--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Valide Sultan kütüphaneleri

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
9

Derler ya, “Osmanlı ilme, irfana, kitaba, kütüphaneye, eğitime değer vermez, sadece savaşırdı. Kızları da okutmazdı”… 

Külliyen yalan ve iftiradır…

Osmanlı ilme, irfana, kitaba, kütüphaneye, eğitime değer verir, mecbur kaldığında da savaşırdı. Zaten savaşları ilim-irfandan gelen teknik üstünlüğü sayesinde kazanırdı. 

Osmanlı ceddimizin yaptığı savaşların yüzde doksan dokuzu, tıpkı Çanakkale ve Milli Mücadele gibi, “savunma savaşı”dır! 600 yıllık devlet ömrü içinde toplasanız beş-altı seneyi zor bulur.

Gerisi ilimdir, irfandır, inşadır, imardır, eğitimdir, günlük hayattır.

İlim-irfan ise kadın olsun erkek olsun her Müslümana farzdır! Kitap, “Kitab-ı kebir-i kâinat”tan başlayan eğitim sürecinin olmazsa olmazıdır.

O kadar ki, valide sultanların bazıları camiye, bazıları suya (çeşme, su yolu, sebil), bazıları ağaca-ormana yatırım yapıp bu çerçevede hayır eserleri vücuda getirirken, bazıları da kitaba-kütüphaneye yönelmiştir…

Valide sultanlar arasında kütüphane kurma geleneğini başlatan ilk isim Sultan İkinci Selim’in eşi Nurbanu Sultan’dır. 

Oğlu Üçüncü Murad tahta geçip, “Valide Sultan” olunca pek çok hayır eserine imza attı. Bu arada Üsküdar Toptaşı semtindeki muhteşem külliyesine bir de kütüphane inşa ettirip, külliyesinin üniversitesinde (medrese) eğitim görecek öğrencilerin yararlanması için öncelikle kendi kitaplarını bağışladı. Üç akçe gündelikle kütüphaneye bir de “hafız-ı kütüp” tayin etti.

Nurbanu Sultan Kütüphanesi, Sultan Üçüncü Murad’ın ve başkalarının kitap bağışlarıyla kısa sürede zenginleşti. İstanbul’un sayılı kütüphanelerinden biri oldu.

Sonra ne mi oldu?..

Ne olduysa Cumhuriyet sonrası oldu! 1924 yılında çıkarılan “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” (eğitimin birleştirilmesi) çerçevesinde medreseler kapatıldı. Bundan Valide Sultan Kütüphanesi de nasibini aldı: El yazması binlerce kıymetli kitap Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ne devredildi…

Devir sırasında pek çok el yazması kıymetli eser de yağmalandı maalesef.

İsmihan Sultan Kütüphanesi: Sultan II. Selim ile Nurbanu Sultan’ın kızı olan İsmihan Sultan, annesi gibi hayırsever, yine onun gibi kitap âşığıydı...

1569’da Eyüp’te Sultâniye Medresesi’ni (başka isimlerle de anılır) kurdu. Bir de kütüphane oluşturdu. 

Bazı kaynaklarımız kütüphanede İsmihan Sultan’ın ilk eşi Sokollu Mehmed Paşa’nın vakıf mührünü taşıyan 554 yazma eser olduğunu kaydediyor. Kimi kaynaklarda ise İsmihan Sultan’ın vakıf mührünü de taşıyan 430 cilt yazma kitap olduğu belirtiliyor. 

Cumhuriyet döneminde, İsmihan Sultan Kütüphanesi de, annesinin kütüphanesiyle aynı akıbeti paylaştı: Tevhid-i Tedrisat Kanunu mucibince medrese ile birlikte kütüphane de kapanmış oldu. Kitaplar âdeta “mahkûm” edildi. Bazıları bakımsızlıktan kullanılamaz hale geldi. Kalanlar ise Eyüp’teki Hüsrev Paşa Kütüphanesi’ne aktarıldı. 1957 yılında da Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledildi. Onlarcası kayboldu.

Hatice Turhan Sultan Kütüphanesi: Sultan Dördüncü Mehmed’in annesi Hatice Turhan Sultan da Galata, Üsküdar ve Sakız Adası’nda kütüphaneler kurmuştur. 

1663’te inşaatı biten Yeni Cami Külliyesi’ndeki kütüphaneye, 300’den fazla yazma kitabını bağışlamıştır. 

Bu kitaplar Sultan Üçüncü Ahmed devrinde, Turhan Sultan Türbesi’nin yanıbaşındaki bir binaya taşınmış, 1711 ve 1826’da da kataloğu hazırlanmıştır. 1918’de ise kitaplar Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilmiştir.

Kütüphanede günlük 15 akçe ile bir hâfız-ı kütübün (uzman kütüphaneci) dışında bir kâtib-i kütüb (kütüphane kâtibi), bir de mücellit görevlendirmiş, ücretlerini kendisi karşılamıştır.

Kütüphane Yirminci Yüzyılın başlarına kadar cami içinde hizmet vermeye devam etti. Evkaf ve Maarif Nezaretlerinin çeşitli yerlerdeki küçük kütüphaneleri bir merkezde toplama yönünde yaptığı çalışmalar sırasında, 1914’te kütüphanedeki kitaplar, Sultanselim’deki kütüphaneye aktarıldı. 1918’de ise Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledildi. 

Bu kitapların çoğunun cilt, yazı ve süsleme bakımından sanatsal değeri büyüktür. Kitaplar arasında Fatih Sultan Mehmed ve Kanuni Sultan Süleyman için özel yazılan eserler de vardır. Kütüphanenin, Sultan İkinci Abdülhamid döneminde bastırılmış bir kataloğu da mevcuttur. 

Kitapların üzerinde Hatice Turhan Sultan’ın 1073 H. tarihli vakıf mührü bulunmaktadır.

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

İbrahim

7 Ocak 2020 03:36

Rahmetullahi aleyhim ecma`în ecdadımız, kadınıyla erkeğiyle insanlığa çok büyük hizmetlerde bulunmuşlar, âdeta kendilerini vakfetmişker..

Musa

31 Aralık 2019 11:57

Yazılarınızı takip ediyorum yakın tarihin gerceklikleriyle alakalı yazacaktınız daha ciddi mevzulardan bekliyordum sanki geri adım attınız yada en önemli olan dan bahsediyorsunuzda ben anlayadim

İZMİRLİ

31 Aralık 2019 11:24

Suriyeli Arap rumuzluya,iyiki biftek, çikolata yokmuş menüde,yoksa gâlip gelemezdik Çanakkale'de..Şahsen cahilliği kabul ediyorum, ancak siz de zahmet edip birkaç yüzyıl geriden başlayıp tarihimizi DEĞİŞİK kaynaklardan okuma zahmetine katlanın lütfen.Uzunçarşılı,Öztuna,Lamartine vb. gibi.. Selâmlar

Eyüp Sarıtaş

30 Aralık 2019 13:24

Hoca, senin dünya tarihinden haberin yok herhalde! On yedinci yüzyılda Batılı elementleri keşfetmiş ve madenlerden kazanıyor. Bizde uranyum ve çoğu elementlerin adı 1900 yıllarda bile bilinmiyor. Hatta 1940'da adı dahi duyulmamış. Osmanlı ilimle uğraşsaydı biz bugün kepaze olmazdık. Keşke dediğin gibi olsaydı!

IZMIRLIYE SORUYORUM

30 Aralık 2019 12:03

Osmanli ne uretiyordu yazarmisin merak ettim? Canakkale savasinda bile nusret mayin gemisi agir silahlar tek kesif ucagimiz almanlarin bize hediyesiydi.askerlerimizin mektuplarini subaylar okuyordu cunku cogu okuma yazma bilmiyordu.yemek menumuze bak.sekersiz hosaf kuru ekmek dusmanin yemek menusu konseve biftek cikolata .sana cahil diyecem ama o bile kafi degil.

Tulay gokbakir

30 Aralık 2019 10:38

Kilicla at sirtinda heryeri zapt etmis osmanli.nezamanki top barut tufek icat olup gelismis kitalar gemilerle kesif edilmis matbaanin icadi sanayi gelismis avrupa devletleri osmanliya fark atmis.bu gelismelerden faydalanmayan cagi iskalayan osmanli egitimdede geri kaldi so ucta parcalandi gitti.yavuz beyin anlattigi hikayeler guzel cok guzel masallar malesef fantezilerde kaldi.gunumuzde bu cagi kaciran hurafelere teslim olup akil bilimi red eden afganistan suriye irak arakan somali libya cad yemen arap colleri malesef uyumayan dusmanlarina teslim ve ic savas kaos kargasa kavga fakirlik kiskacinda

İZMİRLİ

30 Aralık 2019 10:31

Osmanlı'da üretim ziyadesiyle vardı; zamanının Çin veya ABD si idi tabiiki.Sanayi üretimini bırak yıllık alkol,şarap istihsâli bile yüz milyon lt.civarında..Şimdinin iki misli.. makale de nefis olmuş, teşekkür..

orhan inan

30 Aralık 2019 09:59

O BÜYÜK İNSANLARI RAHMETLE ANIYORUM.ALLAH(CC) ONLARDAN VE ONLARINI YOLUNU TAKİP ETME GAYRETİNDE OLANLARDAN RAZI OLSUN.ELLERİNİZE SAĞLIK.SELAMETLE KALIN.

SURIYELI ARAP

30 Aralık 2019 09:51

KIMSE KUSURA BAKMASIN ? YAZAR SALLAMIS YINE.OSMANLI EGITIMDE IYI OLSAYDI COK BILIM ADAMI YETISIRDI SANAYI DEVRIMINI KACIRMAZDI RUSYA IMPARATORLUGU INGILTERE IMPARATORLUGU JAPON IMPARSTORLUGU FRANSA ALMANYA GIBI GUCLU OLURDU.HASTA BITIK OSMANLININ BASKENTI ISTAMBUL ISGALEDILDI ANADOLU DUSMAN CIZMESI ALTINDAYDI FABRIKA YOKTU ANADOLU COK FAKIRDIYAZAR ISTANBULU HAREMI ANLATIYOR SUREKLI

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle