• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Yeni bir “Yürek İnkılâbı”!..

01 Şubat 2020


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

Komünizm ve faşizm arka arkaya çöktü. Kapitalizm ise kendini sürekli değiştirip dönüştürmekte varlık arıyor…

Gittikçe de acımasız bir hâl alıyor.

Kendisini “dünyanın en güçlü devleti” olarak gören ABD, çoktan açıktan oynamaya başladı: Eskiden el altından tezgâhladığı darbeleri (bizdeki askeri darbeler meselâ) şimdi artık açıktan organize edip bir de diplomatik destek açıklıyor.

“Bile bile lâdes!”

Her yerde terör ve savaş var. Hayat ölüm kokuyor, insanlar acı çekiyor, mutsuzluk kol geziyor!  İnsanlık iyice bunaldı: Bunalan insanlığa yeni bir “Yürek İnkılâbı” lâzım! 

Bu arayış bizi doğrudan doğruya Devr-i Saadet’e götürüp, Peygamber-i Âlişân Efendimiz’le buluşturur… 

Çünkü O’nun dünyayı şereflendirmesiyle, dünya büyük bir “Yürek İnkılâbı”na sahne olmuştu… Kin, nefret ve vahşet’in hükmettiği “eski dönem”e artık “Devr-i Cehalet”; sevginin, şefkatin, saadetin ve müsamahanın hükmettiği “Yeni Dönem”e de “Devr-i Saadet” denecekti...

O gelir gelmez, çağ, âdeta ikiye ayrılmıştı: İnancı, ibadeti, kıyafeti, rengi, dili ve kabilesi (milleti diyelim) sebebiyle insanları ezen, horlayan, aşağılan “egemen güçler” hızla “eski”yor; kim olursa olsun insanı hayatın merkezine koyup salt “insan” olduğu için “eşref-i mahlûkat” (yaratılmışların en yücesi) sayan yeni anlayış, “yeni bir oluş” başlatıyordu.

“Yeni oluş”un temeli sevgi, şefkat ve hoşgörüydü. Aslında taa Hz. Adem’in şeytanla mücadelesinden başlayıp tüm peygamberleri kuşattıktan sonra Peygamber-i Âlişân Efendimiz’e kadar gelen “mücadele”nin bir tarafında “sevgi”, öbür tarafında “nefret” vardı: Bu mücadele, sözün tam manasıyla, sevgi ile nefretin yüreklere hâkim olma mücadelesiydi. 

Peygamber-i Âlişân Efendimiz, hayata sevgiyi hâkim kılmak için gönderildi: Yani O bir “Sevgi Peygamberi”dir. Bu vasfı o kadar belirgindir ki, ümmetini sürekli olarak hoş görmeye, affetmeye ve sevmeye yönlendiriyordu…

Kendisini taşlayanların yanı sıra sevgili amcasını katledenleri de bağışlamış, ağzına hemen hemen hiç beddua almamış, oğlu Hz. İkrime incinmesin diye, öldükten sonra Ebucehil’in aleyhine konuşulmasını dahi yasaklamıştı…

Sürekli tebessüm ederdi: Arkadaşları ittifak halinde, “Onu asık suratla hiç görmedik” şeklinde, güler yüzüne şahitlik ediyorlardı…

O hayatın tümüyle içinde bir Peygamber’di: Çocuklarla oynamaktan zevk alan, hanımlarına şaka yapan, arkadaşlarına ve fikirlerine önem veren, “Allah tarafından seçilmiş insan” olmasına rağmen, herkes gibi yaşamayı seçen, bu anlamda zaman zaman acı çeken, aç kalan, yaralanan, incinen bir Peygamber…

Hayatın içinde yaşadı, ama asla sıradanlaşmadı. Asla hayatını rutinleştirmedi. Hayatın her türlü ayrıntısına dikkat eder ve dikkat çekerdi. Herkesin burnunu tutup başını çevirerek önünden geçtiği kokuşmuş bir köpek leşinin güzel dişlerini öne çıkaracak kadar hayatla barışıktı…

Hayatın getirdiği yükü taşırken, hayatta var olan güzellikleri ıskalamazdı. Dikenleri olduğu gerekçesiyle gülü sevmekten geri durmazdı. Bu tavrıyla “gül”e dönüştü ve asırlar ötesiyle buluştu. Çağlar boyu tüm insanlık için en güzel örneği teşkil etti. Bu yüzden O’nu iyi tanımalı, çocuklarımıza iyi anlatmalıyız.

Savaşan, didişen aileleri, hatta dünyayı değiştirmek için Peygamber eksenli yeni bir projeye ihtiyacımız var…

Pazartesi konuyu biraz daha genişletelim inşallah…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H.Y.E

Ah ustad.Istedigimiz de bir yurek devleti.Herkesin birbirini sevdigi,birbirlerinin haklarina saygi gosterdigi bir duzen.
  • Yanıtla

Emin Şaşkın

Peygambere giden yolun üstünde katrilyonlarca engel var, yarıdan fazlası Müslümanlarca konulmuş.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23