--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Serhat Beyi Osman örneği

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
12

Cihan Padişahı Kanunî Sultan Süleyman, şehzadelerin sünnet düğünü münasebetiyle devlet ricaline bir ziyafet veriyordu. 

Ziyafetin ortalarına doğru Otağ-ı Hümâyun’un (padişah çadırı) yakınında bir patırtı koptu. Gürül gürül bir ses haykırıyordu: 

“Beni Hünkârımdan koparamazsınız! Biz serhat beyiyiz. Beç önlerinde kılıç sallarken itibarlıydık. Kılıç yerine baston tutunca gözden mi düştük?”

Vezirler korkuyla bakışırken, Padişah, sesin sahibini düşünüyordu…

Sesi tanır gibi olmuştu. 

Viyana kapıları geldi gözlerinin önüne, “Ya Allah bismillah” diye haykırıp kılıç sallayan serhat yiğidi Osman Bey’i hatırladı:

“Tez huzura alın” diye emretti, “Serhat kulu bekletilmez. Biz babadan böyle gördük.”

Bağıran adamı içeri aldılar. Yaşlı bir yeniçeri çorbacısıydı. Bir elinde çıkın, bir elinde baston vardı…

Bastona dayandığı halde topallıyor, zahmetle yürüyordu. 

Sultan Süleyman, görür görmez adamı tanıdı. Vatan için bin kere ölmeyi göze alan fedakârlardandı. Ayağa fırladı: 

“Osman’ım, serhat beyim, baba yadigârım!..”

Adam, yumruk olup genzini tıkayan hıçkırığı saldı: “Çok şükür unutulmadık!” diye mırıldandı.

Padişah, gözlerine inanamıyordu. Viyana kapılarını tek başına zorlayan doksan kara okkalık serhat yiğidi Pehlivan Osman’a ne olmuştu böyle?.. Nasıl bu derece zayıflamış, ihtiyarlamış, tanınmayacak hâle gelmişti? “Hele otur, soluklan” dedi, “anlat ki, neler oldu?”

Osman Bey oturmadı. Bastonuna dayanarak konuşmaya başladı: 

“Viyana önlerinde yaralandık, bastonsuz yürüyemez olduk. Anlayacağınız artık bizden serhat kulluğu geçmiş ola...”

Bir çıkın açtı, içinden işlemeli bir altın kâse çıkardı, Padişah’a uzattı:

“Bu kâse, sizin, Şahin Bey’e armağanınızmış. Şehit olurken bana verdi. En kıymetli malım budur. Şehzadelerimiz efendilerimizin sünnet düğünlerine armağan olarak getirdim. Gerçi sunulan hediyeler karşısında bunun bir ehemmiyeti yok; amma benim de verebileceğim başka bir şeyim yok. Kabul buyurunuz, Hünkârım...”

Sultan Süleyman kâseyi aldı, evirdi çevirdi. Bunu Şahin Bey’e hediye ettiğini hatırlıyordu. Osman Bey’e döndü: 

“Aldığım hediyelerin en değerlisi budur, Osman’ım... Hepsine bedeldir. Çünkü bir serhat yiğidinin yegâne kıymetli malıdır.”

Geri uzattı: “Aldım, kabul ettim; fakat bunu tekrar sana hediye ediyorum! Padişah hediyesini çevirmek âdet değildir. Şimdi artık sofraya otur. Hep birlikte taam edelim.”

Zorla sofrasına oturttu. Birlikte yemek yediler. 

Osman Bey müsaade isteyince kucakladı: 

“Bak a Osman Bey” dedi, “sakatlığını, ihtiyarlığını bahan edip ceng-u cidalden uzak durma. Çabuk iyileş. Serhat boyları bizi bekler. Yine birlikte kılıç sallayacağız!”

Bu söz serhat yiğidini diriltti, canlandırdı, Padişah huzurunda olduğunu dahi unuttu. Bastonunu kılıç gibi havaya kaldırarak gürledi: “Birlikte kılıç sallayacağız!”

İhtiyar vezir Pir-i Mehmet Paşa, gördüğü tablo karşısında gözyaşlarını tutamamış, başını ellerinin arasına alarak, “Bu ne büyük fedakârlık Allah’ım!..” diye diye ağlamaya başlamıştı.

O zamanlar kimse kimsenin fedakârlığı üzerine saltanat kurmazdı!

 

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

eyûp yılmaz

8 Haziran 2020 20:19

atatürkćü ve eneyapalım hoca diyen " değerli" .....lerimiz... hoca insana türk evlâdına anlatiyor.. sizin ve benzeri ......lere değil.. ne anlar ......ler.. merakım babadan mı? ....... siniz? sonradan mı?......'leşmişsiniz.. dehhh...

Mevlüt

8 Haziran 2020 20:01

Padişah ve kral denince aklıma, saltanat sürmek için din adına kendi tebasini harplere sevkeden ve masum kavimleri öldürten bir zalim gelir. Tarih dersi, halkı uyutan, dalalete yönlendiren bir afyon ve ruhani hastalıkların sebebidir. Kan dökmek kutsanir bu saçmalıkta!...

Yavuz Selim

8 Haziran 2020 19:32

Bir hakikatı ifade için olmamış şeyi olmuş gibi yazmaya ne gerek; olmuş olanda ne noksan vardı ki buna gerek gördünüz... bizim tarihimizde şeref levhası olacak hadisat az değil ki...

turgut ertav

8 Haziran 2020 18:25

Fedakârlık halktan,saltanat ve sefa sürmek szilerden olunca fedakârlık kıssası söylemek kolay olur

eee napalım hoca

8 Haziran 2020 12:37

yav iyi güzel de napalım şimdi. kanuni farzı muhal böyle bişey yaşamış diyelim. e bunu 500 sene sonra anlatınca noldu.şimdi biz de viyanaya hücuma mı kalkalım yani.artık bu edebiyatla kimi galeyana getirmeyi düşünüyorsan, derdiniz neyse ...bunları geç hoca geç.realiteye bak sen, islama bak sen. senin bugünün yoksulluğu ve adaletsizliği üzerine islami bir çözümün var mı? padişahın oğlunun bilmem sünnetinden kime ne.hem aynı padişah değilmiydi önce sünnet ettirdiği evlatlarından ikisini boğduran.ne sevgiymiş ne sevgi...mesela aynı savaşta kılıç sallayan sahabe ile peygamber a.s arasında bu kadar ucurum varmıydı mesela.bundan bahsetsen biraz. haşa ve kella peygamber, saraylarda yaşarken teba topallığa,yoksulluğa mı itiliyordu bu hikayedeki gibi. hocaaaa...tarih adına,tarih sevicilik adına milleti kandırdığınız yeter beyaaa.inşallah okur sayın yazar bu yazımı da bakalım ne der

ATATURKCU

8 Haziran 2020 10:24

OSMANLI COK YER FETHETTI HATTA COGU YERI 400 SENE YONETTI FAKAT COGU FETHETTIGI YERE YERLESEMEDI AGIRLIGINI KOYAMADI BU YUZDEN COKUS VE GERILEME DEVRINDE COK HIZLI KAYBETTI BU TOPRAKLARI.ORNEGIN 300 SENE KALDIGI MISIRDA PIRAMITLERI MERAK EDEN ARASTIRAN CIKMADI ORTADOGUDA PETROL VARLIGINI TETKIK EDECEK BILIMSEL ALTYAPISI YOKTU DONANMA ZATEN KALMAMISTI BUYUZDEN AKDENIZI KOLAYCA KAYBETTIK KUZEYAFRIKAYA COKEN ITALYAN FRANSIZ BIRLIKLERINE DIRENEMEDI ARAPLAR BILE INGILIZLERLE BIR OLUP ORTADOGU COLLERINDE BIZI ARKADAN VURDU RUSLAR YESILKOYE YUNANLILAR POLATLIYA KADAR ZORLAMISTI ASKERLERINI.

Viyana

8 Haziran 2020 09:13

Bana kalırsa, Osmanlının Avrupada'ki savaş ve kuşatma hezimetlerinin sorumluları yenıçerilerin yanlış, sihirli ve zehirli gıda alışkanlıklarıdır. O gıdaları tüketen askerlerin ruh ve bedenlerine ateş topu (tılsımlı besin maddeleri) yerleşip onlara ruhen ve bedenen cehennem azabı tattiriyorlardi. Böyle bir durumda askerler nasıl savaşsinlar ki? Bugün dahi aynı nebatlar Karadeniz Bolgesi'nde taamlar olarak tüketilmekte olup olaydan gafil olan vatandaşlarımızı kanser illetine maruz bırakmaktalar. Kanser bu bölgemizde %60 oranındaymiş. Sağlık Bakanlığının söz konusu katil nebatlardan haberi dahi yok, olsa bile tedbir almaktan aciz. İkinci Viyana kuşatması esnasında yenıçerilerin gavura ganimet olarak terkettigi besin maddeleri arasında en az 100 ton bugün dahi kimsenin bilmediği zehirli, sihirli ve helak edici besin maddesi bulunmuştur. Muhterem Yavuz Bey, sizin bahsettiğiniz işin hikaye kısmıdır. Olayların arkasındaki gizli gerçekler başkadır, hikmetini bilen bilir. Hikmetsiz her amel hezimetle sonuçlanır. Şahsen Viyana'da savaş ve kuşatmanin yaşandığı yerleri gezip gördüm, askerimizin boşuna heba oldukları yerlerde uzun süre yas tuttum, hala üzüntüm geçmemiştir, olayı hatırladıkça eski yaralarım deşelenir. Tarihi olaylar hiçbir zaman bu açıdan incelenmemistir.

SERDENGEÇTİ

8 Haziran 2020 07:11

ALLAH RIZASI İÇİN CENK EDENLER KULDAN BİR ŞEY İSTEMEZLER!

SÜTÇÜ İMAM

8 Haziran 2020 06:33

NE GÜZEL BİR VEFA MİSALİ!

mutmaine

8 Haziran 2020 04:29

Vakit namazları hep beraber kılınırdı , imdi CUMA namazına bile gitmiyorlar !......CİHAD KuranıKerimde ALLAHın emriyken ....bizim dingiller nerde oyun ,eğlence, onun peşinde....örtü ,ezan düşmanlığı yapan içimizdeki münafuklar varken...hesabı dahi sorulamazken ! ...Birlikte kılıç sallamaya ,adam yok artık.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle