--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yaşamak yerine katlanmak mı?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
6

Yıllar sonra bile Başöğretmenimin telkinleri kulaklarımda çınlıyor: 

“Cumhuriyet çocuğu vatanseverdir, dürüsttür, çalışkandır, yardımperverdir, saygılıdır, fedakârdır.”

Peki, ama şu teröristler, bölücüler, çeteciler; şu caniler, hırsızlar, uğursuzlar; şu vurguncular, soyguncular; şu kaçakçılar, sahtekârlar, dalkavuklar, dönekler; şu vatan hainleri, ihbarcılar, ispiyoncular, küfürbazlar, cambazlar, fetbazlar ve bilumum uygunsuzlar nereden karıştı aramıza? Hangi gezegenden geldiler?

Sahi, neden bu kadar bol darbecimiz, çetecimiz, şaklabanımız, sahtekârımız var? Eğitim sistemimiz mi hatalı? Sloganlarla şiirler ve de Atatürk övgüleri az mı gelmiş? Yoksa nesilleri mâneviyattan koparmanın faturasını mı ödüyoruz?

Başöğretmenimle bir gün karşılaşırsam, “Nasıl bari; eserinizden memnun musunuz?” diye soracağım. 

Şimdi söyler misiniz lütfen, körpecik beyinlerimizi ilim-irfan yerine sloganlarla, şiirlerle, yalan ve yanlışlarla şişirenleri kime şikâyet edeyim?

“Cumhuriyet muhafızı” olarak yetiştirdiklerini zannettikleri her öğrencinin payına en az yüz slogan düşüyordur herhalde... 

İş de neymiş, tesis de ne? Slogan yesinler, slogan içsinler, slogan giysinler; slogan alsınlar, slogan satsınlar. Öylesine çok sloganımız var ki, bize yettikten başka, ihracat bile yapar, döviz kazanırız ve belki o zaman Avrupa’yı geçebiliriz!

Hani “Muasır medeniyet seviyesinin üzerine” çıkacaktık ya, bırak üzerine çıkmayı, seviyeyi bile tutturamadık.

“Türk önde, Türk ileri!” dediler, ancak elimize bir “istikamet haritası” veremediler. Verdikleri tek istikamet Batı: Avrupalı gibi giyin, Avrupalı gibi yaz, Avrupalı gibi düşün, Batı müziği dinle, her şey düzelecek…

Birkaç yıl öncesine kadar savaştığımız (Çanakkale ve İstiklâl Savaşları) Batı’nın “model” gösterilmesine millet o kadar şaşırdı ki, hâlâ kendine gelemedi.

Keşke değer üretmek, bilgi üretmek, teknoloji üretmek de keşke slogan üretmek kadar kolay olsaydı!

Sizin anlayacağınız, milyonlarla çocukla birlikte çocukluğum, milyonlarca gençle birlikte gençliğim ziyan edildi. Çocukluğumdan ziyade, çocukluğuma emzirilmiş şiirlerdeki böbürlenmeleri, sloganlardaki şişinmeleri hatırlamam bu yüzdendir.

Çocukluğumun hiçbir anını marşsız, şiirsiz ve slogansız bırakmadılar.

Çocukluğumuzda her söze bir kuyruk takardık…

“Başım ağrıyor” diyene, “Ağırbaş iyidir, rüzgâr uçurmaz” derdik…

“Canım sıkılıyor” diyene de cevabımız hazırdı: “Sıkı can zor çıkar!”

Çoktan beri bunlar “teselli” olmuyor… Çocukluktaki gibi gülüp geçemiyorsunuz. Büyüdük bir kere. Büyümek, her şeyi ciddiye almak anlamına geliyor.

Başınız ağrısa, “Beyin tümörü mü acaba?” diye düşünmeye başlıyorsunuz… Canınız sıkılsa, “Depresyona mı giriyorum?” diye endişeleniyorsunuz.

Çocukluğun en güzel yanlarından biri, hayatınıza ölümün gölgesinin düşmemesidir… Çünkü çocuklar ölmekten korkmaz! Onlar açısından hayatla cennet arası bir ilişkidir, ölüm! Yetişkinler açısından ise, tam anlamıyla bir “hesap verme” korkusudur.

Ömrün çok kısa olduğunun farkındayız. Buna rağmen hayatımızı güzelleştirme çabasına girmiyor, bir anlamda hayatı israf ediyoruz. Birbirine benzeyen günlerin birbiri ardına akıp gitmesi bize “yaşamak” gibi geliyor. 

Hayatımızın sıradanlaştığından, rutinleştiğinden yakınıyoruz, ama hep aynı şeyleri tekrarlayarak hayatımızın rutinleşmesine her gün katkıda bulunuyoruz.

Çalışıyorsak hep aynı yoldan işe gidiyoruz… Akşam aynı yolu kullanarak eve dönüyoruz… Televizyonda birbirine benzeyen diziler ve filmler seyrediyoruz… Aynı marketlerden, alışveriş merkezlerinden alışveriş yapıyoruz… Her gün onlarca kez birbirine benzer cümleler kuruyoruz… Tatillerde bile aynı yerlere gidiyoruz…

Tabiatıyla bir süre sonra hayat kendini tekrarlamaya başlıyor: Her gün bir gün gibi oluyor. Bu da ruhumuzu sıkıyor. 

Ne yaparsınız ki, bu tür yaşamaya “modern hayat” diyorlar, çaresiz katlanıyoruz…

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cabbar Cokkibar

28 Temmuz 2020 22:06

Degerli Bahadiroglu!Evet, hayatiniza basogretmeninizden baslayarak bir surek avini andiran gasp girisimleri olmus devamli ama gunun sonunda teslim olmadan az kayipla ve en onemlisi alninizin akiyla bu saldirilari puskurtmus olarak ciktiniz bu mucadeleden.Unutmayin ki sizin nesillerden on milyonlarca insan kisilikleri ve benlikleri calinmis olarak kafalarinin icindeki uzay bosluguyla kisacik omurlerini tamamlayarak topraga dustuler.Her zaman beterin beteri oldugunu unutmamamiz lazim...

Kocasolak dan Muhammed’e

28 Temmuz 2020 18:00

Kardeşim ben adaleti dışardan alalım demedim. Maddi yasalar adil olmadan, adil bir SİSTEM kurmadan maneviyat tek kanatlı kuş gibi uçamaz, dedim Adaletten Kastettiğim Şeriatin ADALETİ. Hakk hukuk ancak Allah’ın nizamındadır. Batı sistemi hakk hususunda İslam Şeriat’ine bizden daha yakın, dediğim bu.

Burak

28 Temmuz 2020 13:15

Bu doğru tespitleri okurken aklıma nerden geldiyse Uğur Mumcu nun banka soyarken kâr maskesi devleti soyarken atatürk maskesi takanlar var sözü geldi.

Siz Meral Hanımı seversiniz :)))

28 Temmuz 2020 12:18

İYİ Parti lideri Meral Akşener, "Tarihte Atatürk'e düşman olup da Türk'e dost olan çıkmamıştır."

Muhammed

28 Temmuz 2020 11:13

Kocasolak dışardan adalet sistemi alırsan adaletsiz kalırsın. Maneviyatla alakası yok diyorsun da seriat kanunu getirdiğinde bak bakalim adalet nasil tecelli ediyor.

Kocasolak

28 Temmuz 2020 10:18

Hocam maneviyat TABİ Kİ insanı insan yapan çok önemli bir olgu. Ancak ülkemizde yaşanan onca yolsuzluğu, darbeciliği, sömürücü kemalistliği maneviyat yokluğuna bağlamanıza katılmıyorum. Bütün o çeteler, hırsızlar, darbeciler, teröristler, yağmacılar, sömürgen Kemalistler, sadece ADİL bir sistemimiz olmadığından, hukuk sistemimizin ADALET dağıtmadığından kaynaklanıyor. Batı insanında maneviyat yok, bulaşığı bile yok, ADİL bir sistemi var, bu sistem sayesinde refah var. Adaletin olmadığı yerde kıtlık yokluk olur çünkü haksız edinilen her varlık bir diğerinin ELİNDEN ALINMIŞ maldır. Malı elinden alınan yoksul kalır. Osmanlı adalet üzereyken refah hakim, adaletten uzaklaştı mahkum oldu. Cumhuriyet haksız adaletsiz davrandı yokluk ve kaos yaşandı, son yirmi yılda NİSPETEN adalet geldi, nispeten de refah geldi. İnşallah tam ADİL bir sistem, tam ADİL bir hukuk sağlarsak, ne terör kalır ne yokluk, ne de darbeci. Haçlı Truva atı darbeci ve Kemalizmin çökertilmesi onların hortumlarının ADALET ile kesilmesine bağlı. Biz daha İş Bankası hisselerini gasp ederek Truva atına yem etmelerini ÖNLEYEMEDİK. O arpalıklar oldukça daha çok darbeye teşebbüs eden olacaktır. Milletin bunu görmesi, bilmesi ve ona göre OY vermesi, bize ve millete düşen bu. Oy verip Ankara’y gidenlerin de işi ADİL bir düzen için çalışması.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle