• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
06 Temmuz 2020

Tekel baro, çoklu baro

Ailemde birden fazla hukukçu olmasına ve aile içinde zaman zaman hukuki konular konuşulmasına rağmen, hukuktan anladığımı söyleyemem. Sadece herkes kadar benim de hukuka ve adâlete ihtiyacım olduğunu bilirim…

Bildiğim bir şey daha var ki, Osmanlı Devleti, kuruluş aşamasından itibaren adalet ve hukuka sarılmış, bu kavramları baş tacı edip hayata geçirmiş, hukuk ve adâlet konusunda âdeta kılı kırk yarmıştır. Bu sebeple kısa süre içinde kurumlaşmış, gelişmiş, zenginleşmiş, güçlenmiş ve dünya devletlerine örnek olmuştur…

İngiliz hukuk sisteminin Türk sisteminden kopya olduğunu unutmamak lâzım.

Osmanlı’yı yönetenler adâletle dengelenmeyen gücün zulme kaymasının kaçınılmaz olduğunu biliyorlardı. Osmanlı, gücünü adaletle dengelediği için hiçbir döneminde sistematik zulme kaymadı. Mevzii bazı olumsuzlukların da hemen önü alındı, yolu kesildi. 

Meselâ Fatih Sultan Mehmed, 1469’da Mahmut Paşa’yı vezir-i âzamlıktan (başbakanlık) uzaklaştırıyor. 1472’de tekrar aynı makama getirince, Mahmud Paşa Padişahın affına sığınarak, azlin (görevden alınma) ve nasbın (göreve tayin) sebebini soruyor. Padişah’ın cevabı ibret vericidir:

“Arnavutluk’ta Nasuh Bey’in ahaliye zulm ve gadr ittüğün duyduk. Eğer bundan haberin yoğ ise, memalik ef’alinden (memlekette olup bitenlerden) gaflettesün (habersizsin) dimektür. Haberin var da def’i yolun tutmamış isen, (haberdar olduğun halde tedbir almamışsan) zulme rıza ittün sayılur. Ne gaflet, ne de zulm ile vezarette muvaffak olunamaz. Vezir olana kemâl (olgunluk-beceriklilik) lâzımdur. Vezarette kemalât olmazsa, umran ve imâret de olmaz. Seni anın içün azlittuk. Lâkin senden elyak (daha lâyık) vezir bulamadığumuzdan tekrar nasb eyledük.”

Koskoca Osmanlı mülkünün bir köşesinde, Nasuh Bey’in (sonra paşa ve sadrazam) “devlet adına” ahaliye baskı yaptığını, dönemin iletişim imkânsızlıklarına rağmen, Padişah duyuyor, buna müsaade etmemesi gereken Sadrazam’ı derhal görevden alıyor.

Ancak tüm devlet kurumlarının “hukuk” ve “adâlet” üzerine senkronize bir biçimde üzerine düşeni yapması sayesinde böyle tablolar mümkün hale gelir: Yoksa “Ali yazar, Veli bozar” durumlarının doğması kaçınılmazdır.

Baro tam da bu yüzden önemlidir. Yargının vazgeçilmez unsuru olan savunmayı temsil ettiğinden, hassasiyetle üstünde durulmalıdır.

Tamam da bunun yolu, “Gelişmiş ülkelerde çoklu baro sistemi var mı?” diye sormaktan geçmez. “Gelişmiş” denilen “vahşi, sömürgeci, ahlâksız, çifte standartlı Batı”yı taklitten bıkmadınız mı? Bunu sormak yerine “bize uygun” olanı aramak neden hiç aklınıza gelmiyor?

Kaldı ki, ondan önce sorulması gereken çok soru var:

Gelişmiş ülkelerde, hukuk dışı tüm darbeleri ve askeri müdahaleleri alkışlayan bir baro var mı?

Darbecilerin karşısında el pençe divan durup, “Siz emrediniz efendim, biz hukuka uydururuz” diyen bir baro var mı?

Milletin seçtiği ve sevdiği seçilmiş başbakanın, aylarca zulüm ve işkenceden geçirildikten sonra ipe çekilmesine ve ip parasının bile ailesinden tahsil edilmesine itiraz etmeyen bir baro var mı?

Sabih Kanadoğlu tarafından, sırf AK Parti’li bir Cumhurbaşkanı olmasın diye icat edilen hukuk garabeti 367 şartını destekleyen bir baro var mı?

28 Şubat sürecinde aşağılanan, horlanan, suçlanan, okullarından hukuksuz olarak atılan başörtülüleri sırıtarak seyreden bir baro var mı? 

Teröre arka çıkan, hatta destek veren, devletin “beka” endişesiyle yaptığı sınır ötesi harekâtları kınayan bir baro var mı?

Millet ekseriyetinin inandığı değerlerin temel kaynağı olan âyetleri “nefret söylemi” olarak niteleyen ve dâva konusu yapan bir baro var mı?

Daha pek çok soru sorulabilir. Diyeceğim baronun bugünkü yapısıyla sınıfta kalmıştır. Tarihi boyunca aklına getirmediği demokrasiyi ancak şimdi hatırlamıştır. Bu haliyle şimdiki yapısı devam etmemelidir.

Ancak “Ne olmalı?” sorusunun muhatabı değilim. Onu da uzmanlar tartışıyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H.Y.E

Bir şey ihtiyacsa o giderilir.Ihtiyac var ama dönelim Avrupaya bakalım,onlarda varsa biz de yapalım diyen bir zihniyet işgal altındadır.Biktik su Avrupa ozentisinden yahu.Buyuk büyük devletler kurmuş bir millet,olmuş illet.Yazik.
  • Yanıtla

Şeref

Bir türlü seçim kazanıpta yönetimini aldığımız "baro" varmı?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı