• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
19 Ekim 2019

Yalatırlar bay Başkan!

Derler ki, “Diplomaside kapıyı daima aralık tutacaksın!”

Yani, köprüleri asla atmayacaksın…

Farklı gelişmeler olabileceğini göz önünde bulunduracaksın…

“Rest” çeksen bile “diplomasi kapısı” daima aralık duracak: Hatta savaşsan bile o kapı kapanmayacak.

Çünkü “dünyanın yüz bir hali var”…

Çünkü, “Siyasette 24 saat çok uzun zamandır” (Demrel)…

Çünkü, hesapta olmayan aktörler ortaya çıkabilir, işler her zaman değişebilir.

ABD’nin tecrübeli politikacıları Başkan Trump’a bunları öğretmeliydiler: Ya öğretmediler ya da Trump dinlemedi…

Ve o anlamsız, tutarsız ve baştan sona özürlü mektubu yazdı. Mektupta köşe kabadayısı ağzı kullandı, son derece kaba-saba sözler sarf etti; “Gün gelir yalatırlar” diye aklına bile getirmedi… 

Şimdi ne oldu?..

Trump Efendi, tüm yazdıklarını yaladı, yuttu!

Afiyet olsun, bay Başkan!.. Şifa niyetine!

****

Birileri Başkan Trump’ın kulağına şunu da fısıldamalıydı: “Türklerle oyun olmaz, dikkatli ol!..”

Amerika bilmez, çünkü o tarihlerle henüz kurulmamıştı, ama Avrupalı ortakları iyi bilir ki, biz öteki milletlere benzemeyiz… Öteki Müslümanlara da benzemeyiz…

Biz sadece bize benzeriz: Kafamıza koyduk mu, ateş üstünde yürür, hedefimize varırız.

Bay Trump, istersen dünyaya sor bizi: Her seferinde düştüğümüz yerden kalkıp, tarih içinde nasıl on yedi büyük devlet kurduğumuzu…

Çinli dostlarına sor istersen: Bizim korkumuzdan koca Çin Seddi’ni nasıl inşa ettiklerini, yine de yakalarını bizden kurtaramadıklarını…

Ya da Avrupalı ortaklarına sor: Çok daha az bir kuvvetle Bizans ordularını nasıl yerle bir edip Anadolu’yu kendimize “ebedi vatan” yaptığımızı…

Sadece dört yüz askerle Bizans’ın ortasında nasıl bir “devlet-i ebed müddet” kurduğumuzu...

Niğbolu’da, Kosova’da, Varna’da, Preveze’de üzerimize gelen Haçlı ordularını nasıl perişan ettiğimizi…

Konstantinopolis dediğiniz “Bizim İstanbul”u nasıl fethettiğimizi…

En ölüzamanımızda Çanakkale’de, Kut-ül Âmare’de tekmil Avrupa’yı nasıl yendiğimizi…

Tarihin hiçbir döneminde imkânsızlıklara teslim olmadığımızı, her demde Allah’a teslimiyetimizi imkâna dönüştürmeyi başardığımızı ve asla pes etmediğimizi…

Meselâ İstanbul fethi esnasında oluşan imkânsızlıkları ve olumsuzlukları gemileri karadan yürütmek suretiyle nasıl aştığımızı…

Küfrün tepesine nasıl düştüğümüzü…

Avrupa krallarına nasıl üzengi öptürdüğümüzü…

Ama asla hiçbir millete “soykırım” uygulamadığımızı, baskı ve zulüm yapmadığımızı…

Tam tersine, kendi yöneticilerinden alamadıkları “inanç, ibadet, kıyafet, ticaret ve seyahat” (meşhur Fatih amannamesi) gibi “insan hakları” verdiğimizi, özgürlüklerle tanıştırdığımızı...

Bir bir anlatsınlar.

Sormasan da olur artık, tecrübe ederek öğrendin ki, başkalarına boyun eğdiren ambargoların bizi daha da diriltir, korkutmacaların zerre kadar sökmez, tehditlerin “vız gelir tırıs gider!”

Sonunda bükümediğin bileği öper, daha önceki zırvalarını bir bir yalarsın!

Tekrar âfiyet ola bay Başkan! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şaban Erbaş Çırpı Menteşe Muğla.

Sayın Bahadıroğlu Hocam Allah razı ola. Rabbim dünya ahiret yar ve yardımcınız ola.
  • Yanıtla

Ayşe

Ağzına sağlık kardeşim ancak bu kadar güzel anlatılabilir ALLAH razı olsun
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23