--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Üç deli lâzım!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
16

Aile ocağımız yanıyor, çocuklarımız heba oluyor, yaşlılarımız yalnızlık içinde ölüyor!..

Eğitim sistemimiz bildiğiniz gibi patinaja devam ediyor!..

Kültür işlerimiz turizmin gölgesinde yalpalıyor!..

Varlığımızın teminatı olan aile yapımıza, geleceğimizin güvencesi olan eğitim sistemimize ve toplumu “irfan” merkezine taşıyıp hayatı tüm detaylarıyla kavramamızı/ yaşamamızı sağlayacak kültürümüze “taze soluk” üfleyecek “üç deli” lâzım! 

“Batı’ya uyum sağlama” filan düşünmeyecek, “plân-program”, “zaman-mekân-imkân” gevelemeyecek, “Akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçer!” mantığıyla sonuç odaklı yürüyecek, üç deli!

Hem efendim, “deli” deyip geçmeyin: 15. Yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı askeri teşkilâtında yer alan bir “Deliler Ocağı” var ki, akıllılar düşmana nasıl saldırmak gerektiğini düşünüp tartışırken, yalınkılıç düşman içine dalar, bazen nasırlı elleriyle “Osmanlı tokadı” ata ata sonuç alırlardı. 

Bunlar, sınır boylarında görev yapan ve “Serhatkulu” denilen askeri sınıfın içindeki bir oluşumdu. Ağır silah taşımaz, ok, kılıç ve tokatla savaşırlardı…

Hepsi de çok iyi silâhşor, çok iyi nişancı ve çok iyi biniciydi. Atlarını doludizgin sürerken, dizginleri ağızlarına alır, o şekilde ok atar, attıklarını da vururlardı…

Her biri dini ve vatanı için canını her an feda etmeye hazır serdengeçtilerdi. Bu yüzden her isteyen “Deli” olamaz, deliler, helâl süt emmiş, sadakatini ve cesaretini ispatlamış gönüllü babayiğitler arasından özenle seçilirlerdi…

Bu sınıfa mensup olanlar, “alın yazısı değişmez” sözünü kendilerine rehber edinmişti. Böyle bir anlayış ve şuura sahip oldukları için de hiçbir tehlikeden çekinmezler, risk almaktan asla korkmazlardı…

Resmi tarih, Sultan İbrahim’e “deli” der, geçer.Bilmezler ki, aklın işe yaramadığı bir âlemde, “deli”lik en önemli “erdem”dir! 

“Deli”ye bakın ki, ilk iş olarak, ağabeyi IV. Murad döneminde her nasılsa saraya sızmış tüm dalkavukları ve devlet içinde devlet kurmuş “derin devlet”çileri temizliyor… 

2. Osmanlı donanmasında yenilikler yapıyor, çektirilerden kalyonlara geçirmek suretiyle, donanmayı güçlendiriyor ve Akdeniz’de  tekrar hâkimiyet kuruyor… 

3. Osmanlı ticaret gemilerine saldıran Saint-Jean Şövalyeleri’nin sığınağı konumunda bulunan Girit Adası’nı 17 Temmuz 1645’te kuşatıyor ve Hanya Limanı’na sahip oluyor, sonra da Azak Kalesi’ni Ruslardan geri alıyor…

4.Almanya sınırına kadar tüm orta Avrupa, Osmanlı hâkimiyetine giriyor. Hatta Almanya vergi vermeye mecbur kalıyor…

5. Osmanlı maliyesini düzenliyor, iç ve dış ticareti geliştiriyor, bütçedeki kara delikleri kapatıyor, rüşvetle canhıraş bir mücadeleye giriyor, devlet içindeki israfın önlenmesi için fermanlar çıkarıyor, kimsenin gözünün yaşına bakmıyor...

6. Şehirleri imara ve güzelleştirmeye yönelik faaliyetlere hız veriyor, eskiyen değerli binalar onarılıyor, yeni eserler vücuda getiriliyor…

7. Dindarâne bir zarafetle, arkasından gelen çavuşlara, hizmetkârlara, halayıklara, cariyelere “sadaka” vermek amacıyla ve belki de, “Balık bilmezse Halık bilir“ düşüncesiyle, güya havuzdaki balıklara inci-mercan ve altın atıyor. 

Ne demiş atalarımız: “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halık bilir!”

Sultan İbrahim “Deli” ise ne muhteşem bir deli!

Bugün sadece kendi içindeki terörü lânetleyip diğerlerini görmezden gelen samimiyetsiz, mürai, bencil Avrupa karşısında, üç temel müessesemizi “yerli” ve “milli” yapacak üç “deli”ye muhtacız!  

Biri Avrupa aile yapısına, biri Avrupa eğitim sistemine, biri de Avrupa kültürüne, “Leküm dinu küm veliyedin” desin, Avrupa’dan hiç gelmeyen “hayra” ve sürekli olarak gelen şerr”e “van minüt” çeksin!

“Üç deli” yok mu bu ülkede?

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

osman

11 Şubat 2020 22:32

akillimiz yok.hepimiz deliyiz.

Ali rıza

11 Şubat 2020 22:29

Yahu hocam ne olduda böyle , yürekten , mızrak gibi yazı yazmaya başladın neden ? bu üçüncü yazı , diline kalemine sağlık , inşallah arkası gelir , deli olmazsa akıllı, akıllı olduğunu bilmezmiş ,

Orhan İNAN

11 Şubat 2020 20:31

EN AKILLI DELİLERİN GELME VAKİTLERİ YAKLAŞTI. BU MİLLETİN SERDENGEÇTILERI TÜKENMEZ. İSLAM PINARINDA YIKANDIKÇA SAYILARI ARTAR. GELMEYE BAŞLADILAR BİLE. HÜZÜN VE ACININ İSLAM DIYARLARINI SARIP SARMALADIĞI ŞU ÇAĞDA GEÇ BİLE KALDILAR.

Piyes:

11 Şubat 2020 14:55

Hz. Temel İstanbul' dan Kudüs müsameresi yapmış, oyuncular: tavukoğlu, kılıçoğlu vs malumlar. Selahaddin Eyyübi Kudüs' e kılıcıyla atıyla girmişti; bunlar 2,000 kilometre öteden piyes çeviriyorlar. Aynı Cemalettin Kaplan' ın Almanyadaki tahta kılıçlı meczubları gibi..

Karaoglan

11 Şubat 2020 14:30

Bize degil gayet akli basinda ureten arastiran yorulan teknolojiye sanayiye bilime gonul vermis biliminsanlari emekci isci vatanperver hamaset edeviyati yapmayan kisiler lazim .

ATATURKCU

11 Şubat 2020 14:27

DINCILER HEP BATIYA KIZARLAR TAMAMDA ONLARIN URETTIGI AKILLI TLF NU AFGANISTAN URETSIN ISRAILIN BULDUGU DIYALIZ MAKINASINI SURIYE BULSAYDI DIKISSIZ AMIYATI IRAK YAPSAYDI UZAY TEKNOLOJISI ARABISTANDA OLSAYDI KISACASI HAYATIMIZI KOLAYLASTIRAN HERTURLU TEKNOLOJI BILIM ISLAM COGRAFYASINDA HAK HUKUK DEMOKRASI INSAN HAKLARIDA IHLAL OLMASAYDIDA MUSLUMANLAR OLUMU GOZE ALARAK AVRUPAYA KESKE KACMASAYDI.SONUCTA BATIYI KOTULERKEN BUNLARIDA TARTISMALIYIZ FIKIR PROJE URETMELIYIZ

Halil dinç

11 Şubat 2020 13:09

Aynen katılıyorum... Halil dinç

Hakkı

11 Şubat 2020 12:53

Bizler atalarimizin milli ve manevî yolunda oldukça kimsenin bize gücü yetmez. Kuffarin korkusu ülkemizin yeniden sahlanmasidir. Ancak Allahın vaadi haktır. Islam ümmeti ve Devletimiz 21. asra damgasını vuracaktır inşallah.

ebu abdulmuttalib el Arabi bin Rükneddin

11 Şubat 2020 11:45

Avrupa demokrasisi, kültürü, medeniyeti, ilmi olmasaydi..

03-34 lü

11 Şubat 2020 11:13

Bu güzel yazı içün kaleminize dağlık.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle