• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
09 Kasım 2019

Tarihi nefret, Haçlı seferleri ve İslamofobya!

“İslamofobya” (İslam korkusu) bir aldatmacadır: Batı’nın öteden beri İslâm’a, Müslümanlara ve yüzyıllar boyu İslam’ın bayraktarlığını yapmış Türkiye’ye karşı duyduğu derin kin ve nefretin maskesidir.

Bunun zaman zaman farklı tezahürleri olmuş, kâh “Haçlı Seferleri” düzenlenmiş, kâh Müslüman ülkeler işgal edilip Müslümanlar hem sömürülmüş, hem de soykırım uygulanmıştır. Önce Haçlı seferlerine bir bakalım…

Birinci Haçlı Seferi: Haçlı seferlerinin en büyüğüdür (1096-1099). Papa II. Urban’ın 25 Kasım 1095 günü Clermont Konsili’nde yaptığı, “Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarma” çağrısıyla başlamış, çeşitli Avrupa devletlerinden toplanan 600.000 kişilik Haçlı Ordusu, Godfrua do Buyyon komutasında Anadolu’ya girmiştir. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan Eskişehir yakınlarında Haçlılarla savaşmış, fakat durduramamıştır.

Haçlılar geçtikleri yerlerde taş üstüne taş, omuz üstüne baş bırakmamacasına önce Antakya’ya,  sonra Suriye ve Lübnan üzerinden Filistin’e girip Kudüs’ü işgal etmişler (1099), Kudüs’te yaşayan Müslümanları ve Musevileri katletmişlerdir.

İkinci Haçlı seferi: 1147-1149 yılları arasında gerçekleşti. Görünen sebebi, Musul Atabeyi’nin Urfa’yı fethetmesi üzerine Hristiyanların Avrupa’dan yardım istemeleridir. 

Fransa Kralı VII. Louis ve Almanya İmparatoru III. Konrad, kuvvetlerini birleştirerek Anadolu’ya girmişler, ne var ki, her yerde Türk ordularının savunmasıyla karşılaşmışlar, hedef olarak belirledikleri Kudüs’e ancak küçük bir birlik halinde ulaşabilmişlerdir.

Kudüs’teki Hristiyanlarla birleşip Suriye’yi işgal etmek istemişlerse de başarılı olamamışlar, perişan halde ülkelerine dönmüşler, dönerken de silahsız Müslümanları katlederek nefretlerini bastırmışlardır.

Üçüncü Haçlı seferi: 1189-1192 yılları arasında gerçekleşti. Hedef, 1187’de Selahaddin Eyyubi tarafından fethedilen “Kudüts’ü kurtarmak”tı! Oysa Müslüman hâkimiyeti Kudüs’e huzur getirmiş, farklı inançlara mensup insanlar rahata kavuşmuştu. Bu Hıristiyanları milletleri etkileyebilir ve Avrupa’da kitlesel Müslümanlaşma başlayabilirdi. 

Bunu kırmak için, Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, 100.000 kişilik bir kuvvetle Anadolu’ya girdi. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan Alman ordusunu mahvetti. Alman İmparatoru ise, Boğaz’ı geçerken boğularak öldü…

Bunun üzerine Fransa Kralı II. Philip ve İngiltere Kralı Richard, (ders kitaplarımızda neden bu adama “Aslan Yürekli” dendiğini hâlâ anlayabilmiş değilim) yeniden iş birliği yaptılar: Akdeniz yoluyla Akka’ya çıkıp şehri işgal ettiler, her şeyi yağmaladılar, halkını ise katlettiler…

Bir süre sonra Fransa Kralı, hastalık bahanesiyle ülkesine döndü. Ardından İngiltere Kralı onu takip etti. 

Dördüncü Haçlı seferi: Bu kez Papa III. İnnocentius’un daveti ve teşvikiyle 1200-1204 yılları arasında gerçekleşti. Gerekçe her zaman olduğu gibi yine “Kudüs’ü Müslümanlardan kurtarmak”tı, ama özünde “İslâm nefreti”, sömürme arzusu, ipek yolu hâkimiyeti ve katliam dürtüsü vardı.

Beşinci Haçlı Seferi: 1217–1221 yılları arasında Papa III. Innocentius’un “Haçlı Seferi” çağrısıyla başladı. Bu çağrıya katılma konusunda İtalya çekimser, diğer Avrupa devletlerinin çoğu ise kararsız kaldı. Haçlı seferlerinin sonucunu görmüşler, tokat üstüne tokat yemişlerdi.

Bunun üzerine, Kudüs Kralı Jean de Brienne kendi ordusuyla harekete geçti. Niyeti topraklarını genişletip krallığını büyütmekti. Zengin alanlara açılmak istiyordu. 

1219’da Dimyat’ı işgal edip Kahire üzerine yürüdü. Fakat başarısızlığa uğradı. Yakalanıp esir edildi. Dimyat’ı “kurtuluş fidyesi” olarak iade edince, serbest bırakıldı. Yani bir anlamda “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan oldu”.

Bu yazıyı kaleme almakta amacım, tarih anlatmak değil, “İslamofobya” dedikleri “yalancı korku”nun temelinde yatan kin ve nefrete tarihî bir boyut katmaktır.

Son söz: Batı’nın bizden yana “kuyruk acısı” var! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mahir Tüfek

Batılı tarihçiler, şimdi haçlı seferlerini tenkit ederek yanlış ve haksız olduğunu kabulleniyorlar. Fakat Vatikan ve diğer Mezhepler tarihçilerle aynı görüşte değiller.
  • Yanıtla

H.Y.E

Hacli seferleri simdi de var fakat sekli degisti.Avrupa'nin herhangi bir ulkesinde cjkan moda ertesi gun Turkiye'de.Carsilardaki dukkan isimlerine bakin kac tanesi Turk ismi.Namaz kidigim camiin altindakki markette gunde oniki saat yabanci muzik ziyafeti(!) veriliyor.Daha sayayim mi?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23