenleri de bağışlamış, ağzına hemen hemen hiç beddua almamış, oğlu Hz. İkrime incinmesin diye, öldükten sonra Ebucehil’in aleyhine konuşulmasını dahi yasaklamıştı…

Sürekli tebessüm ederdi: Arkadaşları ittifak halinde, “Onu asık suratla hiç görmedik” şeklinde, güler yüzüne şahitlik ediyorlardı…

O hayatın tümüyle içinde bir Peygamber’di: Çocuklarla oynamaktan zevk alan, hanımlarına şaka yapan, arkadaşlarına ve fikirlerine önem veren, “Allah tarafından seçilmiş insan” olmasına rağmen, herkes gibi yaşamayı seçen, bu anlamda zaman zaman acı çeken, aç kalan, yaralanan, incinen bir Peygamber…

Hayatın içinde yaşadı, ama asla sıradanlaşmadı. Asla hayatını rutinleştirmedi. Hayatın her türlü ayrıntısına dikkat eder ve dikkat çekerdi. Herkesin burnunu tutup başını çevirerek önünden geçtiği kokuşmuş bir köpek leşinin güzel dişlerini öne çıkaracak kadar hayatla barışıktı…

Hayatın getirdiği yükü taşırken, hayatta var olan güzellikleri ıskalamazdı. Dikenleri olduğu gerekçesiyle gülü sevmekten geri durmazdı. Bu tavrıyla “gül”e dönüştü ve asırlar ötesiyle buluştu. Çağlar boyu tüm insanlık için en güzel örneği teşkil etti. Bu yüzden O’nu iyi tanımalı, çocuklarımıza iyi anlatmalıyız.

Savaşan, didişen aileleri, hatta dünyayı değiştirmek için Peygamber eksenli yeni bir projeye ihtiyacımız var…

Pazartesi konuyu biraz daha genişletelim inşallah…

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ATATURKCU HIDIR

2 Şubat 2020 00:38

ORHAN INAN isimli yorumcu,insanligin(cogunun)muslumanlikla sereflenmeyecegi gercegi kutsal kitapta acikca belirtilmis ayetle.Insanlarin akillarini ve mantiklarini kullanmayarak yalan dolan dunya islerine dalacaklari ve Allahin buyruklarina karsi cikacaklari,asiri hirslara kapilip dunyada bozgunculuk yaratarak kan dokecekleri ve bunun karsiliginda da insanlarin cogunun cehenneme atilacaklari gercegi kutsal kitapta cok acik bir sekilde yaziyor.

Mustafa

1 Şubat 2020 22:12

Yüreğinde yanlız Allah korkusu olmayanların kalbinde milyon korku olur. Kalbimiz de sadece Allah korkusu olmadan olmayacak.

eyüp yılmaz

1 Şubat 2020 20:21

" atatürkçü hıdır" rumuzlu fani! senin "anakart" yani beynin şase yapmış, adeta haşlanmış ... töövbe töovbe. okuduğunu anlama konusunda " bir mıktar" hatta bayağı sıkıntın var. aspirin kullan da hiç olmazsa kan dolaşımın hızlanır..

Orhan İNAN

1 Şubat 2020 20:09

INŞALLAH TEZ ZAMANDA İNSANLIK TEKRAR İSLAM İLE ŞEREFLENİR, RASULULLAH İLE KURTULUŞA ERER.

ATATURKCU HIDIR

1 Şubat 2020 16:05

Sayin yazar,ben hic birsey anlayamadim yazinizdan!Sorun yani savas da zaten ondan kaynaklaniyor ki.Yani savas iki kisim arasinda geciyor:Peygamber(ler)i reddedenlerle onu kabullenenler arasinda.(kabullenmis gibi takiye yapanlar,mesela bizim Ataturkculer veya FETOCULER gibi olanlar birinci gruba griyor).Siz ise keske herkes onu benimseseydi diyorsunuz.!!!Garip bir durum hem de cok garip.O zaman zaten savas olmazdi ki,dunya iyiliklerle dolardi,her yerde guller acardi.Ama gercek durum oyle degil:Etrafda acmis guller yerine gokten gelen bombalarla parcalanmis cocuk uzuvlari goruyoruz her tarafta hergun.

Emin Şaşkın

1 Şubat 2020 08:17

Peygambere giden yolun üstünde katrilyonlarca engel var, yarıdan fazlası Müslümanlarca konulmuş.

H.Y.E

1 Şubat 2020 07:48

Ah ustad.Istedigimiz de bir yurek devleti.Herkesin birbirini sevdigi,birbirlerinin haklarina saygi gosterdigi bir duzen.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle